Mutlu yarınların temeli doğru eş seçimiyle başlar. Hayatımız boyunca karşılaştığımız en kritik dönemeçlerden biri —belki de birincisi— hayatımızı birleştireceğimiz insanı seçmektir. Meslek seçimi için yıllarca eğitim alıyor, sınavlara hazırlanıyor ve okullar okuyoruz. Peki ya bir ömrü paylaşacağımız insanı ve geleceğimizi belirlerken, eş seçiminde hangi rehberliğe güveniriz? Çoğu zaman tesadüflere, modern yaşam kültürünün sunduğu tercihlere ya da sadece anlık duygu yoğunluğuna...
Gençlerimize araba kullanmayı öğretmek için kurslar açıyor, vasıfsız bir iş için dahi eğitim veriyor, hatta okuryazarlık üzerine seminerler düzenliyoruz. Ancak söz konusu; hayatın temel unsuru olan bir aile kurmak, "evlilik" çatısı altında iki farklı hayatı uyum içinde harmanlamak olduğunda, devlet ve toplum olarak adeta herkesin bunu doğuştan bildiğini varsayıyoruz. Oysa bugünün karmaşık dünyasında evlilik; sadece iyi günde ve kötü günde bir arada durabilmenin ötesinde derin bir iletişim, empati, kriz yönetimi ve ortak bir vizyon gerektirir.
İşte bu alanda bilinçli bir toplumsal dönüşüm yaratamadığımız için bunun bedelini hem bireyler hem de toplum olarak ağır ödüyoruz. Korkarım ki bugünden acil önlemler alınmaz ve bu durum böyle devam ederse, tablo her geçen gün daha da ağırlaşacaktır. Artan boşanma oranları, sarsılan aile bağları, tükenmişlik sendromları ve en önemlisi bu huzursuz atmosferde büyümek zorunda kalan çocuklar... Dolayısıyla ardından gelecek olan ivmeli bir kısır döngü ile bu yıkım devletin ekonomisine kadar yıkıcı bir etki ile devam edecektir...
Sağlıklı bir nesil yetiştirmek; ancak huzurlu, güvenli ve yapıcı iletişim kurabilen yuvalarla mümkündür. Huzurlu bir toplumun çekirdeği ise mutlu ve birbirini anlayan ailelerdir.
İşte tam da bu yüzden, eğitim müfredatımıza ve toplumsal gelişim programlarımıza "Eş Seçimi ve Birlikte Yaşam Eğitimi" üç aşamalı bir plan dâhilinde acilen eklenmelidir:
1. Birinci aşama (Acil Eylem Planı): Hâlihazırda evli ve çocukları belirli bir yaşın altında olan ailelere yönelik kapsamlı bir farkındalık destek eğitimleri verilmelidir.
2. İkinci aşama: Evlilik aşamasında olan çiftlere bu farkındalık eğitim zorunlu olmalı; eğitimi tamamlamayan çiftlerin nikâh işlemleri gerçekleştirilmemelidir.
3. Üçüncü aşama: Ortaöğretim (lise) seviyesindeki gençlere, ergenlik döneminden itibaren bilinç kazandırmak amacıyla müfredata mecburi bir ders olarak dâhil edilmelidir.
Bu eğitimler uzmanlar tarafından verilmeli; gençlere önce kendilerini tanımayı, doğru iletişim kurmayı, beklentilerini gerçekçi bir zemine oturtmayı ve çatışmaları yıkıcı değil yapıcı bir şekilde çözmeyi öğretmelidir.
Unutmayalım ki bilinçli bireyler, bilinçli eşler ve bilinçli ebeveynler olmaksızın ne sağlam bir gelecek ne de huzurlu bir toplum inşa edilebilir. Mutlu yarınların inşası, bugün gençlerimize sunacağımız bu hayati rehberlikle başlayacaktır.