Her şeyin her an değişebileceği haftalara girdiğimizde Trabzonspor elindeki dar kadrosuyla maksimum düzeyde nasıl fayda sağlayacak sadece Trabzonsporlular değil Trabzonsporlu olmayanlar da ilgiyle izliyor.
Neden izlemesinler ki?
Oulai, Pina, Augusto, Batagov, Muçi, Nwaiwu geldikleri günden beri değerlerine değer katarak hem kendilerini yüceltiyorlar hem de Trabzonspor'u yukarılarda tutuyorlar.
Lakin ben Trabzonspor'un bu heyecan ve gerilim düzeyi düşük maçlarından her zaman tırsmışımdır. Trabzonspor'a güçlü takımlar değil zayıf ve bir nebze daha küçük takımlar her zaman zorluk çıkartmıştır. O yüzden bu haftaki Karagümrük maçı sonraki Kayseri, Eyüp ve Rize maçları bana göre zorluk seviyesi en yüksek maçlardır. Trabzonspor, ligde kendine son sırada yer bulabilen Karagümrük ile öyle bir ilk yarı oynadı ki sabır taşı olsa çatlardı. Sanki rakibine gol atmak için değil de gel bana gol at dercesine her türlü kolaylığı gösterdi Trabzonspor.
Saviç iyi, mükemmel, hoş adam da hocam iki haftadır ona yer bulacağım diye takımın bütün direnç sistemini bozdun, bir tuhaf durumlara soktun. İki haftadır, kim nerede nasıl top oynuyor bırak bizi, sanki futbolcular dahi anlayamamıyor gibi. Bir şeyler deniyorsun, üretmek istiyorsun ama Hocam, üçlü defans sistemi denemiyorsan Batagov'dan sol bek üretmek elimizdeki kaliteli stoperi harcamak gibi bir şey be Hocam. İlk yarıda, sırf bu kafa karışıklığı yüzünden Trabzonspor'un kalesine gelmesi mümkün olamayacak Karagümrük elini kolunu sallaya sallaya gol attı.
Neyse ki ikinci yarının başında, Chibuke'nin kafa golleriyle fark ikiye yükselince hem takım hem de taraftarlar rahatladı.
Yalnız Fatih Tekke Hoca, çok kurt bir hoca. Haftalardır Bouchari üzerinden onu vurmak isteyen bazı kitleler asla Oulai'nin yanında olmaması gereken bir düzende sırf bu kitleler o oynasın istiyor diye Bouchariyle Oulai'yi göbekte oynattı. Bouchari, o kadar çok top kaybı o kadar çok basit hatalar yaptı ki bir ara takım arkadaşları bile nasıl olsa kaptıracak diye ona top atmayı bıraktılar. Fatih Hoca da ikinci yarıda Bouchouari'yi kulübeyi çekip maçın başında aslında o kadar çok oynatmayı istediği Okay'ı sahaya atarak o kitlelere de madem öyle işte böyle dedi.