Ve kadınlar
Bizim kadınlarımız:
Korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehribar başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve on beşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon’a doğru (N H)
*****
8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Aslında kadınlarımızı belirlemek için Nazım Hikmet’in şiirine eklenecek pek de bir şey yok. Uzun soluğu, duyarlılığı ve sanatsal becerisiyle Anadolu kadınını ne güzel anlatmış bize. O kadınlar ki hâlâ dayak yer, öldürülür ve gelenekleri için babası, kardeşi veya yakını tarafından namus adına katledilirler.
Evlerimizin direği, çocuklarımızın anası, aile bireyleri arasında birleştirici özelliği olan kadınlarımız neden yerini değerini alamamıştır toplumumuzda? Bu oluşumda kendilerinin kusurları yok mu? Atatürk gibi bir lider çıkmış, gelişmiş ülkelerin kadınlarında olmayan haklar vermiş onlara. Seçme, seçilme daha önemlisi insan olma hakkını yasalarla koymuş önlerine. Giyimlerine, kişiliklerine dokunulmasını istememiş ömür boyu. Peki bazı kadınlarımız erkekle eşit haklara sahip olduğunu söyleyen Atatürk’e karşıdırlar? Allah aşkına bunun yanıtı bilen varsa bana da öğretsin. Elbette ki bedensel ve ruhsal olarak farklıdır erkekle kadın.
Tanrı güzeldir. Güzelliğini insanda somutlaştırmıştır. Kadını yaratmış, ona kendi zarafetini, duyarlılığını, sevecenliğini, bağışlayıcılığını ve yaratıcılığını vermiş. Erkeği yaratmış ona da gücünü, koruyuculuğunu vermiş. Kadınlarımız ve erkeklerimiz Allah tarafından kendilerine verilen bu güzellikleri kullanırlarsa toplumda ailede şiddet olmaz diye düşünüyorum. Kadınlarımızın üstün vasıflarından biri de geleneklerimizden getirdiğimiz kutsal aile kavramının koruyucusu olmalarıdır ki bu en yüce duygudur. Onlardan korkmayalım, onların da insan olduğunu bizden biri olduğunu unutmayalım. Onları küçük düşürmeyelim, bırakalım kendi kimlikleri ve kişilikleri ile yaşasınlar.Üretsinler, yönetimlerde görev alsınlar..
Ne dersiniz kadınlarımız bu güzellikleri hak etmiyor mu?