O maça “Derbi” diyenin aklına şaşarım. Derbi hüviyetli maçlara iki taraf düğün evine gider gibi giyinmeli.. Tribünlerde keyifle oturulmalı.. Saygın iki rakip olmanın tadı çıkartılmalı..
Oysa herkes birbiriyle kanlı-bıçaklı.. Taraftar maça gelemiyor, gelip de evine sağ-salim dönenler adeta sadaka veriyor!.. Sahadakiler birbirine racon kesiyor.
Küfrün biri bin para. Futbolu yorumlayanlar farklı mı sanki?
***
İstanbul’un yüksek katlı binalarına, Trabzon’da olduğu gibi keskin nişancılar yerleştirilmediğinden olsa gerek; iki polisimiz bıçaklandı kültür şehri İstanbul’da..
Trabzon’daki gibi 10 metrekareye bir polis düşmediği, pardon yerleştirilmediği için dünyanın sayılı derbilerinden(!) olan Galatasaray-Fenerbahçe maçı öncesi ve sonrası her türlü terbiyesizlik yaşandı/yapıldı..
Sorarım: İstanbul yerel basınına ne kadar yansıdı?
***
Hafta sonu Trabzon’da hava parçalı bulutlu iken, millet “ha yağdı, ha yağacak” derken, İstanbul’da sarı ve kırmızı kart yağmuru vardı... Biz saymakta bayağı bi zorlandık.. İtirazı olan YSK’ya müracaat edip, yeniden sayılmasını isteyebilir! Gerekirse kanun-yasa-nizam-yönetmelik ve talimat değişikliği de isteyebilirler!
***
Sarı ve kırmızı kart yağışlarının hakim olduğu bölgede dinsizin hakkından imansız geldi..
Emre B’nin birçok yerde denediği taktik Melo’ya sökmedi.
Fenerli oyuncu sahadan çıkarken, Melo dilini çıkarmış, el-kol hareketi de yapmışmış. Sen, öyle yerden taş alıp atar gibi yaparsan, Melo da gereğini yapar.
***
Yanal, “Gerginliğin maçın önüne geçtiğini” söylemiş.
İyi de kardeşim, Avni Aker’deki gerginliği herkesten önce fark eden, herkesin önüne geçip soyunma odasına kaçan sen değil miydin?
İşine gelince “deveyim yük taşırım” işine gelmeyince “kuşum uçarım” öyle mi?
***
Emre ve Melo’dan bahsetmişken..
1950 yılı öncesi kaba, hırçın, acımasız davranan, kurallara uymayan, tahripkâr öfkenin etkisine kolayca kendine kaptıran oyunculara “dürüşt futbolcu” denirmiş.
Bu tip futbolculara ceza verilirken, diğer yandan zorunlu olarak ‘asabiye mütehassısları’na havale edilirlermiş.
Zihinsel ve ruhsal sorunla ilgilenen bu uzmanlar, futbolcuları sürekli kontrol altında bulundurur, tedaviye cevap alamaması durumunda, futbolcunun lisansını belli bir süre veya süresiz dondururmuş.
Günümüzde o kadar çok “dürüşt” futbolcu var ki, bunlara bir türlü teşhis konulmadığı için tedavi altına alınmıyorlar. Hal böyle olunca, durumları her geçen gün kronikleşiyor. O anlamda futbolculara verilecek ceza onları yola getirmeyecek, aksine tedavi edilmeleri gerekir.
Anlayacağınız bir tek kafalarında hunileri eksik..!
***
Sadece Emre ve Melo hasta olsa..
Ya televizyondakiler!
Bu arada.. Aman dikkat! Çocuklarınız yanınızda olmasın.. Zira utanmayı defterinden çizen adamların(!) yerine, çocuklarınızın yanında sizler utanmak zorunda kalabilirsiniz..!
***
Ee, utanmanın unutturulduğu ülkede ne yazık ki (şimdilik) utanmazların borusu ötüyor;
Tıpkı tatil edilen maç Fenerbahçe leyine 3-0 tescil edilince, kimselere yıkılacak alan, mekân, yakılacak araba ve istasyon bırakmayanların “yakıp yıkmayla olsaydı Trabzonspor şampiyon olurdu” diyenler ve ekranlarda başka, kapalı kapılar ardında başka konuşan TFF başkanı gibi..