Yeni seçim yeni bir heyecan demek ama bu kez değil..
Ülke tam altı yerden yarılmış..
Doğu ve Güneydoğu birinci kırık. Kapanması zor bir yara.. Tuz bassan yaraya insan sesi göğe çıkıyor, yok kanasın dersen anneler ağlıyor.. İkisinin arasında bir çözüm gerek. Yani yeni metotlarla bir çıkış yolu bulmak lazım.. Kim bulur, nasıl bulunur bilmem ama mevcudun bunu bulamayacağı artık çok net ortaya çıktı.
İkinci kırık dış göçler. Türkiye'yi adeta basan mülteci akını. Bunlar konusunda çözümün anahtarı katil dedğimiz Esat'ta.. Rusya ile kendini indirilemez ilan eden Esat'la bir şekilde yeniden diyaloğa geçip önce ülkesinin birliğini sonra da biraz daha demokrat yapıya bürünmesini sağlamak lazım. Bizim çıkarımıza olan da budur. Mevcutla bu da mümkün görülmüyor.
Üçüncü kırık ekonomi..
İki ekonomi yarışıyor ülkede. Patronla mazlumun ekonomisi. Patronun verdiğine sadakat göster gerçeğine dayanan bu ekonominin irtibat şefi hükümet. Yaptığı; patrona himaye, çalışana dayan telkini. Kanaatkarlık geni gelişkin bir milleti bu özvarlığıyla idare etme politikası.. Bir bu yarık sanal da olsa feryadı susturulmuş olduğu için acı vermiyor..
Dördüncü kırık adalet..
Adaleti yarma işi paralel sokaklarda güneşlenirken vuku buldu. 2002'den sonra tam 13 bin adalet çalışanı alındı. Mantık belliydi. Seccadeye yüz sürsün de isterse adaleti süründürsün.. Nitekim hiçbir kararına itimat edilmeyen bir sürece doğru evrildi adalet. Adaletin güven tazelemesi de mevcutla mümkün görünmüyor.
Beşinci yarık dil..
Çok rijit ve itici bir dil kullanılıyor uzun zamandır. Düşmanların bile tercih etmeyeceği bir lisan günlük yaşamın öznesi yapıldı. Bu dil meselesi de mevcudun devamında savmayacak gibi.
Altıncı kırık futbol..
Şabibenin kol gezdiği, haksızın haklıyı ezdiği bir düzen önceki zamanlardan bu döneme tevarüs etti. Burada anlık da olsa bir düzelme emaresi 2011'de belirdi ama yine mevcut pes etti. Hakikati paralele, üçgene yani geometriye bulayarak ayar verenlerin ayarını benimsedi.
Oysaki sadece burada Türkiye'yi bazı baronlardan arındırsaydılar elleri öpülesi bir iş çıkarmış olurlardı. Tam umutlandığımız noktada tekrar hakikatin kalemini kırdılar. Demek ki mevcutla burada da bir iyileşme vaki görülmüyor.
Altı kırık altı bela demek. Lafla peynir gemisi yürümediği için bu açıkta kalan yaralar, hedefini çok yükseğe koyanları yaralar.
Hayali hakikate birkaç kez sarıp satabilirsin.
Sonsuza dek bu yöntem işlemez..
Bu kez çok ama çok zor görünüyor..