Trabzonspor  yazlık maça gider gibi toplama takımla çıktığı Fenerbahçe  karşısında gösterdi ki;  “Taşlar yerine oturduğunda taş gibi takım olacağım.”
Çünkü, yerli, yabancı alınan oyuncuların hepsi kaliteli.
Hiç hesapta olmayan ve son anda kontenjandan kadroya giren  Musa’dan, son gelen  Waris’e kadar hepsinin hem futbolu, hem niyeti  iyi..
Cezayirliler tekmeye kafa uzatan cinsten...
İyi bir Cardozo da takıma girdiğinde  Waris ile Yatabare’nin  yanında çok iş yapacak.
Üstelik araya iyi top bırakan Cardozo’nun sayesinde bunların da verimi artacak.
Ve de karşısına çıkan ilk rakipte topa basıp geriye dönen forvet oyuncularından değiller..
Hem  Waris hem de Yatabare daha çok ileri vitesini kullanıyor, rakibi  zorluyor.

***
Forvetten başlayan defans anlayışı..
Takım olarak topun arkasına geçmek, rakibe defans  arkası boşluğu bırakmamak..
Ve de defans organizasyonu çok iyi..
Havadan, yerden müdahaleler  yerinde ..
Bir tek kazanılan topların oyuna sokulmasında  sıkıntı var..
Üstelik en az sahaya çıkanlar kadar başarılı olacak  bir geri dörtlü daha  oluşturacak  imkanın var.
Bosingwa, Papadopoulas, Mustafa Yumlu, İshak’ı sürsen sahaya kimin itirazı olur?

***
Orta sahanın hücum organizasyonu henüz istenilen düzeyde değil..
Bu hem pas tercihlerinde, hem de  bu bölgedeki oyuncuların ataklara katılmasında görülüyor..
Son paslarda  tercih ve vuruş hataları yapılıyor.
Bu  yüzden  atağa çıkarken gereksiz  yere kaptırılan toplar  kalemizde  tehlikeli olabilecek pozisyonlara dönüşüyor.
Vahit Hoca’nın bana iki ay lazım demesi de  bu yüzden  zaten..

***
Bu  kriterlere göre değerlendirdiğim Fenerbahçe maçındaki Trabzonspor zaaflarına karşın bana umut verdi.  İleri dönük ışığı  gördüm..
Diego takviyeli oturmuş  kadrosuyla Türkiye’nin ofansif becerisi en yüksek takımı Fenerbahçe tek gol  pozisyon bulamazken, sen  henüz nekahat döneminde yarım düzine yakalıyorsan buna projektör de diyebilirsiniz..

***
Elbette Yatabare o golü atsaydı, ya da  yine bu futbolcunun şutunda Mert’in bacak arasından top geçtiğinde yağmur yağıyor olsaydı,   bundan daha iyisi olacaktı ama, sıkıntılı bir zamanda böyle bir mücadele  ve sonuç bence üzülmek değil, umutlanmak sebebi olmalı..

  • DOLAŞTIRA DOLAŞTIRA YENİLDİK ABİ!

Türkiye’de  şöyle bir değerlendirme var maçlarda..
Efendim top ayağında  daha fazla kalmış, öyle ki yüzde 65..
Elbette top sende daha çok kalırsa, istediğini yapma yönünden avantajlı olursun da.
Onemli olan o topla sen ne yapmışsın?
Etkili ataklar geliştirip, gol  yollarını  koridor yapıp kaleyi topa mı tutmuşsun?
Gol mü atmışsın?
Yoo..
Peki ne yapmışsın?
Stoperin almış  kalecisinden  vermiş  sol beke, ondan almış  atmış  sağbeke, o da vermiş ön liberoya, ön libero da dönmüş 30 metreden yollamış kalecisine..
Bunları  yaparken  kaç dakika geçti?
En az iki..
Demek sen bu iki dakikada rakibe top göstermemişsin!
İstatistikler öyle diyor da, futbolun gerçekleri ne söylüyor?
“Boş yere benzin yakmaktan başka bir iş yapmadın” demiyor mu?
Bir tarihlerde Trabzon’da oynanan Bir Beşiktaş maçında topa yüzde 73 Trabzonspor’da kalmıştı da, tabela bunu hiç umursamamıştı!
Çünkü orada şöyle yazıyordu:
Trabzonspor:0
Beşiktaş:2

  • DEMEK Kİ NEYMİŞ?

En olaylı Fenerbahçe maçında kapalı tribünden, maratondan sahaya yabancı madde atıldığını, tel örgülerin  aşılarak sahaya girilmeye çalışıldığını gördünüz mü?
Göremezsiniz, çünkü tek tük istisna dışında yok.
Önceki yıllarda daha sezon  başında  Trabzonspor’u perişen eden Sivassspor maçı da dahil, yarıda kalan ve kalmayan ancak olaylar yüzünden hem Trabzonspor’a büyük zarar veren, hem de Trabzon’un imajını yerlerde süründüren  olaylara hangi tribün sebep oluyordu?
Deniz  tarafındaki kale arkası.
Peki, buraya kimler, nasıl giriyordu?
Demek ki aynı hataları artık yapmamak gerek!
Tabi, Trabzon’daki  maçlarda  seyirciyi tahrik etmeyi kendisine iş edinmiş Volkan faktörünü de unutmamak lazım!

  • VER MİLYONLARI SAL TARLAYA!

Ülkemizde onlarca ziraat fakültesi var ve mezun olanların tamama yakını iş bulamıyor.
Yine ülkemizde yüzlerce stadyum ve kulüplerin çim sahaları var, zeminleri  felaket kötü.
Sanki patates tarlası.
Ver adama milyon Euro’ları sal tarlaya..
Yani top sürerken karşısına çıkacak  köstebekle verkaç yaparsa şaşırma!..
Ondan sonra o sakat, bu sakat..
Ve de oynanan futbol değil, kıvırtmalı!
Çünkü bu sahaların bakımını yapacak çim uzmanın yok. Asgari ücretli garibimin eline  hortumu verip  sabah akşam  sula demekle  olmuyor işte!
Sonra da  dünya kadar para vererek Avrupa’dan  uzman getiriyorsun..
Şu an en az  500 çim uzmanına ihtiyaç var ülkemizde..
İşte  bu yüzden  ziraat fakültelerinde çim uzmanlığı bölümü açılsa, buraya bitirecek gençler hem iş sorunu yaşamaz..
Hem de o kadar yatırım yapılan stadyumların  zemini  köstebek yuvasına dönmez..