Baskı günleriydi, arka kapıların kör odalarında beylik lafların zafer gazaları eda edilirdi. Ağzı az laf yapanın imam olduğu çok vakarlı saatler sabaha uyanırdı. Büyük idealler kesiksiz nutuklara dönüşür, bir ekmek bölüşülürdü. Darü'l harpte namaz mı kılınır, kadın sesi haramdır, höparlörle ezan, faiz meselesi ardı gelmez müzakereler...
En çok da milli ve manevi değerler diye başlanırdı söze. Mangalda köz kalmazdı. Siyonizm, masonluk, hümanizm, Darvinizm'den söze başlanır, kuşatılmışlığımıza kadar uzardı sohbetler. Derinlik olmasa da uzun uzun lafazanlıklar gırla giderdi. Haklı birçok değerlendirme sığ bilgi rampasında yorulur kalırdı. İnandıkları için değil gelenek emrettiği içindi bu başlangıç. Zaman geçti, adam aynı ama söz değişim geçirdi. Manevi değerler şimdilik baki ama milliyet konusu teneşire yatırıldı. Şimdilik diyorum zira manevi meseleler de sorgu odasına alınabilir. Yeter ki işaret alsınlar atalarından, millet yürür arkalarından.
Kendilerinin fikirleri yoktur. Kendileri düşünürse ayıp ederler. Onların yerine kıratı ağır zevatlar zaten düşünmekte. Ayrıca neden kafa yorsunlar. Kafa yormak için kitaplar karıştırmak, değişik bakışaçılarını irdelemek kasavet verir. Neme gerek özgün yaklaşım, bizim için gecesini gündüzüne katan muhteremler var.
Ülkenin geleceği bizim gibi zavallılara mı kaldı derler. Ortaasyadan Arabistan'a uzanan oradan Balkanlara Avrupaya yelken açmış çok karmaşık bir kültür mazisini biz nasıl algılayalım derler. Hakeza bu ülkeyi kendi varlığından çok düşünen fikir üstatları gücendirilir mi hiç? Onlar konuş demeden meselere dalmak, yaya kalmaktır. Cüce aklımızla emredilmeden milliyet gibi cerbezeli konuya girmek yakışık alır mı? Hem girsek ne hükmü olur büyük kimlikli düşünceler karşısında. Bizim hüvviyetimizi devletten önce onlar doldurmuş. O yazgı gibi dururken hıkdeyicilik ayıp kaçmaz mı?
Haklısınız hükümsüzler haklısınız. Etten önce kazana atlamak olmaz. Kazan ortada kalırsa. Ne gam değil mi?
"Bilimlik verilerin analizi fikri; analizsiz tekrarlar zikri ortaya çıkarır."