Açıklamanı televizyondan dinlerken inanamadım, hayır olamaz, Hakan Şükür bu olamaz diye de kendi kendime hayıflandım. Yıllarca milyonların gönül verdiği milli takımımızın formasını giydin, GS formasını giydin, bu milletin ekmeğini yedin. Lüks ve rahat bir şekilde yaşadığın bu ülkede sana kimse milliyetini sormadı, sorgulamadı.
Gerçi benim gibi milyonlarca seveninin de senin Türk olmadığını televizyondaki o gereksiz açıklamandan sonra öğrendiğine inanıyorum. Çünkü bu millet tarihin hiçbir döneminde ırkçı olmamıştır, kafatasçı olmamıştır, yaratılanı yaratandan ötürü hoş görmüş, seni bastığı gibi, kendinden olmayan milyonları da bağrına basmıştır. Bu milletin büyüklüğü de zaten buradan gelmektedir.
Ama bütün Türk milleti merak ediyor, böyle bir açıklama gereğini neden duydun Hakan! Yoksa sende etnisite pazarından kendi soyun için belki de bir şeyler koparabilirim telaşına mı düştün! Hakan gel seninle kısa bir tarih çalışması yapalım. Mesela Gedik Ahmet, Koca Davud, Dukakinzade Ahmet, Lütfi, Kara Ahmet, Koca Sinan, Nasuh, Kara Murad, Tarhuncu Ahmet paşaların da bulunduğu en az 32 sadrazamın Arnavut asıllı olduğu bilinmektedir. Kapıkulu askerlerinin çoğunluğu da Arnavut’tu. Yani bizim senin Arnavut olmandan derdimiz olsa 32 tane başbakanı Arnavutlardan seçmezdik!
Arnavut olmakla gurur duyabilirsin, bu senin en tabii hakkındır. Gerçi biz Arnavutları kendimizden bilir, İstanbul’un en güzel semtine “Arnavutköy” ismini verir, en güzel ciğerleri Arnavut kardeşlerimizin lokantalarında yeriz. Bundan da hiç gocunmayız.
Birazcık geriye bakabilsen tarihten öğrenebileceğin gerçeklerden dolayı böyle bir açıklamayı böyle bir zamanda yapmaktan yüzün kızarır ve kesinlikle vazgeçerdin. Fatih döneminden itibaren Arnavut kardeşlerimizi Sırp, Bulgar ve Karadağlı kasapların elinden bu milletin serdengeçtilerinin koruyup kurtardığını görürdün. Hristiyan bağnazlığının fırtınalar estirdiği o karanlık dönemlerde, bir kuşun yavrusuna gagasında taşıdığı yem gibi, Anadolu’dan giden gönül erenlerinin Arnavutları İslam’la müşerref kıldığını ve dedelerinin bu müşerrefliğin ihtişamından dolayı, Osmanlının Balkanlardaki toprakları, himaye edip koruduklarının ihanetinden dolayı talan edilirken bile senin dedelerin Arnavutlar sabır ve şükürle beklemişler ve Osmanlıdan en son ayrılan Balkan ülkesi olmuşlardır. Senin gibi ilk ayrıştıran olmak akıllarına bile gelmemişti! Bu da Avrupalı devletlerin zorlaması ile olmuştu.
Sen dedelerinin tarihini okumamış bilmemiş olduğundan böyle bir açıklama yapmış olabilirsin! Türkiye’de top koşturduğun zamanlarda neden Arnavut olduğunu söylemedin. Söyleseydin biz Hagi’yi sevdiğimizden çok yine seni severdik. Ben böyle bir beyanatına rastlamadım. Yoksa sana değer verenlerden çok, değer verdiğin servetini elde edemeyeceğinden mi korktun!
Balkanlar parçalanıp emperyalist kasaplar tarafından havlayanlara dağıtılırken bu milletin ekmeğini yiyenlerin ihanetine uğradık ve orada bir vatan kaybettik. Kendi varlığını bu milletin varlığı ile eşdeğer gören yüzbinlerce Arnavut kardeşimiz o cehennemden kaçıp bu milletin Anadolu’daki ana kucağına sığınmadı mı? Senin ailende belki de bu sığınanlardan birisi olarak aramıza gelmiş ve milletimiz tarafından baş tacı edilmişti. Şimdi ne oldu sana da böyle bir açıklamayı yapmaya gerek duydun!
Yoksa sende Türk milletinin artık tarihi misyonunu tamamladığına mı inanıyorsun?
Özellikle dünkü emperyalist devletlerin kabarmış iştahları ile yeniden vatanımızı bölme şarkıları söylediği bir ortamda senin bu beyanatın bilmiş ol ki düşmanın kurşunundan daha acı vermiştir bu millete. Neden mi; çünkü bu açıklamayı”sende mi Brütüs” dedirtecek bir zamanlama yaparak beyanat vermişsin. Yoksa Türk olmasan ne olur, Arnavut olsan ne yazar!
Büyük Deden Mehmet Akif Merhum: “Ben bin kere daha doğmuş olsam bininde de Türk olarak doğmak isterdim” demişti. Kutsal vatanımız dört bir yandan kuşatılıp işgal edilmeye çalışılırken; arkadaşlarından alıp giydiği emanet elbiselerle bu milletin evlatlarına gerçekleri anlatıp onlara cesaret vermişti. Bununla da yetinmeyip bu şerefli millete tarihine yakışır bir “İstiklal Marşı” yazmıştı.
Anadolu’da düşman güçlerin propagandalarına inanıp hiçbir zaman ben de “Arnavut’um” dememiş buna gerek duymamıştı. Ay yıldızlı formayı giydiğin için, mektep harçlıklarını biriktirerek seni seyretmeye gelen mektep talebelerine ne diyeceksin Hakan? Onların ve bu milletin duygularıyla bu kadar dalga geçmeye hakkın var mıydı? İşini görene kadar Türk, gördükten sonra Arnavut öyle mi? Arnavut olduğun için değil, sana bu gereksiz açıklamandan dolayı hakkımızı helal etmiyoruz!
Yanlış yaptın Hakan Şükür! Yanlış yaptın. Şimdi hangi açıklamayı yaparsan yap, ne söylersen söyle; bilmiş ol ki “ dökülen su kabını doldurmuyor”