Eğitim ve öğretim yılı sona erince bu aralar sosyal medyada sürekli mezuniyet fotoğrafları görüyorum. Kızlar bütün zarafetleriyle, erkekler bütün yakışıklılığıyla mezuniyet törenlerinde cübbeleri ve kepleriyle mezun olmanın gururunu yaşıyor.
Bir tarafta mezuniyet törenleri ve kutlamaları olurken, diğer yanda şehirlerde kariyer günlerinin afiş ve tanıtımları karşımıza çıkıyor. Şirketler kendi firmalarının tanıtımlarında kariyerli bir iş sloganı kullanarak katılımcıları kendi stantlarına çekiyor. Buraya kadar her şey normal ve olması gerektiği gibi.
TÜİK’e bakıyoruz, genç işsizlik oranını açıklıyor. Genç nüfusta (20-24 yaş) işsizlik oranı erkeklerde %20, kadınlarda %22. Sendikalar ise haykırarak fiiliyattaki genç işsizlik oranının %30’ların üzerinde olduğu sürekli söylüyor.
Kariyer gününe katılan gençlere soruyoruz. “Hazırlandık geldik, bol bol başvuru formu doldurduk ve özgeçmiş bıraktık, size geri döneceğiz” diyorlar.
Firmalara soruyoruz “Alacağımız 1, bilemediniz 2 kişi, başvuran sayısı bin kişinin üzerinde; başvuranlar içinden doğru kişiyi bulmak bile aylarımızı alabilir.”
Tekrar mezun olan gençlere nasıl bir iş aradıklarını sorduğumuzda, “kariyerli bir iş olsun, aldığım maaş hayat standartlarımı karşılaşın ve ileride yükselme durumu olsun” diyerek beyaz yakalı pozisyonlardan bahsediyorlar.
Tekrar firmaya dönüyoruz, “kimleri arıyorsunuz?”. “Yönetici kadrolarımız dolu, teknisyene ihtiyacımız var onu da bulmakta zorlanıyoruz”.
Hemen yanımızda bir genç grup, “çocuklar fuarda amacınız nedir?” diye sorduğumuzda, “iyi bir staj arıyoruz. Ancak torpilsiz staj bile ayarlayamadık kendimize, sanırım bu gidişle doğru düzgün bir stajda yapamayacağız”.
Birkaç sene önce mezun olanlarla konuştuğumuzda sanki yüzlerindeki gülümseme azalmış, yerine daha donuk bakışlar gelmiş. Donuk bakışları ve umutsuzluğu kırmak istercesine işi şakaya vurarak “fuardan birkaç bloknot kalem aldık, sınavlara çalışırken lazım olur” diyorlar.
Konuştuğumuz gençlerin bölümlerini soruyoruz, bilgisayar mühendisi, biyolog, kimyager, çevre mühendisi..
Bu tabloyu değiştirecek tek güç, betonlar ve beton dökmekle ile övünmek değil. Üreten, bilim yapan ve istihdam yaratan bir Türkiye oluşturulmasıyla övünmek..
Trabzon’da üretim yaparak 50+ yeni istihdam sağlayan yeni bir işyerine ve istatistiğe henüz rastlamadım.