Ligin en kötü hücum hattına sahip Trabzonspor...
Takım olarak da en vasatlardan birine...
Öyle ki; ligin en kötü takımı Mersin’e dahi kendi oyununu kabul ettiremeyen bir futbolcu kadrosu var.
Sırf Türk statüsünde olduğu için mecburen kadroda olan Halil... Türkiye’ye geldiği ilk günden itibaren futbolu unutan Henrique...
Dünyanın risksiz futbolcusu Sapara...
Takım nefes alamasa da kendi keyfini yapmaktan geri kalmayan Colman...
Geldiği günden bu yana 1-2 maç hariç nerede, ne yaptığının farkında olmayan Olcan...
Titrek ve üretkenlikten uzak Serkan...
Çukur seviyesinde hücum, vasat seviyesinde savunma yapan Zokora...
Mayıs’a kadar görev alıp, sonra bavullarını toplayacak olan mevsimlik işçi Cech...
Alternatifi yokmuş gibi her mevkide denenen ve çoğunda çuvallayan Celutska...
Her şeye rağmen gözünü daldan budaktan sakınmayan Mustafa... Sağbekte görev alarak lüküs görmüş ıslak bıldırcına dönen Abdullah... Ve her daim güven veren Onur...
*
Kadro enkazdı enkaz olmasına da...
Dün, bunların hiçbirinin önemi yoktu...
Kapı arkalarında, kulaktan kulağa ‘küme’ diye fısıldanan noktada, bu takım kazanmak zorundaydı Mersin’de.
Ve o devreye girdi...
Futbolcuların, futbolun gereklerini yerine getirmeleri adına ayaklarına giydikleri 500 liralık kramponların karşısında, kalplerinin üzerinde taşıdıkları paha biçilemez dikişli...
Arma’ydı Mersin’e amatör takım hatası yaptırıp Henrique’ye golü attıran ve Trabzonspor ile küme takımları arasına barikat kuran...
Evet, Trabzonspor arması.