Dün akşam kadrolar açıklandığında, Adrian’ın ismini görememek ve tribünde olduğunu öğrenmek şok olmamıza neden oldu. Belliki, Tolunay Kafkas’ın kafasında bu isimle ilgili bir takım soru işaretleri var ama Zokora, Olcan ve Colman gibi isimlere neden çok iyi niyetle baktığını anlamakta zorluk çekiyorum desem haksız sayılmam her halde.
Çünkü takımda kafasına göre takılan 3 isimdi Olcan, Colman, Zokora... Ama onlar dokunulmaz!
 Colman, Zokora’nın geri viteste oynaması, Sapara’nın ne hız, ne çabukluk, açısından üst düzey takım oyuncusu olmaması nedeniyle Trabzonspor ilk yarıda en küçük bir etkinlik gösteremedi. İkinci yarıdaki değişiklikler, rakip kalede baskıya neden oldu ama girilen pozisyonlar sonuç vermedi. Hakem de son dakikalarda bir penaltı, bir golü yedi!. Belli ki Trabzonspor’un üzerine oynayacaklar. Ancak dünkü Trabzonspor’u izlerken, bu pozisyonlara sığınma yanlışına düşmeyecek kadar da futboldan anlarız!
Şunu da ifade etmek istiyorum ki, 16’ıncı sıradaki Elazığspor’un 27 puanı var ve her an diken üstünde durmaya tahammülümüz yok. Tolunay Kafkas, bir takım kaprislerle birlikte takımın kaderiyle oynama, kapris, kompleks yapma hakkı bulunmuyor. Başta Adrian olmak üzere, takıma katkı yapacak isimlere hemen yer açsın. Çünkü artık kötü rüya görmek istemiyoruz.
Bak Hoca! Senin egon tatmin olacak diye Trabzonspor’u küme düşme adayı takımlar arasına sokma hakkın değil. Bunun bedeli çok ağır olur! Senin ne bedel ödeyeceğini bilemem, bu çok umurumda da değil. Ancak, bu camiaya acı çektirmeye artık ne senin, ne de o kulübü yönetenlerin, başta başkanın Sadri Şener’in hakkı var!
Son söz yine medya gülü sayın Şener’e... Lider olduğunu ve bu nedenle de görevi bırakmayacağını söylemiştin. Zor günlerde takıma sahip çıkmak gerektiğini anlatmıştın. Liderlik, her zoru gördüğünde tribünlerden kaçmak değil, orada kalıp, sonuna kadar direndiğini göstermektir. Komutan savaş alanından kaçarsa, askerin teslimiyeti kaçınılmazdır.
Bilmem anlatabildim mi!