İnsan var insan var! Bazılarının ayrılığı boşluk yaratmaz üzüntüden başka. Öyle de insan var ki ayrılığı hem derin bir boşluk yaratır hem de onulmaz elemler yükler geride kalanlara.
Hüseyin Karaçengel ağabey bizde boşluk bırakarak gitti. Onu kaybetmenin verdiği üzüntünün zaten tarifi kabil değil.
Çok cömertti ve aynı minvalde mertti.
Her gün oturduğu köşesinde onu görememek, ona dokunamamak, birlikte yudumladığımız çayı bir başımıza içememek etkisi yitmeyen bir koca hasret bizim için.
Çok güzel bir arkadaştı. İnce ruhluydu.. O ince ruhu, öğretmenliğinin yanında şairlik de yüklemişti kendisine.
Meselelere genelde Türk milleti menfaatleri çerçevesinden nazar kılardı. İmanı gibi milliyeti de sağlamdı. Çok özgün tanımları vardı.. “Ezmek için değil yaşatmak için var” derdi devleti tanımlarken.
Peşinden “Yaşatmak istediklerimiz ruhunu Hrıstiyan-Masonik unsurlara ikram etmişse onlara da yapacak bir şey yok. Tercihleri kendi kaderleri” diyerek memleketteki hayrı ve şerri özetlerdi.
Erken yürüdü Hakk'a..
“İyi insanlar uzun yaşamaz” derler ya hakikatmiş.
Ona hastalığı boyunca herkesten çok vefalı davranan arkadaşlarından Ali Hocaoğlu'nu takdir etmemek elde mi?
Diğer arkadaşları da büyük yeis yaşadı ama hani ‘en’ diye bir derecelendirme var ya orada Hocaoğlu gibisi yok.
Ben bir yıldır kendisiyle yakın arkadaş oldum. Kader böylesine güzel bir insanla geç tevafuk kıldı bizi. Ama arkadaşlık mesafesinin boyu kısa olsa da birbirimize olan hislerin boyu hiç de öyle değildi.
Az üzgün görse beni bir şey mi var diye sorar; kendi problemlerinden çok karşısındakinin problemleriyle ilgilenirdi.
Mütevaziydi. Kanaatkardı; asla üstüne kibirin k'si konmamıştı.
Hüseyin Karaçengel çok candı.
Bir beyin kanaması ile uyudu, birkaç gün içinde de Huzur-i İlahi'ye koştu.
Her gün yazılarımı okur, iyi bir eleştirmenlikle şu meseleri de yaz diyerek toplumun eksik yanlarının tamamlanması için telkinlerde bulunurdu.
Bir kez bile insanı incitmek istemezdi.
Kendi incinir ama kalp kırmayı asla aklına getirmezdi. Eski bir duvar yazısı olan “Bu çeşme nasıl çeşme/ Su içecek tası yok/ Kırma insan kalbini/ Yapacak ustası yok” şiarını hayatının prensibi olarak mayalamıştı.
Eşi, çocukları çok üzüldüler. Ani gidişi kimi örselemedi ki onları tarümar etmesin.
Mekanın cennet olsun Karaçengel ağabey..



BİZE YİNE HÜSRAN

Trabzonspor Galatasaray’ı deplasmanda yendikten sonra evinde kazanması gereken bir maçta yine taraftarına hüznü yaşattı.
İlk yarıda hemen oyunun başında bulunan penaltı golüyle 1- 0 öne geçen Trabzonspor, çok avantajlı başladığı bir oyunda istediklerini bir türlü sahaya yansıtamadı. Oyun boyunca rakipten veya takımımızdan seken topların tamamına yakını rakipte kalıyorsa bu oyun şablonunda bir problem var demektir.
Sahayı hem enlemesine hem de boylamasına bir türlü etkin kullanamadı. Fırtına defansın göbeğinde oynayan Oğuz ve Durica, Kweuke tarafından aidata düğüm yapıldı. Her topa kafasıyla vücuduyla ve ayağıyla temas etme başarısını gösteren Rizespor’un santraforu bize zor anlar yaşattı. En umutsuz pozisyonları bile gole çevirmesini başardı. Bizimkilerin ise basireti sanki bağlanmıştı. Penaltılarolmasa başka gol bulma ihtimalimiz yok gibiydi.
Ersun Yanal oyunu okumakta başarısızdı. Çünkü 2-1öndeyken sağlı sollu yüklenirken, oyunu soğutacak değişikliklere gitmedi. Sahada yürümekte zorlanan oyuncuları bir türlü göremedi. Neticede mutlak kazanılması gerek bir maçta yine kazanmayı başaramadı.
Komşu takım Rizespor ise Hikmet Karaman’ın oyunu okuma yeteneği ile yaptığı olumlu değişikliklerle 1 puanı cebine koyarak Trabzon’dan ayrıldı.
Haftaya oynanacak Beşiktaş maçında bu oyun anlayışıyla sonuç almamız zor, zira oynayacağımız takım futbolu oldukça hızlı oynayan bir ekip. Bir de başlarında kurt hoca Şenol Güneş’in varlığını düşünürsek işimizin hayli zor olduğunu söylemek kehanet olmasa gerek.
Bugün eğer sahadan 3 puanla ayrılabilseydik oyunumuzun kötülüğüne bakmaksızın bazı umut cümleleri kurabilirdim. Takım lig ve kupa dahil üç maçı üst üste kazanmış olacaktı. Bu senaryo gerçekleşseydi kazanılacak özgüvenle Beşiktaş’a zorluklar çıkarabilirdik. Şimdi bu imkân da elimizde yok, bakalım gelecek hafta beklentilerimizi olumluya çevirecekbir hamle söz konusu olacak mı, umarım olur. Çünkü umut fakirin ekmeğidir.
Trabzonspor’un kurtuluşu için Trabzon’da herkes kafa yoruyor, bunlardan biri de Sezgin Armut’çu. Armutçu, Trabzonspor’un başarılı olması için mutlaka genetik yapısına dönmesine öneriyor.
Bu görüşe katılmamak elde değil.