Herkes Rize maçında komşumuzla aramızda
bir gerginlik yaşanacağını düşünürken, biz içten
yanmalı motor misali kendi kendimizi tutuşturduk.
Birkaç densiz taraftarın(!) yapmış olduğu insanlık
ayıbı neticesinde duygularına hâkim olamayan
Volkan Şen gözyaşları içerisinde maç oynanırken
soyunma odasının yolunu tuttu.
Mustafa Hoca’nın durumla ilgili ne şekilde reaksiyon
vereceğini merak ederken, maç sonucunda Akçay
kendisine uzatılan mikrofonlara gayet duygu dolu
ve samimi bir şekilde Volkan’a devre arasında tüm takım
bir yumak olmuş biçimde 15 dakika boyunca alkış
tuttuklarını, Volkan’ın tepkisini haklı bulduğunu söyleyip,
Şen’e bir baba şefkatiyle sahip çıkmış, destek olmuştu.
Yapılması gereken de buydu.
Irkçılıkla bir tutulacak derecede suç olması gereken küfrün
karşılığının bir tepkisi muhakkak olmalıdır.
Tutturuldu bir “Volkan profesyonel davranamadı.” safsatası!
Yok, ilk küfür Volkan’a mı edilmiş.
Kulaklarını tıkayıp, sahada kalmalıymış.
Taraftarın işlediği kabahat bu sözlerle masumlaştırılmaya ve örtbas
edilmeye çalışılıyor.
Sizin belki mideniz, vicdanınız, ahlak yapınız, yetiştirilme biçiminiz
bir hatada küfür etmeyi ya da yemeyi hazmetmeye müsait olabilir.
Aynı hazmı herkesten beklemek ise abesl§§e iştigaldir.
Yani bir aşçı yemeğin tuzunu fazla kaçırdı diye müşteri ona küfrü
basmakta özgür müdür?
Ya da bir devlet memuru bir evrakı yanlış kaşeledi diye müdürü
buna benzer bir tepki mi göstermelidir?
***
Akçay’ın arkasında durduğu Volkan’a karşı Başkan acaba ne
tarz bir tutum sergileyecek diye düşünürken, Hacıosmanoğlu ulusal
bir kanalın canlı yayınına bağlanıp Şen hakkında vicdanı olan
herkesi rahatsız edecek sözler sarf etti.
Volkan’ın bu saatten sonra takımda tutulamayacağını dile getiren
İbrahim Başkan olayı daha da basitleştirerek futbolcusunu mahalle
arasında misket oynayan mızmız çocuklara benzetti.
Öyle ki hem takımın başına kendi elleriyle getirdiği hocasını
hem de takımını üç tane küfürbaza teslim etti ve kamuoyunun
önüne attı.
Böylece başka küfre niyetli olanları ve holiganları da ilerideki
maçlar için cesaretlendirerek, arkalarını sıvazladı.
Ama biliyoruz ki insanlar neyi destekleyip arkasında durursa, o
şey kendilerinin iz düşümüdür.
“Olur böyle şeyler.” diyerek küfrü meşrulaştırması da işin ayrı
çirkin bir boyutuydu.
Başkan...
O zaman olanlar hep olsun.
Şike olsun... Teşvik olsun... Emek hırsızlığı legalleşsin.
Futbola siyaset bulaşsın.
Madem Volkan’ın sahadan ayrılmasını doğru bulmadınız hesaplaşma
yeri televizyon ekranları değildi.
Ekranlar önünde “Volkan bizim evladımızdır.” deyip, ardından
sessizce kendisini bir kenara çekip, memnuniyetsizliğinizi paylaşabilir,
bir çözüm üretebilirdiniz.
Siz böylesine yanlış demeçler vererek bir kulüp başkanı, Trabzonspor’un
aile reisi, futbolcuların sırtını yaslayacağı bir dağ
olamayacağınızı bir kalemde hem teknik heyetinize hem Trabzonspor
camiasına hem de Türkiye’ye göstermiş oldunuz.
O her platformda eleştirip yerden yere vurduğunuz Aziz
Yıldırım geçen yıl Fenerbahçeli kadın taraftarların hiçbir
sansür içermeyen “Aykut söyle Alex nerede!” şeklindeki
sevimsiz tezahüratlarının karşısında, alması muhtemel tüm
tepkileri bir kenara bırakıp, hocasına ve sahadaki diğer
futbolculara sahip çıkarak anında taraftarlarını mikrofondan
uyarmak kaydıyla tepkisini gösterdi.
Sizse maçın ardından düşünmek için birkaç saatiniz
olmasına rağmen, televizyonlara çıkıp yakışanı yapamadınız.
Her zamanki gibi camiayı sükûtu hayale uğrattınız.
Tebrik ederiz.