Kasımpaşa, Karabük ve Sivasspor’un kazandığı hafta Trabzonspor’un kaybetmemesi gerekirdi.
Anlayacağınız; her şey 4.’lük için.
Düşünebiliyor musunuz, koskoca Trabzonspor ligi 4’üncü bitirirse, deyim yerindeyse camia bayram yapacak. Bitiremezse; moraller bayağı bi bozulacak.
Kulakları çınlasın, Trabzonspor’u ligde 2’nci ve 3’ncü sıradayken acımasızca eleştirenlerin..!
***
Önce şunu söylemeliyiz:
Mete Kalkavan’ın “iyi hakemdir” cümlesini hak etmesi için bir fırın ekmek yemesi gerekir, hem de Vakfıkebir ekmeği. 87’de Çağlar’ın eline değen topu penaltı çal(a)mayan bir hakem, aynı pozisyonu İstanbul takımlarının birinde “es” geçsin bakalım, soluğu nerelerde alıyor...
***
İlk yarının son dakikası hariç Gakkoşlar Trabzonspor kalesine atak yapamadı.
Sezon başından bu maçın ilk yarısına dek Onur’a iş düşmeyen karşılaşmanın ilk yarısının hakimi Yusuf ve Özer ile gol pozisyonlarına giren takım Trabzonspor’du.
Bordo-Mavili takım bu sezon deplasmanlarda oynadığı maçlarda topa ilk defa bu kadar sahip oldu.
Takım savunması, yardımlaşma, tempo, yüksek pas yüzdesi dikkat çekecek kadar iyiydi. Buna mücadele, tam saha pres de eklenince, 15. dakikadan sonra Elazığspor oyunu mecburen kendi yarı alanında kabul etti.
Aynı Elazığspor hiçbir takım karşısında kendi sahasında bu derece mahkum oynamadı. Elazığspor’u bu mahkumiyete ve bu oyun anlayışına sürükleyen oyuncuların başını Özer Hurmacı çekti.
***
İlk yarı takımının en zayıf halkalarından olan Şahin’in yerine Emre’yi oyuna alarak başladı Hami hoca. Bu değişiklik her ne kadar forvet sayısını artırmak olsa da Emre’nin varlığı ile yokluğu belli değildi.
Bi Özer canla-başla mücadele etti.
Gakkoşlarda Trabzonspor’a direnen adam kaleci Ivesa’ydı. Kaleye vurulan her topun üzerine gitmesi kaleci şansıydı.
Trabzonspor’un bilhassa ilk yarı iyi oynadığı karşılaşmada iki puan kaybetmesi; Hami Hocanın elinde, bir başka deyişle yedek kulübesinde yeterli oyuncunun, oyunun kaderini değiştirecek oyuncusunun olmamasıydı. Bu da Hami hocanın şansızlığı olsa gerek...