Türkiye Cumhuriyeti'nin FETÖ darbe girişimiden sonra hem dini anlayışı hem de milli karakteri ortaya çıktı.
Sicili en berrak bir devlet olduğu anlaşılıdı.
Başkalarıyla uğraşan değil hep kendine fak ve tuzak kurulan bir millet olduğu da netleşti.
Kimsenin tavuğuna kış demediysek, herkes bize niçin bilenmiş acaba?
Ya bulunduğumuz zemin çok değerli ya üstündeki millet..
Ya da ikisi..
Yaşadığımız dehşetengiz darbe girişimi bize bu gerçeği daha iyi anlattı.
Önce milletin tanımı asıl kurucusu üstünden hassasiyetle tekrarlandı.
Türk'ü inkar ederek, içimizdeki bizim dediğimiz halkları memnun etme davasının koca bir hurafe olduğu da netleşti.
Tek millet: Türk milleti..
Tek vatan: Misak-ı Milli sınırları..
Tek bayrak: Ay yıldızlı al bayrak
Tek devlet: Türkiye Cumhuriyeti..
İşte bu sıralama bugünü ve yarını aşan karakteriyle hala diri, hala genel geçerdir.
İlk ve sonraki anayasalarda “Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk'tür” maddesi Kürt, Laz ya da başka bir şey olmana bir şey demeyiz, yeter ki vatandaşlık bağıyla bağlı olduğun devletin sana verdiği payeye saygısızlık yapma anlamında müthiş bir kucaklama sözüydü.
Bize bu Peygamber aguşu gibi sözü ırkçı söylem diye yutturdular.
Millet iradesini her şeyin üstünde tutan, kadına seçme seçilme hakkı tanıma karakteriyle Türkiye Cumhuriyeti çağdaşlarını sollamış bir mantıkla inşa edilmişti.
Bugün ‘ey Avrupa’ diye seslendiğimizde bu güvenle coştuğumuz unutulmamalı..
Kimse kimseye kimlik dayatmıyor bu memelekette. Herkes kimliğini bir bütünün parçası halinde yaşıyor.
Uluslaşmanın koyu günlerinde "Vatandaş Türkçe konuş" kampanyasına kafa takanlar vatandaş İngilizce öğren dayatmasına hiç itiraz etmedi nedense.
İnsanlar annesinin dilini elbette konuşacak, onunla hikayeler masallar dinleyecek. Ama bizi birbirimize bağlayan ortak lisanımız Türkçeye yan kapının mandalı demeyecek.
Bütün mesele bu aslında.
Çok karakterli bir milletiz. Asla mazlumun, mağdurun yanından kalkıp kodomanların meclisinde insan simsarlığı yapmadık.
Ekmek bölüşmede Türk milleti dünyada tektir.
Kimi gün geldi Kafkaslardan gelenlere hem coğrafyamızı hem de soframızı açtık..
Kimi zaman Balkanlardan gelenlere..
Kimi zaman Peşmerge'ye..
Kimi zaman Araplara
Kimi zaman Afganlara hatta Acemlere..
Biz her mazlumu, mağduru bizden bir parça gördük..
Biz öyle renge, ırka, meşrebe mektebe bakmadık..
Yahudilere 500 yıl önce gelin, bu topraklar insan toprağı dedik..
İnsan toprağı olmasaydı Mevlana ve Yunus buralarda fidelenir miydi?
Eksiğimiz gözümüzün gönlümüz kadar açık olmaması.