Karadeniz Bölgesi'nde sinsi çalışmalar yapılıyor. Özellikle milletimizin ayrılmaz parçası olan bazı etnisiteler üzerinde oynamak isteyen Batılı misyonerler, tarihi gerçeklere dayanmayan uydurma bilgilerle önce fikirleri bulandırmak sonrasında da farklı bir milliyet tanımı geliştirme mesayisindeler.
Laz ve Hemşinli gibi milletimizin has evlatları olarak bildiğimiz ezeli komşularımızla aramıza ayrılık tohumları ekmeye amade özellikle Fransız, İngiliz, Rus patentli ajanlar bölgemizde fink atıyor.
Konuya duyarlı olmaya ve yetkilileri bu nevi olayları takip etmeye davet eden KTÜ öğretim görevlisi Prof. Kemal Üçüncü'nün analizlerine dikkat etmek gerekir.
Üçüncü; "Hemşin bölgesi ile ilgili yabancı ülkelerin yapmış oldukları faaliyetleri okudum. Sizin de okumanızı rica ediyorum. Yalan yanlış popüler bilgilerle, bölgemizde manipülasyonlar yapmaya dönük faaliyetler artık açıkça icra edilmektedir. Bu konuyla ilgili olarak bölgemizdeki bürokratlar son derece ilgisiz ve donanımsızdırlar. Çok da umurlarında olduğunu, meselenin boyutlarını kavrayabildiklerini sanmıyorum" diyerek meselenin bam teline dokunuyor.
Türk milleti büyük millettir ama etrafında döndürülen çakallıkları takipte hep eksik hep nakıs davranmıştır.
Dağlarında dolaşan nebatat avcılarının ne amaçla dolaştıklarını, zengin bitki örtüsünü, zengin böcek yapısını bu denli niye incelediklerini hatta kimi örnekleri toplayıp niçin kaçırdıklarını bile hakkıyla takip etmemektedir.
Karadeniz’in hem demografik yapısına hem de bitki florasına birilerinin acayıp dadandığını görmek için hangi feci netice beklenmektedir?
Devletin değişik kurum ve kademelerinde koltuk işgal eden brokratlar geniş bir bilgi yazılımına sahip değillerse bu tür çakallıkları ‘insani gezi’ boyutunda değerlendirirler ve uyarı yapan yazar çizer takımını da 'paranoyak' olmakla itham ederler.
Ben buradan her kademede görev yapan insanımızı hatta halkımızı uyarıyorum. Yüzünüze her güleni dost sanmayın. Hep septik düşünün. Yaşadığımız çoğrafya her daim uyanık durmayı gerekli kılıyor.
Lazca ve Hemşince bizim yerel zenginliğimizdir. Yaşaması ve yaşatılması zenginliğimizin muhafazası anlamına gelir. Bu dilleri ayrılık kaynağı olarak göstermeye çalışan zebani kılıklı yerli yabancı her kim varsa bunlara asla vasat tanımayalım.
Şiarımız "Birlikte rahmet ayrılıkta azap vardır" olmalıdır. Türkiye düşmanları korkutacak kadar büyük (insan, nebat, maden, hayvan) enerji barındırıyor. Bu güçten korkanlar enerjimizi kendi aramızda harcamamız için büyük mesai harcıyor. Uyanık olmak için başa kütük düşmesini beklemeyelim.