Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı aleni hale geldikten sonra Köşk'e çıkacak kişi konsunda seçenekler barizleşti.
Ya Ekmeleddin İhsanoğlu ya da Recep Tayyip Erdoğan ikilisinden biri Türkiye'ye 864 rakımlı tepeden bakacak.
Diğer adayın ise hiçbir şansının olmadığını bizden önce kendisi biliyor.
Bu aşamadan sonra adayların kimliklerinin bütün detaylarıyla irdeleneceği bir hassas süreç bizleri bekliyor. Doğumundan başlayan, bütün çevresel faktörlerle şekillenen bir tanıma ameliyesi günlerce televizyonlarda adeta jenerikleşecek.
Çocukluk arkadaşlarını bulacaklar, onlara nasıl bir insan olduğu sorulacak. Genellikle de onlar belli olan bir cevap vererek “Çok akıllı, çok zeki, farklılığını ozamanlardan belli eden" diye tarifler getirecekler bizler de yüzümüzde hayretin mumu yanmışçasına "vay be" diyerek izleyeceğiz.
Hatta nasıl bizler böyle birinin çevresinde doğamamışız diye içten içe yanıp bahtsızlığımıza üzüleceğiz.
Bu hep olagelen bir durum. Ama her kesim hadiseye aynı nazarla bakmayacak tabii.
Bizler gibi adayların ıcığını vıcığını merak etmek şöyle dursun bunların Köşk'e yakışmayacağını düşünen, devletin tapusunu elinde bulunduran zihniyet, İslamcıların istilasından bahsedip Türkiye'nin geriye doğru ivmelendiğinden yüksek sesle bahisler açıp itirazlarını cığlıklaştıracaklar.
Oysaki TBMM'de 5-6 imzayı bile bulmakta zorlarnan zihniyetin düştüğü durum, ırkçı Kürt hareketinden bile sayısal olarak geri düşümesidir. Bu durumu sindirmemeleri gerekirken verdikleri tepkiyle İşçi Partisi'nin kıbleleştirdiği bir yöne evrildiklerini bilmem anlayabilecekler mi?
Atatürk’ün temsil ettiği zihniyet, Türkiye'de bu 5-6 imzayı bulmakta zorlananlara teslim edilemeyecek kadar değerlidir oysaki. Çünkü Türk milletinin bütün değerlerini izmar eden Atatatürk zihziyeti, bu toplumun katmanlarından gelen ve halkın oyuna talip olarak yola çıkan hiçbir bireyin değişik saiklerle suçlanıp itibarsızlaştırılmasına dayanak olamaz.
İster Tayip Erdoğan ister Ekmeleddin İhsanoğlu olsun her ikisi de Türk milletinin has evlatlarıdır. Favori olmayan diğer aday da aslında bu milletin has evladıdır. Neresinden bakarsak bakalım seçimle bir vazife verilen vatan evlatları açıkça vatan hainliği yapmadıkça onları hiçbir gerekçeyle Köşk’e yakıştırmama ehliyetine hiç kimse sahip değildir.
İslami hassasiyeti olan herkes bağnaz değildir. İslama saygılı birikimli beyinler ideolojinin esiri değilse Atatürk'e karşı minnettar bir duruşa itiraz etmezler. Hatta onu duruşlarının yanında konumlandırmak isterler.
Çankaya’ya İslamcı çıkıyor endişesi acaba şimdiye kadar çıkan insanlara haksız bir bakış değil mi?