Avrupadaki en ateşli taraftara sahip olan deplasmanlardan birinde Aris ile karşılaştık. Hafta sonunda alınan galibiyet ile daha moralli çıktığımız maça rakibin baskılı savunması karşısında top kayıplarıyla başladık.
Hafta sonunda yokluğunda kritik bir galibiyet aldığımız Kinsey’in gelişiyle daha iyi bir takım yapısı görmeyi bekliyorduk. Ancak oyuncu ve teknik ekibin bu maça yeterli konsantrasyonu sağlayamadığı hepsinin vücut dilinden belliydi.
İlk yarıda yaptığımız çok sayıdaki top kaybına rağmen, rakibin de zaman zaman ayak uydurması ve aldığımız hücum reboundlarıyla skora tutunabildik.
İkinci yarı başında pas organizasyonunda daha iyi bir görüntü sergilesek de iyi hücum ettiğimiz pozisyonlarda yakaladığımız boş atışları isabete çeviremeyince öne geçmeyi bir türlü başaramadık. Son periyodun başından itibaren rakibin skor üstünlüğünü çift hanelere çekişiyle oyuncularımızın da zaten az olan maça dair arzuları kolayca kırıldı.
Maçın genelini ele aldığımızda üst üste 3 dakika hücum ve savunmada iyi konsantrasyon ile doğru basketbol oynamadık. Zaten maçın oynanış tarzı ve skoru Trabzon’daki maçın kopyası gibi çekişmeli ama sıkıcıydı. İki taraf da basketbolun doğrularını oyuna yansıtamadı ve üst düzey bir maç izlemedik. Yalnızca kazanan taraf değişti.
Hücumda gerçekten çok düşük bir yüzdeyle hücum ettik. Kinsey başta olmak üzere kısaların düşük yüzdeli performansıyla hücumda ciddi problem yaşadık. Kırılma anlarında yakaladığımız şutları değerlendirememiz maçın skorunu belirleyen etkenlerdi.
Hardy böyle durağan oynanan oyunda dahi maçın tamamında sahada kalarak, son 3 maçın neredeyse tamamında dinlenme imkanı bulamadı. O’nun oyun süresinin iyi ayarlanmaması, maç içerisinde aktif dinlenme yapmasına ve gözden kaybolmasına sebep oluyor ki bu takımın oyununu da aşağı çekiyor.
Oyuna girdiği dönemde özellikle savunmada iyi işler yapan Kulig’in son çeyrekte kenarda unutulmasını ve Hakan’ın cidden çok az süre almasını da çok doğru bulmuyorum. Ligde bu kadar kötü giderken, Avrupa’da kazanmak için pek de efor sarf etmediğin bir maçta as oyuncuları bu kadar yormak ne derece doğru?
Son maçlarda ilk beşte başlayan Sertaç ve Berkay, gösterdikleri performansa endeksli olmadan maçta 10 dakika dahi süre alamıyor ve maçın büyük çoğunluğunda kenarda unutuluyor. Bu oyunculara 10 dakika oynatacak kadar güvenilmiyorsa neden ilk beşte başlıyorlar?
Rotasyonda yaşanan problemler, takımın maç sonunda ne kadar diri kalacağını ve maçı kazanacak enerjiyi ne kadar ortaya koyacağını direk etkiliyor. Hafta içi benchini doğru kullanan Markoviç, bugün rotasyon konusunda sınıfta kaldı.