Avrupa 2. Dünya Savaşı'ndan yıkıntı halinde çıkmıştı.
Yeniden imarı, gıda ve tarımsal ihtiyaçları için yapılacak çok büyük harcamalara ait ödemelerin güçlükleri nedeniyle, paralarının satın alma değerlerini yüksek tutmak zorundaydılar.
Dünya liderliğine soyunan Amerika kendisine düşecek aşırı yükün hafiflemesi için; savaşa girmeyen, potansiyel kaynaklara sahip ve gelişme çabası içindeki Türkiye'ye şöyle diyordu:
"Avrupa tarımsal ürünlere ve ham maddeye ihtiyaç duymaktadır: Size yapacağımız yardımlar, vereceğimiz krediler karşılığında, tarımsal üretiminizi ve ihracatınızı arttırabilirsiniz. Ancak bunun için öncelikle paranızın değerini dolar karşısında düşürmeniz gerekir. Böylece batılılar kendi paralarının değerini koruyacaklardır. Türkiye ise dış dünyaya açılacağını, kalkınacağını, Sovyetler ve Komunizm tehdidine karşı korunacağını düşünerek sevinmekteydi. ABD bu çağrının ardından bir de tehdit savurmaktadır.: "Sanayileşme, demir yolları yapımı v.b işlere sakın karışmayın. Bunları beceremezsiniz, ihtiyacınız olanları bizden veya fabrikalarını yeniden kuracak olan Avrupa'dan satın alabilirsiniz."
Ardından acilen Avrupa Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı kurulmuş, Türkiye bir dizi uluslararası üyeliklere imza atmıştı.
1960 sonrasından en verimli insan gücü de transfer edilerek, Batı Avrupa'nın kalkınması en az zararla gerçekleştirilmiştir.
Türkiye’nin ise, kendisine vadedilenlerin bir çoğu yerine getirilmediği için beklentileri gerçekleşememiştir.
Türkiye'nin Avrupa Birliği aday adaylığı ve uyum kriterleri, 1839 yılı Tanzimat ve 1856 yılı Islahat Fermanı'nın 2000'e, Gümrük Birliği ise 1838 Serbest Ticaret Anlaşması ve 1946'nın 1995'e ulaşan örneklerdir.
Türkiye'nin ABD ve AB'ye ihtiyacı olduğu kadar, onların da Türkiye ve yakın bölgesinden türlü ihtiyaç ve çıkarları var. Onların Türkiye'ye karşı politikaları net ve açık: "En ucuz, en uydulaştırılmış ve bütün bunlardan önemlisi en uslandırılmış" bir Türkiye istemektedirler.(1)
Hep öyle izlenim vermişiz ne yazık ki!
Yem olmuşuz!.
Başımızı ayağa kaldırma fırsatı bulduğumuz an başımıza çöreklenmişler!..
Bugün de böyle yapılmak isteniyor!.
Sen büyüme, sen gelişme, sen otur oturduğun yerde, sen konuşma bize secde et dercesine bir tavır!..
İşte asıl oyun da bu sevgili okurlar!
Türkiye'nin; güçlenmesi, kendi ayakları üzerinde durması, bölgesinde güç olması, bölgesindeki ülkelere cesaret vermesi hiç ama hiç işlerine gelmemiştir!..
Her zaman başına çorap örülmek istenmiştir. Tarih boyunca bu ülke toprakları üzerinde ebedi çıkarlarını korumakla meşgul olan; Türkiye'yi bir sömürge gibi gören, her zaman kendi kontrolleri altında tutmaya çalışanlar hiçbir zaman ebedi dost olmamıştır..
Unutulmamalı ki uluslararası ilişkilerde ebedi dostluklar yoktur.
Ebedi çıkarlar vardır..
Bugün Irak'ta yaşanan gelişmeler, Türkiye'nin içine sürüklendirilmek istendiği tablo hiç de yabancı değildir.

***
Bakın yıl 24 Nisan 1921..
Biz bu filmi 90 yıl önce görmüştük  dedirten olay karşısında Mustafa Kemal ne yapmıştı?
Millet Meclisi’nin kapalı oturumunda Mustafa Kemal vekillere tarihi bir olayı aktarır.
Der ki:
“Iraklılar da İngilizlerin Ahali-i İslamiyeyi fevkalade üzen, hırpalayan tavırları yüzünden Osmanlı memleketinin bir cüz’ü olmayı kabul ettiler. Biz Suriye’ye ne söylediysek aynısını onlara da söyledik. Kendi dahlinizde kendi kuvanızla müstakil bir devlet olunuz. Biliyoruz ki; Iraklıların ve Suriyeli dindaşlarımızın kalpleri bizimledir.”
Irak ve Suriye o yıllarda bize katılmak istemiş.
Çünkü İngiliz bastırmış durumda.
Fransız kapıda...
İtalyan bacadaydı...
Mustafa Kemal o tarihlerdeki TBMM’ye olayı özetle şöyle açıklıyor:
“Biz o teklifi reddettik. Biz kendi istikbalimizden sorumluyuz. Herkes kendi istikbalini sağlasın dedik.”
Amaç Ortadoğu’daki bu “kirli savaşa” bulaşmamaktı...
Bulaşmadık.
İşte yine sınırımızda iki ülke...
Irak ve Suriye...
Bitmeyen iktidar boşlukları...
Ve bitmeyen terör belası...
O günden bu yana orada kan durmadı.
Irak’ta, Suriye’de, darbeler, iç savaşlar, dış müdahaleler, işgaller bitmedi.
Şimdi bakıyorum...
90 yıl önceki tarih kapımızda diriliyor.(1)

***
Bir şekilde o kirli savaş üzerimize sıçratılmak isteniyor.
Aman oyuna gelmeyelim..
Çünkü kirli bir coğrafya içindeyiz..
Güneydoğu'da yaşanan gelişmelerden Irak'a, IŞİD'e kadar bütün olaylar  büyük  bir  tezgah kokuyor.
Hal böyle iken kendi içimizde de dış bağlantılı olarak  başımıza çorap örmeye çalışanları  görünce, bu ülkenin milli politiklarında bari tek yumruk olmasını bilelim..
Bu işin iktidarı, muhalefeti, seni beni yok!..
Bu işte Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütünlüğü var!..
Sakin, kendimizden emin hareket edelim..
Oyun içinde oyunlara dikkat edelim!..

(kyn(1) Hakan Türk/Hedef ülke Türkiye /
Akademi yayıncılık/ (2) Fatih  Çekirge/
Hürriyet 13.06.2014)


  • GENÇ’E BRAVO!..

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç göreve başlar başlamaz hem vatandaşlarla hem de esnaf ile haftanın belli bir gününde buluşma anlamında sosyal belediyeciliğin gereği kültürel  anlamda çok güzel işlere imza atıyor.

Seçim öncesi verdiği sözleri tutuyor..

O nedenle de hakkını teslim etmemiz gerekir!.

Yaşayan Trabzon'un dünden bugüne bütün sosyal, kültürel değerlerini unutmadığını gösteriyor..

Unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimizden biri olan açık havada sinema gösterimini, yaşayan Trabzon'da 50-60 yaş grubu çok iyi hatırlar.

Bundan yaklaşık 40 yıl önce  Uzunsokak’ta 4 tane yazlık sinema vardı..

1- İnci Sineması (şimdi İnci Garajı oldu. Uzunsokak, Doğu girişinde )

2- Kader Sineması ( LWC Mağazası’nın yanında perdesi hala duruyor, Tanjant tarafından görünüyor. Yol üstünde..Otobüs durağının arkasında )

3-  Konak Sineması (şimdiki  Royal Sineması’nın üst katında, terasdaydı )

4- Yıldız Sineması (Uzunsokak Hamam Caddesi aralığındaydı. Doktorlar İşhanı oldu.) 

Çünkü,  'Nerde o eski günler' denince yine Trabzon'da  kültür sanat etkinlikleri bağlamında bu şehirde bir zamanlar tıklım tıklım dolan yazlık açık hava sinemaları vardı. Geceleri açık hava sinemalarında halk ailece  buluşur, filmlerini seyreder evlerini yolunu tutardı.       
İşte 'Onlar birer nostalji olarak geride kalmıştı' derken  Genç Başkanlığındaki Ortahisar Belediyesi hem sosyal belediyecilik hem de kültür sanat etkinlikleri kapsamında dün  önemli bir etkinliği başlattı.

Açıkçası duygusal  anlamda da kültürel bir etkinlik ...

Yazlık sinema şöleni mahallemize geldi..

Dün Sahil Şehitler Anıtı’nda '120 Sarıkamış' filmi ile başlayan  61 gece 61 film  organizasyonu  26 Haziran'da sona erecek. Her yaş grubuna hitap edecek  film  etkinliği kapsamında 14 günde 14 film ücretsiz olarak gösterime girecek..

Gösterilecek filmlere baktığımız zaman, toplumsal değerlerimiz ölçüsünde de örnek olacak  birbirinden değerli 14 film. En  anlamlı ve en güzeli ise filmlerin  her gün  Ortahisar Belediyesi sınırları içinde  farklı  bir mahallede gösterime girecek olması!..
Hem sosyal  ve kültürel belediyecilik, hem belediye-vatandaş  birlikteliği, hem de şehrin dünü ile bugününü kültürel olarak buluşturma  anlamında çok ama çok güzel bir organizasyon olması nedeniyle Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç'i kutlamak gerekir..

Yazımızı noktalarken hangi gün nerede hangi film ile Trabzonluların buluşacağının da listesini sunalım:

13 Haziran;    Yer; Sahil Şehitler Anıtı           
            Film; 120 Sarıkamış
14 Haziran;     Yer; İnönü Mh. EML
            Film; Babam ve Oğlum
15 Haziran;    Yer; Çağlayan EML       
            Film; 120 Sarıkamış
16 Haziran;    Yer; Beşirli İMKB İ.Ö.O.           
            Film; Babam ve Oğlum
17 Haziran;    Yer; Esentepe Mh. Atatürk İ.Ö.O.   
            Film; Mevlana Aşkın Dansı
18 Haziran;    Yer;Kaymaklı Mh. Ata İ.Ö.O.       
            Film; Ölümsüz Karanfiller
19 Haziran;     Yer; Pelitli Mareşal Fevzi Çakmak İ.Ö.O.       
            Film; Minyeli Abdullah
20 Haziran;      Yer; Çukurçayır Mısırlı İ.Ö.O.       
            Film; Ölümsüz Karanfiller
21 Haziran;    Yer; Bahçecik Mh. Affan Kitapçıoğlu Lisesi                    
            Film; Minyeli Abdullah
22 Haziran;    Yer:; Zağnos Vadisi           
            Film; Nefes
23 Haziran;    Yer; Kalkınma Mh. Ticaret İ.Ö.O.       
            Film; Gün Doğmadan
24 Haziran;     Yer; 2 Nolu Erdoğdu Mh. Yol-İş İ.Ö.O.       
            Film; Mevlana Aşkın Dansı
25 Haziran;    Yer; Yeşilova İ.Ö.O.           
            Film; Gün Doğmadan
26 Haziran;    Yer; Atatürk Alanı           
            Film; Nefes