Net ifade edebilirim ki Trabzonspor’da son yılların en güçlü kadro yapılanmalarından biri oluşturuluyor.
Yapılan transferler, camiada yeniden büyük hedeflerin konuşulmasını sağlıyor. Kaliteli ve karakterli oyuncuların Bordo-Mavili formayla buluşması, taraftarın da heyecanını her geçen gün artırıyor.
Ancak büyük başarılar sadece iyi isimleri bir araya getirmekle değil, doğru parçaları eksiksiz tamamlamakla gelir. Şu an için özellikle forvet, sağ kanat ve savunma hattında yapılacak kaliteli takviyeler büyük önem taşıyor.
Bu kadar doğru adımlar atılmışken, takımın ihtiyaç duyduğu bölgelere de aynı kararlılık ve fedakârlıkla takviyeler yapılmalı.
Çünkü bazen küçük görünen eksikler, büyük hedeflerin önünde engel olabilir. Harcanan emeklerin, yapılan yatırımların karşılığını bulması için kadronun her bölgesinin güçlü olması gerekiyor. Eksik parçalar da doğru transferlerle tamamlandığında, ortaya izleyenlere keyif veren, mücadele gücü yüksek ve hedefleri olan bir Trabzonspor çıkacaktır. Ben inanıyorum ki bu takım doğru dokunuşlarla ligin en iddialı ekiplerinden biri haline gelecektir.
Bordo-Mavili camianın özlediği o büyük heyecan yeniden yaşanabilir.
Trabzonspor, zirve yarışının en güçlü adaylarından biri olacak ve taraftarına unutulmaz bir sezon yaşatacak potansiyele sahip görünüyor.
……………….
YENİ SAVAŞÇI CABRAL
Trabzonspor’un yeni sezon öncesindeki en dikkat çekici hamlelerinden biri hiç şüphesiz Sidny Lopes Cabral transferi oldu.
Bordo-Mavili ekibin Benfica’dan kadrosuna kattığı genç sol bek, sadece yeteneğiyle değil, sahadaki özgüveni ve mücadeleci yapısıyla da şimdiden büyük bir merak uyandırdı. Yeşil Burun Adaları formasıyla Dünya Kupası sahnesinde sergilediği performans, onun ne kadar önemli bir potansiyele sahip olduğunu açıkça ortaya koydu. Büyük organizasyonlarda gösterdiği cesaret, oyun disiplini ve kalitesi, Trabzonspor’un bu transferde ne kadar doğru bir adım attığını bir kez daha gösterdi. Henüz 23 yaşında olan Sidny Lopes Cabral, kariyerinin en önemli dönemlerinden birine Trabzonspor formasıyla adım atmaya hazırlanıyor.
Genç oyuncunun enerjisi, hırsı ve gelişime açık yapısı, Bordo-Mavili camianın yeni sezondaki umutlarını daha da artırıyor.
Trabzonspor taraftarı, yıllardır formasını terleten futbolcularda sadece yetenek değil, arma için savaşan bir ruh da görmek ister.
Sidny Lopes Cabral’ın sahadaki duruşu ve mücadele azmi, bu beklentilere cevap verebilecek bir oyuncu izlenimi veriyor.
Şimdi gözler, bu genç yeteneğin Papara Park’ta Bordo-Mavili formayla sahaya çıkacağı günlerde.
Trabzonspor’un yeni yıldızı olma yolunda ilerleyen Sidny Lopes Cabral’ı izlemek için sabırsızlanıyoruz.
…………………..
FORMAYI HAK EDENLER KALSIN
Trabzonspor, yeni sezon öncesinde kadrosunu güçlendirmek adına önemli transfer hamleleri yapıyor. Yeni oyuncuların takıma katılmasıyla birlikte kadrodaki rekabet de doğal olarak artıyor. Ancak sağlıklı ve verimli bir çalışma ortamının oluşabilmesi için teknik heyetin kadroda düşünmediği isimlerle vakit kaybetmeden yollar ayrılmalıdır.
Bu büyük formayı gerçekten hak eden, mücadeleden vazgeçmeyen ve Trabzonspor armasının sorumluluğunu taşıyabilecek futbolcularla yola devam edilmelidir.
Çünkü başarı; kalabalık kadrolarla değil, aynı hedefe inanan, aynı ruhu paylaşan oyuncularla gelir. Avusturya kampına da yalnızca yeni sezon planlamasında yer alan futbolcularla gidilmesi, takımın birlik ve uyumunu artıracaktır.
Teknik direktör Fatih Tekke'nin bu konuda en doğru kararı vereceğine olan inancımız tamdır. Yeni sezon, Trabzonspor için sadece yeni bir başlangıç değil; yeniden ayağa kalkmanın, yeniden umutlanmanın sezonu olmalıdır.
Bordo-Mavili taraftarın tek beklentisi ise sahada forması için son nefesine kadar mücadele eden bir takım izlemektir.
…………….
BİRLİK OLMADAN
ZAFER GELMEZ
Trabzonspor yönetiminin şu ana kadar beklediği desteği arkasında tam anlamıyla göremediğini üzülerek görüyoruz.
Başkan Ertuğrul Doğan da zaman zaman yaptığı açıklamalarda bu tabloyu açıkça dile getiriyor. Oysa Bordo-Mavili kulübün büyük hedeflere ulaşabilmesi için sadece yönetimin çabası yeterli değildir.
Bu kulüp ancak tüm camianın aynı yürekte buluşmasıyla yeniden hak ettiği yerlere ulaşabilir. Trabzonspor'u başarıya taşıyacak olan yalnızca sahadaki mücadele değil, tribündeki inanç, şehirdeki birlik ve camianın omuz omuza vermesidir.
"Ben varsam bir yerinden tutayım, yoksam hiç işim olmaz" anlayışının en büyük zararını Trabzonspor görür. Böyle bir düşünce, hedefe giden yolu zora sokar, umutları törpüler. Oysa gerçek Trabzonspor sevgisi, makamla ya da görevle ölçülmez. Yönetimde olsun ya da olmasın, bu armaya gönül veren insanlar, kulüplerine maddi ve manevi desteklerini hiçbir zaman esirgemeyenlerdir.
Gerçek Trabzonsporluluk da işte tam olarak budur.
Bugün konuşma değil, destek verme zamanıdır.
Bu destek; sponsor olarak, kombine alarak, forma satın alarak ya da kulübün yanında durarak gösterilebilir. Çünkü bu işler sadece sözle olmaz.
Trabzonspor'un bugün en çok ihtiyacı olan şey, laf değil, icraattır.
Bizler de bu camiaya gönülden katkı sunan, elini taşın altına koyan herkesi bu sütunlarda alkışlamaktan, hak ettiği değeri vermekten geri durmayız.
Çünkü Trabzonspor'un başarısı için atılan en küçük adım bile bizim için çok kıymetlidir. Unutmayalım; Trabzonspor sadece bir futbol kulübü değildir. Trabzonspor, bu şehrin ortak sevdası, çocukların hayali, milyonların gururudur.
Bu sevdaya sahip çıkmak ise sadece yöneticilerin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.
………………
BU TOPRAKLAR
YİNE YILDIZLAR
YETİŞTİRMELİ
Trabzonspor'da beni en çok üzen konuların başında, altyapıdan beklentileri karşılayacak düzeyde futbolcuların yetişmemesi geliyor.
Bu kadar yatırım yapılmasına, bu kadar emek verilmesine rağmen böylesine verimli topraklardan Bordo-Mavili formayı uzun yıllar başarıyla taşıyabilecek oyuncuların çıkmaması gerçekten düşündürücü ve bir o kadar da üzücü.
Oysa Trabzon, yıllarca Türk futboluna damga vurmuş yeteneklerin yetiştiği bir futbol şehridir. Bu şehrin çocukları, geçmişte Trabzonspor'un en büyük gücü olmuş, kulübün başarı hikâyesini yazan isimler arasında yer almıştır.
Bugün ise aynı heyecanı ve gururu yaşayamayışımız, hepimizi sorgulamaya itmelidir. Demek ki bazı şeyler eksik ya da yanlış yapılıyor.
Bunun artık samimiyetle kabul edilmesi gerekiyor.
Altyapıda görev yapan antrenörler, en küçük yaş grubundan itibaren çocuklara sadece futbolu değil, Trabzonspor ruhunu da en iyi şekilde aşılamalıdır.
Çünkü büyük futbolcu olmak kadar, o formanın değerini bilmek de çok önemlidir. Oyuncu seçimlerinde çok daha titiz davranılmalı, hiçbir yetenek gözden kaçırılmamalıdır. Hak eden çocuklar mutlaka takımda tutulmalı, onların gelişimi için gerekli olan tüm imkânlar seferber edilmelidir.
Sabırla, inançla ve doğru planlamayla hareket edildiğinde Trabzonspor yeniden kendi evlatlarıyla gurur duyacaktır.
Trabzonspor'un geleceği sadece yapılacak transferlerde değil, kendi öz kaynaklarından yetişecek çocukların ayaklarında saklıdır.
Çünkü bu şehrin çocukları, bordo-mavili formayı sadece giymez; yüreğinde taşır.
İşte Trabzonspor'u yeniden zirveye taşıyacak en büyük güç de bu aidiyet duygusu olacaktır.
……………..
HENÜZ YOLUN BAŞINDAYKEN...
Bazı Trabzonlu antrenörlerimiz var ki, yakaladıkları en küçük başarıda bile büyük bir havaya giriyorlar.
Adeta "küçük dağları ben yarattım" edasıyla hareket ediyorlar.
Bu tarz hocalarımızdan bir görüş almak istediğimizde ise öyle ters konuşmalar yapıyorlar ki, aradığımıza adeta bin pişman oluyoruz.
Daha amatör seviyede bu tutum içinde olan kişilerin, daha üst liglere çıktıklarında nasıl bir ruh hâline bürüneceklerini düşünmek bile istemiyoruz.
Bizler her zaman Trabzonlu sporcuların ve takımlarımızın başarılı olmasını isteyen, haberlerimizle kendilerine destek veren gazetecileriz.
Ancak belli bir seviyeye geldiklerinde kendilerini dev aynasında görüp itici tavırlar sergileyenleri gördükçe gerçekten şaşırıyoruz.
Ne bu anlayıştaki antrenörlerin ne de sporcuların çok daha iyi yerlere geleceklerini düşünmüyorum. Bugün elde ettikleri küçük başarıların keyfini çıkarabilirler.
Ama uzun vadede asıl kalıcı olanın karakter ve mütevazılık olduğunu, kibirle yürüyenlerin ise zamanla kaybolup gittiğini görecekler.
Maalesef tablo bu...