Hele hele bu sözler kendi içinizden değil de, sürpriz bir şekilde çok ama çok uzaklardan gelip hislerinize tercüman oluyorsa “Helal olsun” dememek, altına kocaman bir imzanızı atmamak mümkün olmaz..
Dün Fatih Çekirge yazınca ben de izledim..
Ve yazmamak mümkün olamazdı zaten..
Belki çoğunuz izlemişsinizdir.
İzlemeyenlere öneririm.
Kaçırmayın..
Bu coğrafyanıın insanlarının içine düşürüldüğü acıyı bu kadar iyi ve ders verir şekilde hem de BM Toplantısı’nda haykıran bir kadın olamazdı..
You Tube'dan bulabilirler.
BM Toplantısı’nda büyük devletlerin başkanlarının gözlerinin içine baka baka konuşan değil, haykırıp ders veren bir kadın...
O kadın..
Çok uzaklarda bir ülkenin devlet başkanı..
Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernandez..

Yaşadığımız coğrafyaya daha uzaklardan kayıtsız kalamayıp Latin Amerika'nın tarihine yakışır bir vicdan gibi haykırdı..
Olağanüstü bir haykırış!..
Bakın neler söyledi..
İyi okuyun..
Diyor ki:
***
“Geçen toplantımızda Esad rejimini terörist olarak tanımladınız. Ona karşı olanları da devrimci olarak değerlendirip desteklediniz.
Şimdi de dün devrimci diye desteklediğiniz radikal İslamcılara karşı savaş açmış durumdasınız.
Hizbullah'ı terörist örgütler listesine koymuştunuz ama sonradan Lübnan'da geniş bir tabanı olan saygın bir örgüt olduğu anlaşıldı.
1994'te Buenos Aires'teki İsrail Elçiliği'ne yapılan bombalı saldırıda İran parmağı aradınız.
Ama öyle olmadığı kesinleşti.
11 Eylül sonrası El Kaide terörü gerekçesiyle Afganistan ve Irak'a savaş açtınız.
Bu ülkeler şimdi dünyanın en ağır durumunu yaşıyor.
Arap baharını, Tunus, Libya, Mısır'da başlatarak radikal İslamcıları kendi ellerinizle iktidara getirdiniz. Oradaki halkların haklarını gasp ettiniz.
İsrail'in son saldırısında Gazze'de kelimenin tam anlamıyla kıyım ve yıkım yaşandı.
Ama siz onu görmek yerine, sadece Gazze'den İsrail'e atılan ve hiçbir etki yaratmayan roketleri gördünüz.
Bugün burada IŞİD'e karşı bir BM kararı çıkarmak üzere toplandık.
Oysa IŞİD'in bazı güvenlik konseyi üyesi ülkelerin gözetiminde kurulup beslendiğini herkes görüyor.
IŞİD ve El Kaide'nin elindeki silahların izini kim sürebilir?
Büyük güçler çok kolay dost ve düşman kavramını değiştirebiliyorlar.
Teröristler dost, dostlar da terörist olabiliyor.
Ortadoğu'da bir terörizm canavarı yarattınız.
Ve bu canavar artık kontrolünüzden çıktı.
İşte o canavarın çatal dili önceki gün Ankara'da ciğerimize kadar uzandı.
Yaktı kavurdu bizi.”
***
Her bir cümlesi dünyaya ‘Ders’ gibi sözler.
Dün yazdığım gibi Afrika'dan Ortadoğu'ya kadar koskoca
bir coğrafyayı açık bir
yara haline getirdiler...
Arjantin Devlet Başkanı Fernandez BM Toplantısı’nda bunları açık açık söyledi..
Fernandez'i dinlerken dünyada böyle bir sesin olduğunu bildik..
Asil bir duruşu tanıdık..
Dünyada böyle devlet başkanları da varmış dedik.
Hem de kocaman yürekli bir kadın..
Fernandez'i dinlerken gerçekten bu coğrafyada çok uzaklardan gelen bir akrabamızı, kardeşimizi karşılar gibi olduk...
Hislerimize öylesine tercüman oldu ki başka söze hiç ama hiç gerek kalmadı.
Bir kere değil bin kere helal olsun Bayan Fernendaz’e..
BİR BABA

Adı: Raşit
Soyadı: Ceylan
Ankara’daki terör saldırısı sonrası kızı Fatma Batur ve yeğeni Bedriye Batur’dan haber alamayınca Osmaniye’den kalkan ilk otobüsle Başkent’e geldi.
Kızı Fatma’nın Ankara’ya geldiğinden haberi olmamış.
Diyor ki;
“Anasıyla konuşmuşlar. Gittiğini öğrenince, ‘Ankara, Başkent’tir bir şey olmaz’ diye düşündüm.”
Şimdi çaresiz..
2 gecedir Adli Tıp Kurumu’nun bahçesinde sabahlıyor..
Kızıyla yeğeninin cesedini teşhis etmek için bekliyor.
Birçok kez teşhis için morga indirildi.
Anlatıyor..
“Fatma öldü” dediler.
Adli Tıp’a geldik.
“Kızınız burada” dediler.
Morga indirdiler.
“Kızın mı?” diye sordular, yüzü yoktu yatan kızın.
Ellerine baktım.
Fatma’nın elleri değildi.
Şükür bile diyemedim.
Her yerde parçalanmış cesetler var..
Kadınların yüzleri yok..
“Biz nasıl evimize döneceğiz?” diye çaresizlikle soruyor..
Cevabını kim verecek!..
Arjantin Devlet Başkanı Fernandez cevabı aslında veriyor!.