Söğütlü Balıkçı Barınağı dalgaların getirdiği kumlarla kapandı. Birçok balıkçı kayığı, takası esir düştü. Tam balık mevsiminde böyle bir felaketin yaşanması buradan ekmek yiyen balıkçıları isyan noktasına getirdi.
Açıkçası bu mağduriyeti çözmekle yükümlü olanlar ortalıkta görünmüyor. Birçok makama başvuru yapılmış ama kimse biz sizin muhattabınızız dememiş. Topu kurumlar birbirine atmış.
Aslında manzaranın acı yüzünü günlerdir görenlerden biriyim. Evim tam da bu barınağa bakıyor. Ördekler havuz haline gelen barınakta sefa sürerken tekneler işsiz köşelerinde uzlete çekilmişler adeta.
Barınağın önüne belki elli kamyonluk kum birikmiş. Adeta bir kum dağı gelmiş, size ekmek yok dercesine balıkçı esnafına meydan okumuş.
Bu manzarayı ortadan kaldırması gerekenler galiba çözüm mecalini kendilerinde bulamamış olmalılar ki günlerdir tık yok.
İnsanlar isyan etsin, işi basına taşısın diye istemezler ama ne bekliyorlar anlayamadık.
Bakınız bir memlekette küçük-büyük bir felaket yaşandığında sorumluluk makamlarını işgal edenler kendileri mağdur olmuş gibi yollara düşmelidirler. Bizimkiler ise kulaklarının üstüne yatıp yeni bir dalga ile doğanın kapadığını doğanın açmasını bekliyorlar gibi.
Bir şehirde de işbilen yöneticiler yoksa o şehirde de ne iş olur ne de aş. Sürekli insanların başına düşer taş.
Hiç isim vermiyorum sorumluluk adresi olarak.
İnsanımız ariftir arife tarif gerekmez.
Ayrıca insanımız sadece arif değildir aynı zamanda şefiktir de..
Şefikte müşfiklik yoksa yandı gülüm keten helva.
Evet bu yazıdan sonra makamların sefkülçeyşini üç gün daha bekleyeceğim; oldu oldu..
 Olmadıysa meseleyi önce Başbakanlık BİMER'ine yetmedi Cumhurbaşkanlığımızın BİMER'ine biberliyeceğim.
Ağzı yanan olursa bizden günah azade.
Biz peşinen yakar bu BİMER pardon biber deyiverdik.
 Takdir muhattapların.