Sayın Başkan'ın basın toplantısını büyük bir dikkatle takip ettim. Kendisine soru da sordum.

Bir kere konuşmalarından çıkardığım sonuç, söylediklerini inananarak söylemesiydi. Birileri kırılır üzülür gibi bir derdi olmadığını, sadece Trabzonspor üzülmesin  yeter dercesine davranış sergilediğini gördüm.

Samimiydi, aslında anlayışlıydı da..

Birilerinin onu anlattığı gibi itici, soğuk bir yapısı yoktu. Oldukça sabırla karşısındakini dinleyen hatta  göz bebeklerinden güneş ışığı gibi sızan bir sıcaklıkla söylenenlere nazar kesbeden tavrı belki her insanın sezebileceği açıklıkta olmayabilir. Ama benim gibi yıllarını insanları izleyerek sarraflaşmış bir kişinin bunu görebilmesini kimse yadırgamasın.

Başkan, eden bulacak diyor. Zamanlama falan anlamam arkadaş deyip, sonunda işin hukukla görüleceğini, sonuçlarına herkesin katlanması gerektiğini çok net ifade etmesi bazılarının abdestini kaçırsa da bence dobra insanın riyasız tavrı olarak geldi bana.

Başkan iki şeye tepki verdi. Bunlardan biri "Kol kırılır yen içinde kalır" anlayışıdır. İkinci isyanı ise Akyazı Stadı'na muhalif olan ve buranın üst kullanım hakkının Gençlik Spor'a devredilişine önayak olanların bugün bu projeyi savunur hale gelmesineydi.

Kamuoyu bu kişilerin isimlerini hemen hatırlamıştır zaten. Bu kişilere; "Şefaatinizi istemiyoruz bari mezarımızdan taş çalmayın" atasözüyle karşılık verdi.

Mecnun Otyakmaz'a da gereken kıvamda ve tonda cevabını vermesi, ona kefil olmaktan dolayı üzgün olduğunu belirtmesi yanlışta ısrar edici olmadığının göstergesi olarak barizleşti.

İki siyasi söylem kullanarak derin göndermeler de yapmadı değil. Biri "çatı aday" diğeri "derin paralel yapılanma" benzetmeleriyle başka şeyleri anlatarak günlük politikaya da ince bir ironi selamı vermeyi ihmal etmedi.

Yakında başkanla bir söyleşi yapmayı düşünüyorum. Orada kendisine sorulmazları da sorarak kendisini yakinen tanımanıza da vesile olmaya çalışacağımı buradan belirtmek isterim.