Türkiye'nin temel meselelerinden biri, üniter devlet yapısının tartışmaya açılmak istenmesidir.

DEM Parti'nin bu konudaki bazı söylemlerini kabul etmiyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı hiçbir siyasi partinin pazarlık konusu yapabileceği bir alan değildir.

Anayasa'nın 3. maddesi açıktır: Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. 4. madde ise bu hükmün değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini ortaya koymaktadır.

PEKİ AĞALIK DÜZENİ NEDEN KONUŞULMUYOR?

Asıl sorulması gereken sorulardan biri de budur.

Bölgede yıllardır insanların ekonomik ve sosyal hayatı üzerinde etkili olan ağalık düzeni neden yeterince sorgulanmıyor?

Toprağı, ekonomik gücü ve siyasal nüfuzu elinde bulunduranların oluşturduğu geleneksel güç ilişkileri, insanları bağımlı hale getiriyorsa; bunun adı özgürlük mü?

Bir insanın geleceği kendi iradesine değil, bir ağanın, aşiret reisinin, ekonomik gücün veya siyasi otoritenin kararına bağlıysa, orada gerçek anlamda özgürlükten söz edilebilir mi?

İnsanın ağaya mahkûm edilmesine de siyasi vesayete mahkûm edilmesine de karşıyım.

Bölgede yaşayan insanımızın gerçek kurtuluşu; yeni bir siyasi tahakküm oluşturmak değil, ağalık düzenini, ekonomik bağımlılığı ve her türlü vesayeti hukuk yoluyla tasfiye edecek bir sosyal adalet düzeni kurmaktır.

DEM PARTİ MAŞA OLMAMALI

DEM Parti'ye de açık bir çağrım var:

Türkiye'deki hiçbir siyasi parti, hiçbir küresel gücün bölgesel hesaplarının aparatı veya maşası haline gelmemelidir.

ABD'nin, İsrail'in veya başka bir emperyal gücün Ortadoğu'daki hesapları ne olursa olsun, Türkiye'nin geleceği Ankara'da, demokratik hukuk düzeni içerisinde belirlenmelidir.

DEM Parti de siyasetini dış güçlerin bölgesel hesaplarından bağımsız, Türkiye'nin bütünlüğünü ve halkın gerçek sorunlarını merkeze alarak yapmak zorundadır.

Çünkü mesele bir partiye karşı olmak değildir.

Mesele Türkiye'nin geleceğidir.

Kimliği, dili, kültürü ne olursa olsun bütün yurttaşlarımızın eşitliği savunulmalıdır. Fakat bunun yolu Türkiye'nin üniter yapısını tartışmaya açmak değil; hukukun üstünlüğünü, sosyal adaleti ve ekonomik özgürlüğü güçlendirmektir.

Türkiye'nin ihtiyacı ağalık düzeninden de siyasi vesayetten de emperyal hesaplardan da kurtulmuş, güçlü bir hukuk devletidir.

Üniter devlet tartışmaya açık olamaz. Türkiye Cumhuriyeti pazarlık masasına konulamaz. Türkiye'nin geleceği hiçbir dış gücün hesabına teslim edilemez.