Hasan Al yazdı. Kapağında Trabzonspor’un konakladığı ilk binanın fotoğrafı, şampiyonluk kazanmış takımın, teknik adamlarının ve yıldızlaşan futbolcularının tarihe mal olmuş fotoğrafları… En alt kısımda mütevazı KIYI legosu.
Kitap, Kıyı Yayınlarının 110’nuncu, Spor Serisinin de 10. numarasında yer almakta, 268 sayfadan oluşmaktadır.
Spor alanında, özellikle futbolda etkin ve yetkin olan Hasan Al bu zamana kadar deneyimini, bilgisini, düşüncesini, inancını, mangal gibi yüreğini korkmadan, sakınmadan: SANA ZAFERLER YAKIŞIR(2004), KUPA BAŞBAKANDA(2012), KUMPAS YOK ŞİKE VAR(2019), ÖZKAN SÜMER(2024), TRABZONSPOR(2026) kitaplarına imzasını atmıştır. Sosyal medyadaki paylaşımlarının yanında halen Cumhuriyet ve Karadeniz’de Sonnokta gazetelerinde yazılarını sürdürmektedir.
Özkan Sümer’den “sporun felsefesini alan” ve bu açıdan spora ve hayata bakan Hasan, hemen hemen spor dışında pek çok konuda da kıvrak ve keskin kalemini kullanabilmekte, yazarken düşüncelerini ve bilgilerini derin gözlemleriyle aktarabilmektedir.
Dün, ulusal lig takımlarını, il ya da iller arası transfer edilen gençlerle seyrederken, bugün uluslararası transferlerle “Fransız Lejyönere” dönmüş takımları seyrediyoruz. Bugün, yabancı futbolcularla kazanılan şampiyonluklar, iller ya da ulusal bazda kendi çocuklarımız adına ne kadar başarı sağlar, ne kadar toplumsal övünç kazandırır? Milli takımın hali pür melalini görüyoruz. Değer yabancı topçulara, olanak yabancılara. Anlamıyorum, anlamak da istemiyorum. Bir takım tamamen yabancı topçulardan oluşuyorsa, “bütün dünyada böyle” diye bir açıklaması olamaz. Bu gidişle kalite yükselecekse, futbolcu transferi yapıldığı gibi bari “siyasetçi transferi” de yapalım, pardon “ithal edelim de siyasetin kalitesi yükselsin.” Kimi geri zekalı siyasetçilerden kurtuluruz belki. Tıpkı sporcularda olduğu gibi “tabiiyet değiştirerek” “Türk siyasetçi” adını verir, sorunu çözeriz.
Hasan, Trabzonspor’un kuruluşundan günümüze kadar gönül veren bir kentin, ülke ve dünya geneline mal olan, sevenleriyle büyük “camialar arasına giren, taraftarlarıyla kaynaşan bir takımın öyküsünü anlatıyor okuruna. Çok kısa bir sürede ikinci baskısını yapan bu kitap sadece bir öykü, bir tarih değildir. Bu kitap, maddi ve manevi tüm gücüyle Trabzonspor’u destekleyen, can veren insanların, taraftarların da altın harflerle gönüllere kazınan masalsı öykülerinin de anlatımıdır. Unutturmayan Hasan Al’a binlerce teşekkür…
*
Kendisi küçük, tarihi büyük bir kentin kıt olanaklarıyla, adıyla anılan bir spor kulübü kuruluyor. Kısa sürede koşulları, başarılarıyla lehine çeviriyor, İstanbul’un saltanatına son veriyor, ÖZ ÇOCUKLARIYLA peş peşe şampiyonluklar kazanıyor, çok büyük ve çok güçlü, dünyaca ünlü kimi Avrupa takımlarına kök söktürüyor. Başkanlarıyla, teknik adamlarıyla, futbolcularıyla Trabzonlu olan bir takım kentiyle bütünleşerek Türkiye’nin en çok sevilen ve taraftarı olan kulüplerinden biri sanını kazanarak DÖRDÜNCÜ BÜYÜK OLMA başarısını gösteriyor. Ve bugün o, zirvede yer değiştiren dört büyüklerden biri olmayı sürdürüyor.
Bu destansı yücelişi ad ad kaleme alarak spor tarihine kazandıran Hasan emeği geçen herkesi başarı, destek ve fedakarlıklarıyla anlattı. Bu şampiyonluklar köyleri, kasabalarıyla, yurtiçi ve yurtdışı taraftarlarıyla amatör bir ruhun ve karşılık beklemeksizin şahlanan bir düşünüşün, inanışın ve sevginin eseriydi. Trabzonspor bir külttü ve sevenleri, inananları takımlarıyla var oluyor ve kendilerini takımlarıyla ifade ediyorlardı.
Fotoğraflarla zenginleştirdiği kitabını Hasan, bu uğurda hayatını kaybedenlerle noktalıyor.
İstanbul’un karşısına bir şehir çıktı. Adı Trabzon’du. “Bilgisi, donanımı, becerisi, başarısı ile… Sokaklarında, bağında, bahçesinde yetişmiş, öz be öz çocuklarıyla: Akrep Celalleri, Ahmet Suatları, Özkan Sümerleri, Faruk Özakları, Şenol Güneşleri, Necmileri, Ali Kemalleri, Dozer Cemilleriyle, Hamileriyle, Gökdenizleri, Fatih Tekkeleriyle… Gözün nuru gibi değerli takımlarıyla… Kök söktürdü Fener’e, Beşiktaş’a, Galatasaray’a… Kök söktürdü dünya devi Barselona’ya, Liverpool’a, Juventus’a, İnter’e, Lyon’a, Dinamo Kiev’e.”
“Trabzospor parlayan bir yıldızdı Anadolu’da ve tüm Avrupa’da.”
“Anadolu insanının onur duyduğu, gururlandığı, sesi, varlık nedeni saydığı bir takımdır Trabzonspor. Sofrasında ekmeği, tasındaki çorbasıdır. Onunla oturuyor masaya onunla kalkıyor, karnı onunla doyuyor, onunla seviniyor, onunla mutlu oluyor.”
Hasan Al, “Trabzonspor / Futbolda Anadolu Devrimi” kitabıyla bu olguyu ve öyküyü anlattı, spor tarihine kazandırdı. Spora ve Trabzonspor’a gönül verenlerce mutlaka okunmalı, bu “sevgi” öğrenilmeli, gelecek kuşaklara aktarılmalıdır.
Sevgiyle esenlikle kalınız…