Dağ ile deniz arasına sıkışmış Trabzon'unumuzun 1975 yılında toplam nüfusu 731.000 iken  yıl 2014 toplam nüfusu 751.000!
Yani yerinde sayıyor! Bu zaman zarfında İstanbul’un nüfusu 2 kat, İzmir’in nüfusu 3 kat, Antalya'nın nüfusu 4 kat artmış. Kimse neden bu nüfusumuz artmıyor diye sorgulamıyor!.. Milletvekili sayısı 8'den 6'ya düştü. Kimsenin umrunda değil. Yeni sayımlara göre bazı illerin nüfusları arttı Trabzon yine yerinde sayıyor yine kimsenin umrunda değil!

Bu şehir umursamaz şehir!..
Her işte olduğu gibi 'Bana dokunmayan yılan bin yaşasın' mantığı aldı başını gidiyor! Siz bu şehirde bu şehrin hak ve hukukunu korumak için toplu bir eylem gördünüz mü?

Numunesi yok!..
Ne yazık ki Trabzon'un adı büyük, yaşayanları o adla ters orantılı! Bakın bugün Antalya’ya yılda 5 milyon turist geliyor, 2 milyon nüfusu var. Biz de her ekrana çıkan 'Turizm şehri Trabzon' edası ile atıp tutuyor. Nerde kardeşim. Senin bu şehirde hala doğru dürüst  turiste hizmet verecek turizm ofisin bile yok!

Var, meydanda wc'lerin dibinde!
Trabzon’a her yıl gelen yerli yapancı turist sayısı  sadece  200.000 civarında! Doğal güzelliği, dağ ve yaylaları, tarihi kimliği, bünyesinde iki önemli gümrük kapısı bulunduran Trabzon’a turist neden gelmez işte bunu iyi incelemek ve irdelemek gerekir.
Bir kere asayişi bozuk!

Her gün bir başka olayla gazete manşetlerine taşınan bir ile turist gelir mi kardeşim!
Şöyle geriye dönersek son 10 yıl içinde yaşanan olaylara ve yurt içi ve dışı  yansımalarına bakacak olursak  yazacak çok şey yok mu? Hrant Dink, Papaz cinayetlerinden tutun da Trasbzonsporlu futbolcuların ev, işyeri ve araçlarının kurşunlanmasına, TAYAD'lıların linç edilmesi girişimine kadar! Hatırlayın aklından ziyan bir gazetecinin ‘Ordu Trabzon’a müdahale etsin’ başlıklı yazısı hafızalarda daha taze değil mi?

 Bu kadar olayın ardından bu ilin emniyet müdürü Ramazan Akyürek’in İstihbarat Daire Başkanlığı’na terfien atanması, ardından olaylar tamamen durdu derken Trabzon valisi Hüseyin Yavuzdemir’in merkeze alınarak emekli edilmesi ve eski emniyet müdürü Reşat Altay’ın Emniyet Genel Müdürlüğü emrine  çekilmesi  ülke gündemine bomba  gibi düşmemiş miydi?
Şimdi size ‘Bu ilde o tarihten sonra asayişin düzelmesi için ne yaptınız ?’ diye  sormazlar mı?
Yani sorun çok!..

Yeni emniyet müdürü yeni şube müdürleri ve yeni polisler asayişin düzelmesi için güzel adımlar attılar hiç kuşkusuz. Bugünde ellerinden gelen gayreti iyi niyetli bir şekilde sürdürüyorlar. MOBESE'ler bir şehrin  asayişi  için çok ama çok önemlidir. Şehrin merkezinde var, peki mahallelerde var mı?

Yok.. Mahalleyi bırakın bu şehrin en büyük en hareketli ilçesi  120.000 nüfuslu Akçaabat ilçemizde var mı?

Yok!

Neden yok!
Allah vermesin büyük bir olay olursa, zanlısı da bulunmazsa, gündeme gelir o mu bekleniyor! Nerde bu şehrin milletvekilleri, siyasetçileri ve yönetenleri!

Biz İl Emniyet Müdürlüğü Derneği olarak STÖ’leri harekete geçirip 10 polis aracı alıp emniyet müdürlüğüne teslim etmiştik.  Peki  belediyelerimiz, bu şehrin  sahipleri nerede? Kapatılan belde belediye binalarına sarıldılar, kapılarına ek hizmet binası yazdılar. Ve  oradan hizmet vereceklerini sandılar. Bu ülkenin Başbakanı Recep Tayip Erdoğan 'Tek elden hizmet' diyor. Özel idare ile belediyeleri birleştiriyor AKP'li başkanlar 'Çok elden hizmet' diyorlar!

Burada  bir anlayış farklılığı var.

Düşünebiliyor musunuz 120.000 nüfuslu Akçaabat'ın İlçe Emniyet Müdürlüğü ile polis merkezi aynı binada.
Peki ya şube müdürlükleri, teknik birimler hepsi bir arada! Bölge trafik, çevik kuvvet, inşaat-hafriyat resmen  tozun toprağın içinde .

İlin  emniyet müdürü, tüm şube müdürleri her sabah kapıyı çalacak kepçe veya dozerciyi 'Lojmanınızı boşaltın Akyazı’yı engelliyor veya Kanuni Bulvarı üzerinde kaldınız' diyecek diye bekler olmuş"!

Kimin umrunda!

Bu ilin emniyet müdürü, şube müdürleri şimdi ne yapsın!
Görevini en iyi şekilde yapmaya çalışıyorlar ama sahipsizler!
Sonra biz asayiş desek ne olur!..