Türkiye siyaseti, tıkanan yolların açılmasını gözleyen, yorgun ve umutsuz bir toplumun çaresizliğini yaşıyor. Yıllardır sürüp giden köhne siyaset yapma biçimleri, birbirini yineleyen yüzler ve hantallaşan yapılar, halkın değişim isteğini karşılamaktan oldukça uzak görünüyor.

Özgür Özel, şu anda yalnızca bir siyasi parti başkanlığı görevini yürütmüyor; aynı zamanda omuzlarında tarihsel bir sorumluluk taşıyor. Bu kritik süreçte Özel’in öncelikli hedefi, eski siyasi ezberleri yıkarak Türkiye’nin gereksinim duyduğu taze kanı sisteme dâhil etmek olmalıdır. Değişim kavramı sözde kalan bir "yeni dönem" sözü olamaz. Gerçek bir değişim, siyasi kadroların vitrininde başlar. Özel, partisinin kapılarını geleneksel siyasi figürlere açmakla yetinmemeli; liyakatı unvanından, öngörüsü geçmişinden daha büyük olan, halkın dertlerini kendi dertleri bilen yeni kişilere yer vermelidir. Butlan yönetiminin görevden aldığı yönetimlerin “mağdur edebiyatı” yapmalarına da aldanmamalıdır. Türkiye’nin "yeni" bir düzen arayışı, partilerin adlarının değişmesiyle olmaz, o adların altında yürüyen zihniyetin kökten dönüşmesiyle olanaklı olur.

Liyakat, bu yeni yolculuğun pusulasıdır. Siyasetin "birilerinin yakını" olma ya da "sırasını bekleme" çarkı, Türkiye’nin yitirdiği zamanın ana sorumlusudur. Özgür Özel; akademik başarısıyla, uzmanlığıyla ve en önemlisi temiz bir geçmişle siyasete adım atmaya hazırlanan yetkin kadroları sahaya sürmelidir. Bu kadrolar, siyaseti bir çıkar alanı veya basamak olarak görmemeli; toplumsal bir hizmet yarışı olarak benimsemelidir. "Yeni" olanın gücü, geçmişin yanlışlarını yinelememekten ve halkın gerçek sorunlarını, teknik bir ciddiyetle çözme isteğinden gelecektir.

Yeni bir düzenin kurulması, yüreklilik ister. Bu yüreklilik, parti içindeki durağanlığı kırma, hantal işleyişi aşma ve halkın vicdanında karşılık bulan kişileri öne çıkarma cesaretidir. Özel, bu değişimi köklü bir yapısal yenilenmeyle birleştirirse, Türkiye’nin demokratik geleceğinin anahtarını eline almış olur. Halk artık eski kavgaların, eski kısır çekişmelerin ötesine geçmek; yetkinliğin temel alındığı, emeğin değer bulduğu ve her kişinin "yönetimde benim de sözüm var" diyebileceği bir düzen istiyor.

Özgür Özel için artık "bekleme" zamanı geçmiş; "kurma" zamanı gelmiştir. Yeni insanlar, yeni bir enerji ve çağın gereklerine uygun, adaletle yoğrulmuş yeni bir siyasi dil... Eğer bu bakış açısı, kararlılıkla eyleme dönüşürse; bir ülkenin talihsizliği de değişebilir. Siyaset, "dün" olanı konuşanların ellerinden değil; "yarın"ı inşa etmek için bugünü yetkin kişilerle donatanların ellerinde yükselecektir. Şimdi, o değişimin bizzat kendisi olma zamanıdır.

Halkın güvenini kazanmak adına, liyakatın yanı sıra şu iki öğenin de titizlikle gözetilmesi gerekmektiğini düşünüyorum.

1. Dürüstlük ve Şeffaflık: Yeni kadroların her adımı, toplumun gözü önünde ve sorgulanabilir olmalıdır. Siyasi kararların hangi gerekçelerle ve nasıl alındığı açıklanmalı, gizli ajandalardan kaçınılmalıdır.

2. Söz ile Eylemin Birliği: Halk, siyasetçinin söylediği ile yaptığı arasındaki tutarlılığa bakar. Yeni kadroların, halka verdiği sözleri, verdiği hizmetler ile kanıtlaması; güvenin en sağlam harcıdır.