Seçimler yaklaştıkça hakikatin boyu bir hayli kısalacak, yalan ise bir selvi ağacı gibi rüzgarla birlikte endamlı endamlı sallanıp duracak sokaklarımızda. Ne vaatler dökülecek vatandaşın önüne. Vaatlerin gerçekleşmesi ise 'şu seçimleri bir atlatalım hele' sözünün arkasına yığılacak.
Vatandaş da küçük beklentilerinin avunma durağında, yağmalanıp giden büyük parsellerin tasasını dahi duymadan kullanacak oyunu. Oy kelimesinin oyun kelimesiyle akrabalığına dikkat etmeden tercihini yapacak ahali. Oyla oyun kurmasını bir bilse, seçimlerde değil, daima önemsenen olacak ama maalesef o düzeye henüz gelinemedi. Oy deyip un yemesini öğrendi ama bu yetmiyor tabii.. Ara sıra ipe un sermesini de becererek bazılarının aklını başına devşirmesini sağlar gerçeğine inkılap etmek gerekir.
Sonra gerçekleşmemiş beklentilerin kızgınlığı ile birkaç yorum, birkaç galiz söz derken kapılarına dayanacak yeni umut kapısı bir seçim daha sinsi sinsi. Karşılanmamış sözler tekrar edilip, istekler ve beklentiler siyasetçi nerede zuhur etse orada kendisine aktarılacak. Umutla menevişlenen gözlerin heyecanını ranta dönüştürmekte kaşarlanmış siyaset yardakçıları, cafcaflı cümlelerle, tumturaklı konuşmalarla gönülleri tekrar satın alıp, vatandaşlar salınacaklar hayal zengini umutlarla sokağa.
Uzmanlar der ki; 'Beklentiden daha güzel bir şey yoktur. İsyanların önüne duvardır beklenti. Çimentosuz, kumsuz, kara taşsız örülen bir duvar. Ör örebildiğin kadar, dayanıklılığını unutkanlık denen limanın sükünetli sularına bırak.'
Seçimler bitmez, aynı istekler gibi. Her yeni seçim yeni taktiklerin de piyasa yaptığı bir süreci beraberinde taşır. Şablon cevaplar geliştirilir. Şöyle bir sual gelirse şöyle cevaplar verilecek diye taktisyenlerden bilgiler alınır. Vatandaşın fazla sözle işi bulandırmasını önlemek için de 'ayıptır' diyen 'frenler' de seçim gezilerinde 'çanta' gibi taşınır. Zaman zaman kenara çekilerek ikna metotlarıyla gaz alma işini bilenler etkin mesai harcayarak 'dikenli tipleri' önce 'güle' sonra da gülmeye hidayet ettirirler. Sağlanan her başarı oya dönüştükçe vaatlerin dozajı biraz daha artırılır. Seçim sonrası gerçekleşecek olumlu havadan herkes gibi kendilerinin de yarar sağlayacağı adeta bir imanla işlenir.
Seçimler seçimler diyerek akar hayat. Kimileri vurur voleyi döner köşeyi, kimileri de durur bekler seneyi.. Hayat bu, akar gider işte!
Peki gerçekte işler nasıl yürümeli?
Halkın aldanmaması için millet nasıl bir tavır ortaya koymalı?
Cevabı en basit sorular bunlar bence. Ülkenin ekonomik tablosunu iyi analiz eden, vaatlerle tablo arasındaki bağlantıyı oran ve orantı hesabıyla çözümleyen, yalanı da balonu da patlatır. Aksi halde nice şişen balonların 'helon gazı' olmaktan kendisini kurtaramaz.
Memleketin 5 yıllık 10 yıllık tablosunun nasıl seyredeceğini karekterli analistlerden okuyup bu tablonun halkın yararına kullanılması noktasında inandığı kişi ya da kişilere oyunu kullanması bütün mesele bu.. Kimdir deme, ara araştır ve oku.
Okuyan yanılmaz.