Pazartesi akşamı Gençlerbirliği ile oynadığı maçta üç puandan çok daha fazlasını kazandı Trabzonspor..
Ligde iki basamak birden yükselerek 4. sıraya çıktı, Avrupa kupalarına katılma şansını sürdürdü, en önemlisi de taraftarların gönlünü fethetti.
Final niteliği taşıyan maçta Bordo-Mavili takımdaki futbolcuların kazanma hırsı, gözlerinden okunuyordu..
Teknik Direktör Hami Mandıralı her maç sonrası sürekli tekrarladığı “Dik oynayacağız” sözünü futbolcular beyinlerine iyice kazımış olacak ki, kazanma adına sahada basmadık yer bırakmadılar Avni Aker Stadı’nda..
Mandıralı’nın 4 gün önceden kampa aldığı oyuncuları sadece fiziksel idmanla değil, motivasyonla da maça hazırladığı belliydi.
Eeee boşuna dememişler “Çalışan kazanır” diye..
Bu kadar uğraşıp didinmenin bir karşılığı olmasın mı!
***
Bu arada Hami hocanın hakkını da teslim etmek gerekir.
Genç teknik adam, elindeki kadroyu en iyi şekilde değerlendirmesini bildi..
Çünkü Trabzonspor’da yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürsen sakal..
Yabancı oyuncular, kriz üzerine kriz yaratarak kafalarına göre takıldığı bu günlerde Mandıralı yapabileceği en iyi şeyi yaptı.
İşe kendisini dokunulmaz sanan bazılarına hadlerini bildirerek başladı sonra da futbolcuların beynini yıkayarak iki hafta sonra yeniden galibiyetle tanıştırıp taraftarla takımı barıştırdı..
***
Ancak bu sorunların bittiği anlamına gelmez.
Trabzonspor’un oyuncu kadrosundaki zafiyet aşikar..
Yarıştığı takımların en büyük gücünü yabancı oyuncuları oluştururken, Bordo-Mavililer için bunun yarısı bile lüks sayılır durumda...
Üstelik birkaçı hariç ligde neredeyse takımların gücü denk.
Son sıradaki Kayserispor ile Avrupa için yarışanların fazla bir farkı yok.
***
Yani Trabzonspor Gençlerbirliği’ni mağlup ederek Avrupa şansını sürdürdü ancak bu her şeyin bittiği anlamına gelmez.
Henüz hiçbir şey bitmedi ve önünde final niteliğinde Eskişehir ve K.Erciyes gibi iki zorlu deplasman maçı var.
Daha sonra ise Gaziantep ile Bursaspor geliyor..
Yani henüz hedefe varılmadı, Avrupa arenasında boy göstermek şansı garantiye alınmadı.
Fırsatı kaçırmamak elalem Avrupa’da top koştururken televizyondan izlememek için işi sıkı tutmalı ve sonuna kadar aynı inanç ve motivasyonla devam etmeliyiz..
Bu arada şunu da söylemeden bitirmek istemiyorum..
Keşke bu takımda herkes bir Onur, bir Olcan, bir Bosingwa bir Özer, bir Mustafa Yumlu, kadar ekmek yedikleri yere sahip çıksaydı.
O zaman ne ligde havlu atar, ne de Ziraat Türkiye Kupası’ndan, elenirdik..
Ara dönemde alınan Romen oyuncu Bourceanu’da aynı yolla ilerliyor..
Onun da aidiyet duygusu yüksek..