Dünyanın bütün dilleriyle tebrikler Beşiktaş diyen sanatçı Süavi, hümanist takılmış.
Keşke dünyanın bütün dillerini kullanrarak PKK'ya terörist de diyebilseydi. Nedense bizim hümanistler bu konuda hep tekliyor. Batıdaki hümanistlerin bizden ayrıldığı nokta da bu olsa gerek. Onlar insan sevgisini kendi milletinin orjininden hareketle dillendirirken bizimkiler milletinin ismini takımının ismi kadar benimsemiyor.
Bir acayip durum bu.. Yaşadığı toprakların liflerine (etnisite) sevecen olan tipler o liflerden dokunan kazağa (millete) nedense yabancılar.
Sevdiği takımın anlamlı bir galibiyetini Türkçe'nin güzel imkanlarıyla değil de kokteyl yaparak kutlamak böylelerinin aklına düşer. Genlerinin kurulduğu saat demek ki bizim diyarımızın tik taklarıyla çalışmıyor. Dedesine, babasına benzememek için direnen bir yoz dünyaya tutsak gibiler. Bunlara sanatçı demekten çok yamakçı demek gerekir. Çünkü sanat; ikliminde güneşlendiğin, gıdasından beslendiğin toprakların sesiyle dünya için üretmeye denir. Bunlar güneşi yüzüne değmemiş diyarların güneşinden, hücresini beslememiş toprakların besininden bahseden acayipliğe mucbir yaratıklar.
Bir şair, bir yazar veya bir sanatçı kendi yetiştiği topraklar için kuraklık diler mi?
Bunlar diler..
Bu tür satatçılar iki ana kaynaktan beslenir.. Çökmüş fikirlerin posalarından ve aşınmış zamanların anlarından damarlanırlar..
Atatürk'ü bizi Batı kültürüne açtığı için sevmiş gibi yaparlar ama aynı Atatürk'ün ses telleri gerilircesine Türk milleti seslenişini dikkate dahi almazlar..
Ayrıştırıcı, parçalayıcı ve dinamitleyicidirler.
Türk kültürünün etki sahasına molotof kokteyl atan bölücüler gibi maskelidirler..
Yunan şarkılarından aldıkları hazı Karacaoğlan'da bulamazlar..
Pir Sultan Abdal'ın isyan tarafını sever milliyet tarafını ilkel görürler..
Baki'yi, Fuzuli'yi  yerli bulmazlar kendilerinin yerliden fersah fersah uzakta ikamet ettiklerini bilmezlikten gelirler..
Anlayacağınız Beşiktaş'a sevinip Milli Takıma üzülürler..
Ha bizim Milli Takım konusu ayrı bir konu..
Milli midir, birilerinin takımı mıdır o ayrı bir tartışma..
Onların itirazı içeriğe değil milli olan her şeye..
Neyse bu illet zihniyetin tasallutunda bir zaman daha yürüyeceğiz anlaşılan..
Ne zaman maddi anlamda güçlenip alemi biz düzenleriz o zaman bu safralar kaybolur gider..
Mezarlarında zakkum çiçeği açar..
Süavi'nin şahsında nice Muavi'yelere bu sitayiş..
Bir kişiyi köpürtecek kadar alçak çeper değilim..
Ben zihniyetin cemine ve perçemine alizarin sürmek niyetindeyim..
Manzara-yı umumiyeyi idrak eden eder..
Edemeyen Süavi dinler..
Yorgunlar ayrılsın, biz umut doluyuz.. 

PARALEL HAKEMLER

Şahsiyetsiz hakemler Trabzon'a şartlı gönderildi. Bütün Türkiye birleşmiş şeref timsali bir takımın kaderini yok etmek için elbiriliği yapmışlar. Bu manzaraya sebep olanlara hakkımızı helal etmiyoruz. Hırsızların vezir yapıldığı bu lig artık yerin dibine batsın.
Süleyman Abay denen önlüklü futbol teröristi, şike ışığına yakalandık diyen Aykut'u Avni Aker'de galip getirmek için her şeyi yaptı.
Olmayan penaltıyı icat etti, yetmedi açık ofsaytan bir gol daha ikram etti Konya'ya..
Trabzon'un her hızılı çıkışını kimi lehine kimi aleyhine çaldığı düdüklerle mutlaka durdurma görevini yancısıyla birlikte kusursuz organize ettiler.
Dedim ya şerefsizler ordusu gibiydiler.
Trabzonspor'un milyon dolarlar harcayarak kurduğu kadroyu baltalamak, ışık vermesini önlemek için vücudunun bütün azalarından haram fışkırtan Abay, hakemlerin en tetikçisi benim diye haykırıyor gibiydi.
Şota gibi düzgün bir insanın ekmeğine mani olmak bu haramilerin zoruna inanın hiç gitmemiştir.
İstanbul takımlarının pozisyonlarını çalarken düdüklerinin boncuğu fırlayacakmış gibi üfleyen bu üfürükçüler, hiç düzelmeyecek anlaşılan.
Vallahi Hasan Doğan ismini verdikleri bu şaibe ligi, rahmetlinin adını da o dünyada rahatsız edecek kadar böcekli bir lig. Böcek hakemlerin kalbine yerleştirilmiş. Her sinyali dinliyorlar, gereğini yapıyorlar. Paralel yapıdan şikayet edenleri doğal olarak paralel ligden de şikayet etmeye davet ediyorum.