Dünyanın gündemini “Gazze katliamları” oluşturuyor. Yürek ağlatan görüntüler, yaşlı, çocuk ve sivil demeden yapılan kıtaller, karşılıklı kin ve nefret söylemleri, saman ateşi gibi başlayıp sönen kınama eylemleri ve sonuç; yüzlerce ölüm, sönen hayatlar, yıkılan ve yakılan bir vatan Filistin.

Antisemitist olmaya gerek kalmadan insan olan herkesin asla kabul etmeyeceği ve medeni dünyanın suskunluğunun da en az bu katliamlar kadar sorgulanması gerçeğinden hareket ederek bir öz eleştiri yapmamız önemlidir.

Ancak günlük politik beklenti ve heyecanlara uygun olmayan hiçbir fikir ve düşüncenin ülkemiz insanı nezdinde bir değeri olmayacağı gerçeği ile de karşı karşıya olduğumuzu görüyorum. Biz yine de belki bir ipucu elde edebiliriz diye fikrimizi paylaşmak isteriz.

Dünyanın en üstün silah teknolojisine sahip olan bir İsrail ile karşı karşıyayız.

Ayrıca dünyanın etkili bütün devletlerinin bu alçak katliamlara rağmen her zaman desteğini alabilen bir İsrail’den bahsediyoruz.
Karşı tarafta ise el yapımı roketlerle ve günlük ihtiyaçların karşılanmasında kullanılan ilkel tünellerdeki sığınaklarla var olmaya çalışan bir Gazze!

Ünlü Osmanlı paşası Cemal paşanın 4. ordusunun yiğitlerinin de ‘kutsal ideallerimiz’ için canını verip toprağında yattığı Gazze!
Bazı anlatımlarda duyduğumuz ‘işte onlar da bizim ordumuza şunu yapmışlardı, İngilizlerle işbirliği yaparak bizi oralardan kovmuşlardı’ gibi açıklamalara ihtiyacı olan bir millet değiliz.

Hatta Doğu Türkistan da, Karabağ’da, Telaferde, Musul ve Kerkük gibi dünyanın birçok bölgesinde soydaşlarımıza yapılan insanlık dışı muamelelere karşı beklenen refleksleri gösteremememiz ile bu gelişmeyi karşılaştırmamız ne millet olgunluğumuza ve ne de insanlıkla bağdaşmaz.

 Biz Müslüman Türk milletiyiz, Allah ve Peygamber dostu bir milletiz. Bu dostluğun  bedeli Doğu Türkistan, Karabağ, Musul, Bosna gibi Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar  çok geniş bir coğrafyaya hami olmaktır!

Gelelim asıl meseleye. Benim aklımın almadığı en önemli şey şudur. Acaba bu son gelişmelere bahane oluşturan üç İsrailli çocuğun öldürülmesi ve menzili sapanla atılan taşlardan çok fazla olmayan roketlerin fırlatılması eylemini yapan insanların gerçek amacı nedir?

Acaba diyorum MOSSAD El Kassam Tugaylarının derinliğine sızarak; kendisi için bir tehlike oluşmaya başladığı andan itibaren bunu ortadan kaldırmak için bahane oluşturacak eylemleri Filistinli silahlı guruplar içindeki elemanlarına kendisi mi bizzat yaptırıyor!

Çünkü son dönemlerde Türkiye’nin de katkısı ile Filistinli düşman guruplar diye söylenen; El Fetih ile Hamas mücadele gurupları birleştirilerek ortak mücadele kararı almışlardı. Bunun önemli sonuçlarını da gözlemlemekteydik! Hal böyleyken sonucu kendileri için felaket olacak olan böyle eylemleri bu tecrübeli gurupların yapmasının akıl işi olmadığını söylemek istiyorum!

Kimse işin bu tarafına bakmıyor! Mübarek ramazan ayında kendi varlıklarının yok edileceğini bile bile, dünyanın bu katil sürülerine fırsat tanımak sorumluluğu niçin hiç yorumlanmıyor?

Bu nasıl bir akıldır?
Peygamberimiz ‘Düşmanınıza silahıyla mukabelede bulunun’ derken bizi ikaz etmiyor muydu? Bir tarafta tabirimi mahzur görün karasaban, diğer tarafta insan aklını zorlayan tahribat ve takibat gücüne sahip modern silahlar ve öldürmeyi ibadet sayan İsrail ordusu!

Buna rağmen sen kalkıp böyle hareket edebiliyorsan bu işte bir iş vardır, neden acaba bu akıl tutulması diye insana sormazlar mı?

Kimse kusura bakmasın bir tarihçi olarak olayın bu yönünün de düşünülmesi ve irdelenmesi gerektiğinin son derece önemli olacağına inanıyorum!

Bizden hatırlatması.