Trabzon geçmiş özelliğini yitirdi. Nerede o eski bahçeli evler!... Bahçedeki meyve ağaçları ve sebze bahçeleri, insana hoşluk verirdi. O güzelim evler yıkıldı, yerine şekilsiz ruhsuz beton yığınları dikildi. Üstelik de önünde arkasında bir karış toprağı olmayan binalar bunlar. Kollarını göğe dikmişler sanki güneşi tutacaklar gibi on, on iki kat apartmanlar.
Bahçeli evlerin, aile bireylerinin yazın oturup yemek yediği dinlendiği alanlardı. Aynı bahçeler o evin sebzesini karşılardı. Özellikle cumartesi-pazar günleri mangallar yakılır, etlerin, balıkların kokusu ta uzaklardan alınırdı. Zaman zaman komşular bir evin bahçesinde toplanır hoş vakit geçirirlerdi. Çalışan insanlar kendi bahçelerinde haftalık yorgunluklarını atar ve pazartesi sıfır yorgunlukla işlerine giderlerdi.
Trabzon’un nüfusu kalabalıklaştı. Şehirden yeşilliği kovduk. Yollar beton, evler beton yığını oldu. Güzel de, bu insanlara dinlenmeleri için belediye olarak, devlet olarak ne gibi güzellikler sunduk? Bol bol cafeler açtırdık. İşsiz insanlarımızın meşgul olmalarını sağladık da ya çalışan, yorulan insanlar için ne gibi önlemler aldık?
Parası, arabası olan insanlarımız Meryemana’ya, Zigana’ya daha başka gezilip görülecek yerlere de gidebiliyorlar. Ya nüfusun çoğunluğu arabası, parası olmayan insanlar özellikle pazar günleri ne yapacak?
Belediyeler İzmir’de Eskişehir’de, Adana’da ve değişik illerde ne kadar güzellikler yaratmışlar. İnsanın kıskançlığı tutuyor o illerdeki güzellikleri görünce. Neden bu güzellikler benim yaşadığım ilde yok diye üzülüyoruz.
İnsan bedensel, ruhsal ve sosyal bir varlıktır. Belirttiğim üç özelliğini korumak, kollamak birinci derecede bireyin kendi görevi, ikinci derecede de devletin ve onun uzantısı olan yerel yönetimlerin görevidir. İnsanların doğa ile bütünleşmesini sağlamak, onların haftalık yorgunluklarını atmalarına katkıda bulunmak her şeyden önce insani görevdir de.
Sahili doldurduk, doğal kıyılarımızı bozduk. İnsanı denizden uzaklaştırdık. Sahilde birkaç dönümlük alana halk için piknik alanı neden yapılmasın ki? Bahçe masaları koymak, mangal için ocaklar, uygun yerlere çeşmeler doğal ihtiyaçlarını karşılamak için tuvaletler yapmak onlardan önce ağaçlandırmak, yeşillendirmek o kadar zor mu? Az bir giriş ücreti alınarak hizmet veren insanların ücreti karşılanabilir. Böylece gelir düzeyi düşük insanların dinlenmesine olanak sağlamış oluruz. Bu çalışmalar bence yerel yönetimlerin temel görevidir diye düşünüyorum.
Yerel seçimlere az zaman kaldı. Yerel yönetime aday olan bu dostlarımızdan halk olarak, bu yörede oturan insan olarak bu tür gereksinimler ve güzellikler istenmelidir. Biz onlardan Kaf Dağı’ndan kar bağışlamalarını istemiyoruz. Biz yapılabilir ve olması gerekenleri yazıyor ve istiyoruz.
Maçka deresinde, Derecik’te, Yıldızlı’da ve daha başka yerlere geniş piknik alanları yapılamaz mı? Belediye otobüsleri insanlarımızı o alanlara taşıyarak, az gelirli insanlarımız, onların çocukları belki yaşlıları doğa ile bütünleşerek ayakları toprakla sarmaş dolaş olmasını sağlamak fena mı olur? Bir piknik alanında olması gereken gereçler, doğal gereksinimlerini karşılayacak tesisler yapmak elbetteki belediyelerimizin temel görevidir. Aynı alanlara çocuk parkları, gençlerin spor yapacağı alanlar, belirli yaştaki insanların yürüyeceği yollar yapmak o kadar da zor değil. Yeter ki insanımıza insanca değer verelim.
Özetin özeti:
Biz Trabzon’umuzun güzelleşmesini istiyoruz. Biz insanlarımızın daha insanca yaşamalarını sağlayıcı çalışmalar istiyoruz. Biz insanlarımızın sosyalleşmelerini ve birlikte yaşama, eğlenme kültürünü almalarını istiyoruz. Piknik alanlarında, eğlence yerlerinde kısaca toplu yaşanan alanlarda paylaşımcı, hoşgörülü insan istiyoruz. Bunu yaratmak elbetteki yerel yönetimin görevidir.
Bilmem abartıyor muyum?