Üç haftalık Trabzonspor, üç yıllık Fenerbahçe karşısında nasıl oynanması gerekiyorsa o şekil oynadı.
Siz bakmayın bazı beyinlerin “ Trabzonspor geriye yaslandı.. Korkak oynadı.. Topla oynayamadı..” demesine.

 ***
Hatırlayın 1996 yılında aynı sahada oynanan Vanspor ve Fenerbahçe maçlarını.
İki maçta da tek kale oynamıştı Trabzonspor.
Bordo-Mavili takım sağdan, soldan, ortadan yaptığı ataklarla anasından emdiği sütü burnundan getirmişti iki takımın.
Onlarca net gol pozisyonu vardı fakat elde-avuçta olan sıfırdı.
Oyunun ve topun hakimi olsanız ne yazar kazan(a)madıktan sonra.
Sonuç: Dışarıda Ali Şen’e, sahada geriye yaslanıp sırtını Rüştü’ye dayayan Fenerbahçe, Avni Aker’de oynamadan şampiyon oldu.

***
Trabzonspor’un Avni Aker’de birçok takıma topla oynamada inanılmaz üstünlük sağladığı karşılaşmalar olmuştur.
Hele bir Beşiktaş maçı var ki.. Hafızam beni yanıltmıyorsa (tahminen)  %70’e, 30 üstündü Bordo-Mavili takım.
Kazanan Beşiktaş, kaybeden Trabzonspor..
İstatistiklere/tarih sayfalarına bakıldığında, Trabzonspor’un çok iyi oynadığı yazmıyor, sadece skor yazıyor.

***
Yeniden bu hafta oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçına ve dostlar alışverişte görsün “laf olsun torba dolsun” diye konuşanlara dönelim. 
Trabzonspor geriye çok yaslanmışmış.
“Geriye yaslandı” dediğin takımın kalecisi Onur Kıvrak, Trabzonspor formasını giymeye başladığından bu yana en rahat maçını oynadı. Bir koltuğu eksikti kaleci Onur’un. Korkumuz; böyle giderse kaptan kaleciliği unutacak!
Bunun neresi rakibe teslim olmak?
Kaldı ki rakibin net gol pozisyonu ve organize atağı yok. M. Topal’ın uzaktan attığı şut hariç.

***
Arkadaş, üç haftada su kabağı yetişmiyor, kuluçkaya yatan varlık olan tavuk bile bu süreye isyan ediyor, sen kalkmış farklı ülkelerden, değişik kültürden gelen oyunculardan kısa sürede takım olmasını istiyorsun-bekliyorsun.
Hadi canım sende..! 

***
Bir de “Trabzonspor korkak oynadı” demezler mi!
Biraderim, bir günlüğüne veli ol, okula yeni başlayacak olan çocuğu 1’nci değil 3’üncü sınıfa kayıt ettir de görelim.
Trabzonspor da bir yerden başlamalı. Bordo-Mavi takım emekleme döneminde biraz sabret, azıcık bekle! Patlama, çatlama, bir yerlerini yırtma!  
Ne kadar enteresan, Trabzonspor’a bu tip eleştirileri yapanlar, Ersun Yanal’lı Trabzonspor yeniden yapılanmaya girdiği yıl da  benzer cümleleri kuruyorlardı. Ne hikmetse bu tip kişiler, üç aşağı-beş yukarı aynı isimler.
Ne diyelim, Allah futbol zekâsı versin!

***
İnsan, eleştiri ve dedikodu kültüründen beslenmeyi alışkanlık edinince, ağzı üstüne kapanmaz.
Sultanahmet güvercinleri gibi dırdırı bitmez..
Anlasalar da, anlamasalar da olur olmaz konuşurlar; caz müzisyenleri gibi.

 ***
Madem “caz”dan bahsettik.
Uzmanlar:
“Caz, eylem ve inisiyatif demektir. Taktik disiplin düşünülmez bile. Müzisyenlerin her biri zirveye tırmanma uğraşı içerisindendir. Müzik onları nereye götürürse oraya, bazen tökezleyerek, ancak hatalarından öğrendikleriyle yeni fırsatlar yaratarak ilerlerler. Cazcılar, dinleyicisinin destekleyici enerjisinden yaratıcı güç alarak, gevşek dokulu bir yapıda, kâh birbirine arka çıkarak, kâh solo performanslarla müzik yaparlar. Cazda sonucu, müzisyenlerin bireysel performansları belirler” diyor.

 ***
Trabzonspor’u zamansız, yersiz, gereksiz ve acımasız eleştirenlerin caz müzisyenlerinden farkları yok.
Farkları; müziksiz dans etmeleri..!