Trabzon gibi tarih boyunca ticaretle nefes almış bir şehri konuşurken, limanı görmezden gelmek mümkün değildir. Çünkü liman dediğin sadece gemilerin yanaştığı bir alan değil; şehrin dünyaya açılan kapısı, ekonominin can damarı, geleceğin pusulasıdır. Ancak bugün Trabzon Limanı için aynı cümleleri gönül rahatlığıyla kurabiliyor muyuz? İşte asıl mesele burada başlıyor.
Bir dönem heyecan büyüktü. Özellikle 1990’lı yıllarda tarihinin en hareketli ve yüksek ticaret hacimli dönemlerinden birini yaşamıştı. Rusya ile karşılıklı sebze-meyve ticareti Trabzon’u bölgesel bir merkez haline getirme potansiyeli taşıyordu. Tırlar, gemiler, hareketlilik… Şehir yaşıyordu. Aynı zamanda liman, bu dönemlerde sadece bir yük rıhtımı değil, yüz binlerce insanın ve kültürel değişimin merkezi haline gelmişti. Yani kente ticaretin yanı sıra turistte akıyordu. Ama sonra ne oldu? Şartlar mı değişti, yoksa irade mi zayıfladı bilinmez lakin liman eski işlevselliğini kaybetti!
Bugün ise kulislerde konuşulanlar rahatsız edici. “Ekonomik olarak yeterince kârlı değil” denilerek yükün başka limanlara, özellikle Samsun’a kaydırıldığı iddiaları var. Eğer bu doğruysa bu sadece ticari bir tercih değil, Trabzon adına stratejik bir kayıptır. Çünkü liman kaybedilirse, şehir sadece ekonomik anlamında kayıp değil, kimlik de kaybeder.
Diğer yandan işletmecilik tarafına dair eleştiriler de az değil. Limanı işletenlerin bu işe yeterince odaklanmadığı, potansiyelin verime dönüştürülemediği yönünde ciddi bir kanaat oluşmuş durumda. Oysa liman dediğin şey “idare edilecek” değil, “büyütülecek” bir değerdir.
Ve en can yakıcı tarafı…
Limanda şehrin doğasına, havasına, suyuna zarar veren kömür ve maden yüklerinin ağırlık kazanması… Yetmedi, ağır vasıta araçlarının TIR, kamyon gibi araçların limana giriş çıkışlarda trafiği aksatmaları da cabası… Evet, ekonomik olarak küçük katkılar olabilir. Ama Trabzon’un kaybı sadece para ile ölçülemez. Bu şehir turizmiyle, doğasıyla, yaşam kalitesiyle var. Liman eğer bu değerlere zarar veriyorsa, kazanç değil kayıptır.
Trabzon’un limanı şehrin nefesini kesen bir yük merkezi olmamalı. Aksine şehrin akciğeri olmalı. Temiz, verimli, stratejik, vizyon sahibi…
Bugün gelinen noktada acı ama net bir soru var:
Trabzon Limanı misyonunu tamamladı mı, yoksa doğru yönetilmediği için mi bu hale geldi?
Cevap ne olursa olsun, gerçek değişmiyor:
Bu şehir, potansiyelinin çok altında bir liman gerçeğiyle karşı karşıya.
Ve artık şunu yüksek sesle söylemenin zamanı geldi:
Trabzon Limanı ya yeniden ayağa kaldırılacak…
Ya da Trabzon, kendi limanında izleyici olmaya devam edecek.