Trabzon: Potansiyelin Zirvesinde, İcraatın Gerisinde
Karadeniz’in incisi, tarih ile doğanın iç içe geçtiği kadim şehir Trabzon… Her köşesi ayrı bir hikâye, her sokağı ayrı bir değer barındırıyor. Ama ne yazık ki bu zenginlik, uzun süredir hak ettiği karşılığı bulamıyor. Sorun kaynakta değil; sorun yönetimde, vizyonda ve en önemlisi icraatta.
Trabzon artık “potansiyel şehir” olarak anılmaktan yoruldu. Çünkü bu şehir yıllardır konuşulan ama bir türlü hayata geçirilemeyen projelerin yükünü taşıyor. Demir yolu deniyor, turizm deniyor, sanayi deniyor… Ama sonuç? Hep aynı cümle: “Çalışmalar sürüyor.” Oysa bu şehir beklemekten değil, harekete geçilmemesinden kaybediyor.
Turizmde zirveye oynayabilecek bir şehirden bahsediyoruz. Yaylalarıyla, tarihiyle, deniziyle dünya markası olabilecek bir şehir. Ama plansızlık, koordinasyonsuzluk ve vizyon eksikliği yüzünden her sezon aynı sorunlar tekrar ediyor. Ulaşım krizi, altyapı yetersizliği, kontrolsüz büyüme… Gelen turist memnuniyetsiz, esnaf dengesiz, şehir yorgun.
Siyaset cephesine bakıldığında tablo daha da düşündürücü. Trabzon’u temsil edenlerin büyük söylemleri var ama küçük adımları bile görmek zor. Şehir adına güçlü bir lobi, kararlı bir duruş, net bir yol haritası ortaya konulamıyor. Ankara’da ses var ama karşılığı yok.
Oysa Trabzon’un ihtiyacı olan şey çok net:
Laf değil, proje
Vaat değil, sonuç
Görünürlük değil, sürdürülebilirlik
Bu şehir günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışı hak ediyor. Çünkü Trabzon sıradan bir şehir değil; tarihiyle, kültürüyle, insanıyla Türkiye’nin en güçlü markalarından biri.
Artık sorulması gereken soru şu:
Trabzon’un potansiyelini kim gerçeğe dönüştürecek?
Çünkü bu şehir daha fazlasını hak ediyor… Hem de fazlasıyla.
Bir Öğretmenden Fazlası :Samet Hocanın izleri
Bazı insanlar vardır, hayatınıza bir dost, bir kardeş olarak girererler… Sessizce dokunurlar zihninize, fark ettirmeden değiştirirler hayata bakışınızı. Söylediği her söz, kurduğu her cümle insana bir şey öğretir.
Ben Samet Hocamın öğrencisi değildim… Ama dostu olmak, belki de hayatın bana verdiği en kıymetli ayrıcalıklardan biriydi.
O, sadece bir edebiyat öğretmeni değildi. Kelimelerin hakkını veren, şiiri yaşayan bir kalemdi. Yazdığı her satırda incelik, her cümlede derinlik vardı. Emekli oldu belki ama edebiyat onun ruhundan hiç emekli olmadı. Yazmaya, üretmeye, düşünmeye devam etti… Bir kitap bıraktı ardında ama o insanların yüreğine dokunarak kalplerde çok daha fazlasını bıraktı.
Saygınlığıyla, duruşuyla, nezaketiyle örnek bir insandı. Konuşurken bile insana kendini değerli hissettiren nadir bir kişilikti. Onunla yapılan bir sohbet, insanın iç dünyasında uzun süre yankılanırdı.
Şimdi ardından bakarken, içimde derin bir minnet ve tarifsiz bir özlem var.
İyi ki tanıdık sizi sevgili hocam… Mekanınız cennet olsun… Allah rahmet eylesin. Bu dünyadan bir Samet Kuleyin geçti.
İzlerini unutmak mümkün değil. Toprak incitmesin sizi…