Tarih 31 Mart 2025 Pazartesi… Türkiye’ye kasvet çöktü! Neşelenmesi de kederlenmesi de bir bahaneye bakan Karadeniz'i sarıp sarmalamış çaresizlik! Bir efkarlandı mı insanlarını daraltan, yüreklerini sıkıştıran kent ne yazık ki ülke çapında olan rengini yitirdi. Bugün Trabzon'un yeri ve göğü, denizi ve dört bir yanı grinin tonlarından ibaret! Eksilmenin kahrına gebe!

Bugün, Karadeniz müziğinin can damarları kesildi. Binlerce notanın sahibi artık bu dünyayı terk ediyordu. Notalar neden bulunamadıklarını, neden karanlığın içinde kaldıklarını hiçbir zaman öğrenemeyeceklerdi. Hayal boşluğunun içinde gezip duracaklar, ancak müziğe bir türlü ulaşamayacaklardı. Çünkü Volkan Konak arkasındaki nota pelerinini bir şövalye edasıyla toplayarak gökkuşağının renklerine katıldı.

Kim ne derse desin sihirli güçleri vardı Volkan’ın! Memleket hasreti içindeysen, bir yakının ölmüşse, sevdiğinden ayrılmış veya çok yakının zor durumdaysa dinleyemezdin Volkan’ı; çünkü ortak olurdu acına! Memleket hasreti yüklerdi dinleyenin kalbine! Hemen bir şey yapmak için kendini bir çaba içinde bulurdu. Dinleyemeyeceğim dediğin şarkıyı yüzlerce kez dinlerken bulurdun kendini!

Volkan şarkılarıyla girerdi insanların kalbine. Bütün hasretini, acını, sevincini yaşarken yanında olurdu insanların. Bir de bakmışsın ki memleketinde, sevdiğinin mezarının başında veya sevdiğin her neyse onun yanında bulurdun kendini. Onun şarkıları muhakkak her insanın bir anını canlandırır, bir espirisi dudaklarında bir gülümseme bırakırdı.

Kim ne derse desin sihirli güçleri vardı Volkan’ın! Onu izlerken istersin ki ekrandan çıksın bize gelsin, evde ne varsa koyalım masaya. Arkadaşlarımı, komşularımı çağırayım oraya. Burda yapalım programı; karşılıklı söyleyelim, içelim, gülelim, doya doya omuzlarımızda ağlayalım. Sevdiklerimizle olalım, kaybettiklerimizi analım, sevmediklerimize ağız dolu sayalım. Ekranda da seyretsen yanında gibi hissederdin Volkan’ı.

Her televizyon programında şarkıyı söylerken "Tüm Türkiye!" dediğinde tüm Türkiye’nin ona eşlik ettiğini biliyorum, buna eminim. Ama ben şunu iddia ediyorum: Şarkıyı seyirciye eşlik ettirmede yedi kıtada, bir dudakda olsa onu şarkıya eşlik ettirdiğine hiç şüphem yok!

Kim ne derse desin sihirli güçleri vardı Volkan’ın! İnsanları, görmediği Karadeniz'e aşık ettirir, memleket hasreti çektirirdi. Öyle duygulu okur ki okuduğu şarkıları, türküleri anılar gelirdi gözünün önüne. Dokunursan kaybolur diye olduğun yerde donakalırdın. O hayalin içinde var olduğunu sanırdın. Boğazına bir yumruk Karadeniz heyelanı gibi akıp gelip yerleşir. Birden ne yapacağını şaşırırsın. Yutkunamazsın, yutkunsan geçmez. Hayalin içinde kalırsın.

Bir anda gözyaşın gözün ucundan bir damla olarak doğar, sonra arkasında bir yol bırakarak şakağa doğru yuvarlanır, sonra bir dağın tepesinden aşağıya akarcasına, yanağına doğru hızlanır. İşte bu zaman içinde sen neyi hayal etmişsen onunla geçirdiğin hayatı tekrarlarsın. Bir mucize gibi bu kısacık süreye bir yaşamı sığdırırsın. Anlamadan istem dışı yutkunur, boğazına yerleşen yumruktan kurtulursun.

Kim ne desin sihirli güçleri vardı Volkan’ın! Ailede en yaşlısını bile programın başlangıcından sonuna kadar sandalyede gıkı çıkmadan oturttururdu. Hayranları kendisini seyredebilmeleri için 600 km günü birlik seyahat yapardı. Volkan ilk çıktığında kim bu dediklerini hatırlıyorum. İnsanlar onu bir şarkıcı olarak değerlendirmeye çalışıyordu içindeki Volkan’ı görmeden. Fatih Erkoç’la Yankılar programında izleyenler kim bu diyenlere büyük bir cevap olmuştu.

Karadeniz yöresi ve kültürü ile hiç alakası olmayan insanları kendi türkülerini dinletebilmiş ve söyletebilmiştir. Sadece söyleyecek şarkısı olmadığını bir konuşmasında "Çevredeki insanlar böyle acı içinde, böyle mutsuz yaşarken mutlu olmayı bencillik olarak görüyorum." dediğinde insanlar söyleyecek sözü olduğunu da öğrendiler.

Tanrı’dan isteği olan “sahnede ölmeyi” Tanrı’nın kabul etmesiyle hızlı başladığı hayatına hızlı bir şekilde sahneden ayrılarak son verdi.

Seninle gurur duyuyorum Şövalyem; mekanın cennet olsun.