Ligin bitimine üç hafta kala şampiyon belli.
Dikkatli okuyucularım, aylar evvel yazdıklarımı gayet iyi hatırlarlar:
Puan farkı asla kapanmaz! Çünkü ekim-biçim işlerini yapanlar mevsimlik eleman olduklarından bu sıralar yan gelip yatmaktadırlar! İnşaatçılar havanın durumuna göre açık-kapalı alanda çalışırlar! Kurban kesimleri de genelde bayramda, o da yılda bir olur! E, ne kaldı geriye; 2011’deki gibi vahi de gelmeyeceğine göre!
***
Bu kadar korunan ve kollanan takım şampiyon olmayacak da ben mi olacağım! Sadece seferberlik ilan edilmedi!
Hatırlayın ilk hafta maçlarını.. Birçok maç ya gol olana, ya da millet yatana kadar oynatıldı!
Futbolda süreklilik esastır. Ne kadar iyi takım olursanız olun, bir hava-bir seri yakalayamadıktan sonra işiniz hiç de kolay değildir. O anlamda hakemlerin, bu yıl şampiyon olan takıma ne kadar katkı sağladıkları bir kez daha görülmüştür, 2011’de olduğu gibi.
Diyeceksiniz ki “Hakem de işini biliyor hani”
Haksız da değilsiniz gayri.
***
24.04.2011 Günü, Buca-Fenerbahçe maçını yöneten Bünyamin Gezer bugün devletin (TRT) televizyonunda bülbül gibi şakıyor. Devletimin kanalı ama bir tane Trabzonsporlu yazar yok. Bu kurumun birçok gideri senin- benim elektrik faturamdan kesilen paydan karşılanıyor. Anlayın durumun vahametini..
Ayrıca..
O maçı yöneten hakeme, bugün aynı maçı yorumlatın bakalım ne diyor?
Merakım- sorum; birçok hakem futbolun gereğini yerine getirse bugün aynı yerlerde olabilirler mi?
Demem o ki; zamanında bal verene, günü gelince bir şeyler yalatıyorlar birader!
***
Trabzonspor’un hakkı teslim edilmediği, 2011 yılı süper kupa maçı oynanmadığı müddet, bu ülkede şampiyon olan takımı ne tebrik eder ne de kutlarım. Kısacası temizlenip/temizleyip gelecekler..
Ülke futbolunu yönetenlere de saygı duymadığımı belirtmek isterim.
Düşüncelerimi katıldığım radyo ve TV programlarımda açık açık söylemişimdir, söylemeye de devam edeceğim. Kim ve kimlerin hakkımda ne düşündüğü zerre kadar umurumda değildir.
***
Rabbim, Trabzonsporluların sabrını Trabzonsporluların sinir uçlarıyla oynayanlarla test ediyor.
Trabzonspor’a kuyruk acısı olan A. Aybaba, onursal başkanın Televizyonunda her hafta kılıktan kılığa girdiğini cümle alem biliyor-görüyor. Sonunda Lemi Çelik isyan edip, yarım bardak suyu Aybaba’nın yüzüne fırlattı. Aybaba yine de Lemi’ye teşekkür etmeli, başkası olsa yüzüne tükürürdü!
***
Şikecilerin borazanlığını yapan TV kanalarının birinde, ramazan ayı hariç piyasaya çıkıp ahkâm kesen, her şeyi bilen R.Dilmen, “Fenerbahçe şampiyonlar liginde final oynar” demez mi?
Moderatör tarafından anında uyarılır: “Fenerbahçe seneye de Avrupa’da oynayamayacak”
Dünyayı kurbağalar gibi kuyunun ağzı kadar sanan zavallılara bir yandan acıyorum, diğer yandan gülüyorum! “A. Yıldırım’ın şike yaptığı açıklansın bir daha ekranlara çıkmam-yüzüne bakmam” diyen adam, algı oluşturmak için her türlü şaklabanlığı yapıyor da, şike olayının dünyanın namus davası olduğunu bilmiyor mu sanıyorsunuz?
***
Bir önceki yazımızda belirtmiştik, Türkiye’nin EURO 2020’den niçin çekildiğini:
Biz her ne kadar, Avrupalı kısaca “Temizlenin de gelin” dedi desek de, İstanbul’un yerel basını savunmaya geçip, okurlarına “2024 garanti” müjdesini(!) verdi aklı sıra.
Elhamdülillah Müslümanız ama son noktayı yine elin gayrimüslimi koydu.
Almanların ünlü araştırmacı gazeteci yazarı Thomas Kistner dünyayı bilgilendirdi:
“...Türkiye, Mart ayında Kazakistan'daki UEFA kongresinde UEFA yetkililerinin kendilerine; Türkiye'nin müracaatının hiç bir şansı olmayacağı" sinyalinin verilmesinden dolayı müracaat etmeme kararını aldı. Fakat asıl arka planda ise yine şampiyon olan Fenerbahçe'nin cezalandırılmaması yönündeki sürekli tartışma. Fenerbahçe 2010/11 sezonunda nerede ise yarı sezonu kapsayan maçlarda yaptığı şikelerle şampiyonluğu satın almıştı. Türkiye'de Fenerbahçe'nin durumu senelerdir hala duruyor. Hem de İstanbul ceza yargısının 13 maçta şike ve teşvik vardır kararını kısa zamanda almasına rağmen...”