İzmir’de görev yapmakta olan Doğu Anadolu kökenli yaşlıca bir öğretmenin yaşamında iz bırakmış olan çocukluk anısı, gerçek bir Trabzonluluk destanıdır.
Doğu Anadolu’nun zor koşulları altında çocukluğunda eğitim almaya çalışan bu öğretmenimizi, babası her hafta sonu köyünden alıp birkaç saat süren yürüyüş ile anayola kadar götürür. Buradan ilçedeki yatılı okula göndermek üzere de yoldan çok nadir olarak geçen kamyonları durdurarak şoförleri ile konuşur ve uygun gördüğü bir tanesine kızını ilçeye götürmesi için teslim eder. Her hafta sonu köyündeki evine dönen küçük kızın ilköğrenim yaşamı hep bu şekilde sürer.
Yıllar sonra bir şekilde babasından kendisini neden her kamyon sürücüsüne emanet etmediğini ve özellikle bazılarına teslim ettiğini ve onlarla neler konuştuğunu öğrenmeye çalışır. Babası istemeyerek de olsa bu davranışının nedenini anlatır:
“Kızım o yoldan geçen kamyon şoförlerine seni teslim edebilmem için güvenilir insan olup olmadıklarını anlamam gerekiyordu. Ben kamyonları durdurup kendileri ile konuştuğumda Trabzonlu olup olmadıklarını anlamaya çalışırdım. Kısa bir söyleşi ile de bunu hemen anlardım. Gönül rahatlığı ile seni onlara emanet ederdim. Trabzonlu kamyon şoförlerinin namus anlayışının dünyada eşi yoktur. ”
Bu öğretmenin çocukları şimdi Amerika’da ve İstanbul’da gerçek birer Trabzon sevdalısı olarak üst düzey yöneticilik yapmakta ve Trabzonluluk ruhunu taşımaktadır.
Bir... Namus anlayışı

***
Trabzonspor efsanesinin PTT ile başladığını benim kuşaktan olanlar çok iyi bilir. Nasıl da zorlardı bizi o PTT. Ali Yavuz’un kaleye geçmek zorunda kaldığı Ankara’daki 1-0’lık o maç, lise yıllarımızda rüyalarımıza girerdi. Birinci lige çıktığımız o yılki kupa mücadelesi ve kupayı alış. İkinci yıl başlayan şampiyonluklar.
Bunları yazmak bir masalı dinletmek değil, bir karakteri analiz etmek, hiç kimsenin aklından geçiremeyeceği büyük bir başarıya erişecek kadar mücadele ruhuna ve azme sahip olmayı anlatmaktır. Ben rakip kim olursa olsun yeneceğim arkadaş! diyebilecek kadar hırsla dolu olmaktır. Bütün bunlar artık Trabzonlunun karakterinden ayrılmış ve kimliğimizin bir parçası olmaktan çıkmış mıdır? Doğaldır ki hayır. Sadece sosyolojik hareketliliğin getirdiği bir ortalama düşüklüğü söz konusudur. Zaman içerisinde karakterimizdeki genler yine eski ortalamamıza bizi yükseltecektir. Emin olunuz.
İki... Hırs ve mücadele

***
Değerli ozanımız ve düşün adamımız Yaşar Miraç’ın “Trabzonlu Delikanlı” sı bir sembol gibi takılıdır beynime. Bu sıfat neleri gizler, neleri dile getirir? Doğrusu anlamak için Trabzon’un Arafilboy’unda, Sotka’sında, Yeni Cuma’sında, Faroz’unda, Erdoğdu’sunda büyümüş olmak gerekir.
İTÜ’de geçen öğrencilik yıllarımda kaldığım öğrenci yurdunda, Trabzonluluğun katma değerini fazlasıyla yaşamıştım. Anadolu’nun dört bir yanından gelen o genç gözlerin bir Trabzonluya saygıyla nasıl farklı baktığını derinden duyumsardım. “Mertlik ve dürüstlük” ile “saflık” arasındaki o ince çizgide yürüdüm hep İstanbul yıllarımda. Üstelik bunun dünyevi değerlerin ötesinde bir şey olduğunu da çok iyi bilmeden, tamamen özümden gelen şekliyle.
Üç... Mertlik ve dürüstlük
Dört... 24 Şubat hepimize kutlu olsun.