Trabzon'un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethinin 553. yıldönümü etkinlikleri başladı..
Türk tarihi için Alparslan'dan Kanuni'ye, Yavuz'dan Fatih'e, Fatih'ten Mustafa Kemal Atatürk'e kadar bütün liderlerin yeri ve önemi asla tartışılmaz..
Hepsi Türk tarihi birer gurur abidesidir..
Trabzon'un Fatih tarafından fethinin anlamını dünkü yazımda da değindiğim üzre Fatih'in anne diye hitap ettiği Uzun Hasan'ın annesi Sara Hatun'un büyük komutana hitaben:
'Hey oğul! Bir Trabzon için bunca zahmetler çekmek nedir?' sorusuna verdiği..
'Ana bu zahmetler Trabzon için değildir. Bu zahmetler İslam dini yolunadır ki ahirette Allan'ın karşısına çıkınca utanmayalım diyedir. Zira bizim elimizde İslam kılıcı vardır. Eğer biz zahmete katlanmazsak bize gazi demek yalan olur' şeklindeki cevabın anlamı çok büyüktü..
İstanbul'u da fetheden Fatih Sultan Mehmet Han, Osmanlı’nın hiç tartışmasız bir büyük abidesiydi..
Yıkılan Osmanlının küllerinden Cumhuriyeti inşa eden bu büyük Türk büyüğü için Mustafa Kemal Atatürk acaba ne diyordu? sorusu aklıma gelince araştırıp yazmak istedim..
Mustafa Kemal'in bir sohbetinden yansıyanları sizlerle paylaşmak, Fatih’le ilgili hissedimlerini, düşüncelerini sizlere bu yazı vesilesiyle aktarmak istiyorum.
***
Mustafa Kemal Atatürk bir gün İstanbul ve İstanbul'un Fethi'nden konuşurlarken söz tabii Fatih'e geldi. Ortaya şöyle bir sual attı: "Tarih acaba benim mi, yoksa İkinci Mehmet'in mi yaptığı işleri daha mühim bulacaktır?" O anki huzurda bulunanların hemen hepsi: "Siz" dediler. Atatürk, böyle meselelerde daima olduğu gibi: "Niçin?" dedi.
Atatürk'ün Fatih'ten çok büyük olduğunu ispat için akla gelecek ve gelmeyecek delilleri toplamakta birbirleri ile yarışa başladılar. Hatta bazıları: "Sizin yanınızda Fatih kim olurmuş!" diyecek kadar ileri bile vardırdılar cevaplarını. Söz, su küçüğün söz büyüğün misali en son, orada bulunanların en gencine geldi:
"Efendim, tarih bir imtihan salonuna benzer. Karşısına gelenlere birtakım hususi meseleler verir. Neticede verdiği problemleri halledişine ve bundaki maharetine göre bir numara verir. Aşağı yukarı tarihin imtihanına çıkanların hepsi ayrı şartlar dahilinde, ayrı meseleler karşısında kalmışlardır. Bunları en iyi halledenler de tereddütsüz on numara almışlardır. Zannımca, tarihin adamı olan şahsiyetlerin karşısında kaldıkları hadiseleri birbirleri ile karşılaştırmakla hükümlere varmak mümkün değildir. Fatih, karşısına çıkan problemleri en iyi şekilde hallederek on numara almıştır. Siz de önünüze serilen meseleleri halletmiş ve on numarayı kazanmış bir tarih büyüğüsünüz."
Atatürk, bu sözleri büyük bir dikkatle dinledi ve neticede:"Bravo!" dedi.
Sonra, biraz evvel Fatih'i küçümseyen kişiye dönerek: "Sen halt etmişsin. Ben Fatih'ten büyük olabilir miyim? Çok kereler Fatih'in karşısında kaldığı meseleleri düşündüğüm zaman ben de aynı hal çarelerine varmışımdır. Yalnız, Fatih, benim karşısında kaldığım hadiseleri nasıl hallederdi. Bunu çok merak ederim. İKİNCİ MEHMET BÜYÜK ADAMDIR, BÜYÜK" der.(1)
***
İşte Mustafa Kemal'in Fatih için düşüncesi işte böyleydi..
Türk tarihi ne cevval liderler yetiştirdi ne!..
Peki lider kime denirdi..
Bu soruda canalıcı bir soru..
İlim erbapları lideri şöyle görür:
İnsanların yapmaya cesaret edemediği veya düşünemediği veya bir teklif sunamadığı anlarda, sorunların çözümüne ait çıkış yolu gösteren ve icraatına başlayarak önderlik yapan örnek insandır. Milletlerin tarih sahnesinde var oluş mücadelelerine, liderler yön vermiştir.
Lider çıkaramayan toplumlar ise varlıklarını yabancı kültürlerin altında sömürülerek sürdürmeye çalışmış veya yok olmuşlardır !
Eğer bu büyük millet dimdik ayakta ise bunun nedeni işte çıkardığı liderlerdir..
O nedenle Alparslan'dan Kanuniye, Yavuz'dan Mustafa Kemal'e kadar hepsinin önünde saygı ile eğilmek, hayırla yad etmek Türk milletinin asli görevidir.
Değerlerinin farkında olmayan insanlar aslında kendisinin de bir değer olmadığını ifşa eder.
Ama Türk milleti genelde kıymeti bilinmesi gerekenlerin; kıratını, ayarını, altını, yakutu tanır gibi bilebilmiştir.
Türk milletinin binlerce yıllık hayat tecrübesi, hiçbir millette yoktur.
Bilge Kağan'ın şu sözü öyle benliğime işlemiş ki söküp atılmaz;
“Ey TÜRK milleti işit! Üstte mavi gök çökmedikçe.. Altta yağız yer delinmedikçe.. Senin ilini ve töreni kim bozabilir.”
Ahh be Ahhh..
Şu şanlı tarihimizin derinliklerinin değerini bir bilebilsek..
Hun'da bizim, Göktürklerde.. Oğuzlarda bizim Osmanlı'da..
Ve tabii ki..
Cumhuriyette..
İşte bunu bütün varlığımızla hissedip diyebilsek..
Bakın neler oluyor ozaman!..
'Kyn. Prof. Afet İnan "Atatürk Hakkında Hâtıralar ve Belgeler" (1968, s. 187) adlı kitabından alınmıştır.)