Trabzonspor başkanlığı koltuğuna yeniden oturalı tam 5,5 yıl oldu. İnsanın bir tek tutarlı icraatı olmaz mı? Sağdan bakıyorum, bulamıyorum, soldan araştırıyorum tık yok! Sadri Şener, başkan koltuğuna oturduğunda, “Bu takıma 61’leri toplayacağım” diyerek heyecan yarattı. Çünkü aklı başında herkes bu modelin Trabzonspor’un kurtuluşu olduğunu biliyordu. Ama bırakın 61’leri toplamayı, elindeki Trabzonluların tümüne yakınını elden çıkardı, kulübü yabancılaştırma şampiyonluğuna soyundu.
Borçsuz bir kulüp vaat etti; Ancak aşırı borç yaptığı gerekçesiyle ibra edilmeyen Nuri Albayrak dönemini kat kat aşan borçlarla birlikte Trabzonspor kulübünün geleceğini ipotek altına aldırdığı gibi, aynı zamanda bankalardan çekilen krediler can simidi oldu. Trazonspor’u adeta iş bulma kapısı haline getirdi. Yönetim aleyhine olabilecek hemen hemen herkes maaşlı memur haline getirildi ve susturuldu.
Sonuç olarak Trabzonspor’un önümüzdeki süreçte Akçaabat Sebatspor’un durumuna düşeceğine dair endişeleri artırdı.
BAŞBAKAN’A TEK SÖZ EDEBİLDİNİZ Mİ?
Sayın Başkan göreve gelirken, genç yöneticiler yetiştireceğini ve başkanlığı kısa sürede bırakacağını açıklamıştı. Bırakın genç yönetici yetiştirmeyi, yetişmiş yöneticileri tırpan gibi biçti, karizmalarını yerle bir etti. Şimdi başkanlık koltuğunda bir dönem daha nasıl kalırımın hesabıyla, planlar yapmaya başladı.
Sadri Bey, ne yazık ki Trabzonspor en haklı olduğu davada, yani şike süreci boyunca hiç tutarlı politika izleyemedi. Asıl sorumlulara gözden kaçırıp, ikincil kimlikli insanlara, ya da kurumlara yüklendi. Süreçte en etkin isim olan başbakanla ilgili en küçük bir yakınmasını bile duymadığımız Şener, onun belirlediği TFF başkan adaylarının da peşine düştü. Zaman zaman öyle manevralar yaptı ki, hayret etmemek elde değildi.
En son Sayın Başbakan istediği için Yıldırım Demirören gibi, Beşiktaş’ı uçurumun kenarına getirmiş bir ismin arkasından koştu. Bunu savunurken de kupa sözü aldığını söyledi. Demirören’in, Beşiktaş’a dahi verdiği sözlerin hiçbirini tutmadığını görmek istemedi. Bu zaten umurunda olmadı. Tüm bu manevraları kimin çıkarı için yaptı bilinmez. Umarız yakınlarının günü kurtarması ve geleceği de garanti altına alma isteğinin bu tavırlarda bir rolü yoktur!
***
Ve Sayın Şener, yaptığı akıl almaz açıklamalarla birlikte bir kentle adeta dalga geçiyor. Ama ne kentin ileri gelenleri ve dinamikleri, ne de Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu’nun en küçük bir serzenişini duyamadık! Aynı Şener, son bir hafta içinde iki kez konuştu. Birinde kulübü akbabalara teslim etmeyeceğini söyledi. Diğerinde ise Şenol Güneş’e, ‘O benim memurumdu, bana akıl öğretmek haddi de hakkı da değil. Bu kulübe servet verdim’ dedi.
Her giden veya gitmesi istenen başkan, gelmek isteyenleri, ya da kongre talep edenleri ‘Akbaba’ diye nitelerse, Trabzonspor camiasında bu tanımlamaya girmeyen kaç kişi kalır Sayın Başkan!
MADEM MEMURUNUZDU
NEDEN TAVIR KOYAMADINIZ?
Eski Teknik Direktör Şenol Güneş’in sana akıl öğretemeyeceğini söylüyorsun ve memur olarak da aşağılıyorsun! Bu aşağılamayı en son Mehmet Ali Yılmaz, Özkan Sümer için yapmıştı. Ama o memur diye küçümsenen Sümer, kendini kulübün sahibi zanneden Yılmaz’ı sandığa gömmüştü. Aynı şey senin de başına gelirse hiç şaşırma!
Unutma ki, ‘memurum’ dediğin Şenol Güneş görev başındayken, size en az 10 kez gönderme yaptı, eleştirdi, sert çıkışlar yaptı. Hem de kamuoyu önünde... O günler sesiniz soluğunuz çıkmamıştı. Acaba neden? Yoksa ‘memurum’ dediğiniz Güneş’ten o günlerde çok mu korkuyordunuz? İşine son verme cesareti neden gösteremediniz? İki kez istifadan niçin döndürdünüz?
Korkunuzun sebebi neydi, açıklayın da bilelim!
Kaldı ki tüm hatalarını, eksiklerine ve tutarsızlıklarına karşın, Şenol Güneş bugün başkanı olduğun için saygı gördüğün Trabzonspor’un devrim yapan kadrosunun en önemli figürlerinden biridir. Bugün Trabzonspor başkanı olarak attığınız havanın tümünü, o ve onunla birlikte 1970’lerin vitrindeki ve gölgedeki kahramanlarına borçlusunuz.
DİYET ÖDEMESİ GEREKEN SİZSİNİZ!
Bir de şu 7 milyon dolarlık bağış meselesi var ya artık ‘yeter’ dedirttiniz. İyi ki devlet mallarına el koyunca, zorunlu olarak Trabzonspor’dan alacaklarını bağışlamak zorunda kaldın. Hala o diyeti ödemek zorunda bırakmak istiyorsun koca camiayı!
Madem bu kulübe 20 yıl önce servet bağışlamakla övünüyorsun ve bunu her vesileyle camianın kafasına kafasına vuruyorsun, o halde şimdi bir 1 milyon dolar bağışla da görelim!
Bir şey daha.
Şunu bil ki; kenarda köşede kalmışken, yeniden Türkiye’nin gündemine seni bir yıldız gibi sokan ve söz sahibi yapan Trabzonspor, sana olan diyetini kat kat fazlasıyla ödemiştir. Eğer biri diyet ödeyecekse, o da son yıllarda bu kulübü yabancıların cirit attığı bir çiftlik haline getiren, müflis tüccar gibi yöneten ve borç batağının içinde inim inim inleten, sahada yürümekte zorlanan birçok oyuncuya sahip bir takımı Türkiye’ye izleten sizsiniz!