Buna rağmen lig üçüncülüğü ve Türkiye Kupası şampiyonluğu bizlere teselli olmuştu.

Özellikle kupa zaferi, camiamıza moral olmuş, yeni sezon için umutlarımızı yeniden yeşertmişti. Yeni sezon öncesinde ise çok daha güçlü bir kadro oluşturuldu.

Başta Salah olmak üzere önemli takviyeler yapıldı ve taraftarın beklentisi doğal olarak yükseldi. Ancak ligin ilk 5 haftası sonunda hiç beklemediğimiz bir Trabzonspor ile karşı karşıya kaldık. Alınan olumsuz sonuçların yanı sıra ortaya konulan etkisiz futbol da hepimizi şaşırttı. Geçtiğimiz sezon takımın performansını beğenmezken, bu sezon geldiğimiz noktada o dönemin futbolunu bile arar hale geldik.

Kalitenin artmasını beklerken daha da geriye gidilmesine bir anlam veremedik.

Şimdi ise teknik direktör değişikliği yaşandı ve Trabzonspor adına yeni bir dönem başladı. Elbette ligin ilk 5 haftasının kötü geçmesi, sezonun tamamının böyle devam edeceği anlamına gelmez. Trabzonspor'un elinde kaliteli ve önemli oyunculardan oluşan bir kadro var. Önemli olan, bu kadrodan en yüksek verimi alabilmek.

Doğru sistem, doğru kadro tercihleri ve oyuncuların gerçek performanslarını ortaya koyması halinde çok daha farklı bir Trabzonspor izleyebiliriz.

Temennimiz, bundan sonraki haftaların Bordo-Mavili ekip adına çok daha iyi geçmesi, takımın gerçek kimliğine kavuşması ve zirve yarışında hak ettiği yere doğru ilerlemesidir.

………………..

ÇİMŞİR FIRSATI KAÇIRDI

Trabzonspor’da Fatih Tekke ile yolların ayrılmasının ardından teknik direktörlük görevine geçici olarak Hüseyin Çimşir getirildi.

Çimşir, Bordo-Mavili takımın başındaki ilk sınavında Gençlerbirliği karşısında farklı bir galibiyet alarak macerasına oldukça iyi başladı.

İkinci sınav ise ligde ilk dört maçını kaybeden Konyaspor’du.

Kağıt üzerinde Trabzonspor adına son derece uygun bir rakip vardı.

Üstelik bu karşılaşma Hüseyin Çimşir açısından da sadece bir maç değildi.

Geçici olarak takımın başına getirilen genç teknik adam, alacağı bir galibiyetle yönetimin kendisi hakkındaki düşüncelerini değiştirme fırsatına sahipti.

Belki de birkaç hafta önce geçici olarak başlayan görev, kalıcı bir maceraya dönüşebilirdi.

Ama olmadı...

Hüseyin hoca bu önemli fırsatı ne yazık ki iyi değerlendiremedi.

Özellikle ilk 11 tercihi tartışılırken, maç içerisinde yaptığı ya da yapmadığı hamleler de büyük soru işaretleri oluşturdu.

Trabzonspor sahada beklenen mücadeleyi ortaya koyamadı.

İlk yarıda kaleyi bulan tek bir şut dahi yoktu.

Akıllarda kalan yalnızca Salah’ın yakaladığı net pozisyondu.

Koca bir 45 dakika adeta çöpe gitti.

Trabzonspor bir yandan hücum üretmekte zorlanırken diğer taraftan kalesinde golü gördü. Üstelik Konyaspor’un daha fazlasını bulabileceği anlar da yaşandı.

Asıl düşündürücü olan ise ikinci yarıydı.

Çünkü ilk 45 dakikanın tablosu ortadayken aynı 11 ile ikinci yarıda sahaya çıkmak ve oyuna ciddi bir müdahalede bulunmamak, Hüseyin Çimşir adına önemli bir eksiklik olarak haneye yazıldı.

Hatta maçın gidişatına bakıldığında devre arasını beklemeden bile hamle yapılabilirdi. Konyaspor gibi ligin kötü başlangıç yapan takımlarından biri karşısında Trabzonspor’un bu kadar üretkenlikten uzak kalması kabul edilebilir değildi.

Hüseyin Çimşir’in önünde çok önemli bir fırsat vardı.

Ancak o fırsat, Konyaspor maçının 90 dakikasında sahada kaldı ve kaçtı.

Sonuçta ortaya ne Trabzonspor adına ne de Hüseyin hoca adına iyi bir tablo çıktı.

………………………..

YENİ HOCA YENİ UMUT

Trabzonspor’da Fatih Tekke ile yolların ayrılmasının ardından gözler yeni teknik direktörün kim olacağına çevrilmişti.

Günler boyunca birçok teknik adamın ismi Bordo-Mavili takım ile anıldı.

Sonunda tercih Thomas Reis’ten yana kullanıldı.

Ben yönetimin bu tercihinin doğru bir tercih olduğunu düşünüyorum.

Thomas Reis, Samsunspor’da önemli işler yaptı.

Türk futbolunu, Süper Lig’i ve bu ligin dinamiklerini yakından tanıyor.

Dolayısıyla Trabzonspor’a geldiğinde sıfırdan bir futbol dünyasını keşfetmek zorunda kalmayacak.

Bu önemli bir avantaj.

Ancak şimdi işin en zor kısmı başlıyor.

Çünkü teknik direktörün ismi ne kadar önemli olursa olsun, asıl belirleyici olan sahadaki sonuçlar ve takımın ortaya koyacağı futbol olacak.

Reis’in elinde mevcut bir oyuncu grubu var.

Şimdi yapması gereken, bu kadrodan maksimum verimi almak.

Oyuncuların gerçek performanslarını ortaya çıkarmak, takımın eksiklerini doğru tespit etmek ve Trabzonspor’u yeniden mücadele eden, üreten ve hedeflerine inanan bir takım haline getirmek.

İlk sınav ise hiç kolay değil.

Galatasaray...

Böyle bir maçta alınacak galibiyet yalnızca üç puan anlamına gelmeyecek.

Aynı zamanda yeni teknik direktörün gelişiyle birlikte camianın havasını da değiştirebilecek.

Trabzonspor’un Thomas Reis yönetimindeki ilk maçının Galatasaray karşılaşması olması bu nedenle ayrı bir önem taşıyor.

Yeni hoca, yeni sayfa, yeni umut...

Şimdi söz Thomas Reis ve öğrencilerinde.

…………………………..

ORTA SAHA YETERSİZ

Trabzonspor’un bugün yaşadığı sorunların başında orta saha geliyor.

Bordo-Mavili takımda sezon başından bu yana orta saha için tercih edilen oyunculardan beklenen verim bir türlü alınamadı.

Daha da önemlisi, mevcut orta saha oyuncularının oyun içerisinde yeterince agresif olmadığını görüyoruz.

Adeta durarak oynayan bir orta saha...

Rakibe baskı yok, topu hızlı ileri taşıma konusunda yeterli hareketlilik yok, hücuma geçişlerde gereken dinamizm yok.

Böyle olunca da Trabzonspor’un oyunu doğal olarak sıkışıyor.

Bir takımın kalbi orta sahadır.

Orta saha ne kadar hareketli, üretken ve mücadeleciyse takımın tamamı da o kadar güçlü görünür.

Trabzonspor’da ise şu anda bu bölgede ciddi bir dinamizm eksikliği yaşanıyor.

Elbette transfer dönemi kapandı.

Dolayısıyla mevcut oyunculardan en yüksek verim alınmak zorunda.

Teknik heyetin öncelikli görevi de eldeki kadroyu doğru kullanmak olmalı.

Ancak devre arasında yapılması gereken de şimdiden belli.

Trabzonspor’un orta sahasına dikine oynayabilen, hücum oyuncularını pozisyona sokabilecek, topu hızla ileri taşıyabilecek ve takıma dinamizm katabilecek bir oyuncu kazandırılması gerekiyor.

Böyle bir futbolcunun takıma dahil edilmesi, Trabzonspor’un oyun yapısında ciddi bir değişim yaratabilir.

Çünkü sorun sadece gol atamamak değil.

Sorun, golü hazırlayacak oyunun yeterince üretilememesi.

Trabzonspor’un çözmesi gereken ilk kilit de tam olarak burada.

………………

BOUCHOUARİ TERCİHİ

Trabzonspor’un orta sahasında yaratıcılığıyla öne çıkan oyunculardan biri Benjamin Bouchouari idi. Ancak Faslı futbolcu, yabancı oyuncu sınırı nedeniyle lig maçlarının kadrosunda değerlendirilemedi. Ben bu tercihin Trabzonspor açısından önemli bir kayıp olduğunu düşünüyorum. Çünkü Bouchouari’nin en önemli özelliklerinden biri, oyunun hızını değiştirebilmesi.

Hızlı oynuyor.

Topu ileri taşıyor.

Hareketli.

Dar alanda çözüm üretebiliyor.

Ve en önemlisi, Trabzonspor’un şu anda ihtiyaç duyduğu dinamizmi orta sahaya getirebilecek özelliklere sahip.

Elinizde böyle bir oyuncu varken ondan yararlanamamak doğal olarak düşündürücü.

Trabzonspor’un orta sahasında bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri hareketlilik. Topu ayağına aldığında oyunu ileri taşıyabilecek, rakip savunmanın dengesini bozabilecek oyunculara ihtiyaç var.

Bouchouari tam da bu noktada önemli bir alternatif olabilirdi.

Elbette yabancı oyuncu sınırı nedeniyle teknik heyetin tercih yapması gerekiyor. Ancak keşke bu tercih Bouchouari’den yana yapılmasaydı.

Trabzonspor’un elindeki değerli bir futbolcuyu kenarda bırakması, özellikle de takımın orta sahada üretkenlik ve dinamizm sorunu yaşadığı bir dönemde daha fazla tartışılacaktır.

…………………………………………

BÜYÜK OYUNCU

BÖYLE OYNAMAZ

Trabzonspor’un en önemli kozlarından biri Ernest Muçi.

Muçi, geçtiğimiz sezon takıma önemli katkılar sağladı.

Ortaya koyduğu performansın ardından Bordo-Mavili yönetim de bu oyuncuyu kadroda tutmak için ciddi bir bonservis bedelini göze aldı.

Şimdi sıra Muçi’de...

Çünkü bir futbolcu için yüksek bir bedel ödeniyorsa, bunun karşılığını sahada vermek zorundadır. Muçi de kendisine şu soruyu sormalı.

“Trabzonspor benim için bu kadar büyük bir yatırım yaptı.

Ben de bu takım için ne kadarını verebiliyorum?”

Ne yazık ki bu sezon sahadaki Muçi görüntüsü, beklentilerin oldukça uzağında.

En büyük problem ise isteksizlik görüntüsü.

Adeta durarak oynuyor.

Rakip savunmaya yeterince baskı yapmıyor.

Oyunun içinde zaman zaman kayboluyor.

Böyle olunca da Trabzonspor sahada adeta bir kişi eksik mücadele ediyor görüntüsü veriyor. Konyaspor karşılaşmasındaki performansı ise bu anlamda oldukça düşündürücüydü. Muçi elbette kaliteli bir futbolcu.

Ama futbolcunun kalitesi yalnızca yeteneğiyle ölçülmez.

Büyük oyuncu, büyük maçta ve zor anda sorumluluk alan oyuncudur.

Büyük oyuncu, takımının ihtiyacı olduğunda elini taşın altına koyandır.

Büyük oyuncu, formasını terinin son damlasına kadar taşıyandır.

Muçi’nin artık silkelenmesi gerekiyor.

Kendisinden beklenen kaliteyi, mücadeleyi ve arzuyu sahaya yansıtmalı.

Çünkü Trabzonspor’un Muçi’den beklentisi sadece iyi futbol değil.

Trabzonspor, yatırım yaptığı oyuncusundan sorumluluk, mücadele ve liderlik de bekliyor.

Şimdi top Muçi’de.

Kendisini toparlayacak, sahaya ağırlığını koyacak ve “Ben buradayım” diyecek.

Çünkü Trabzonspor’un gerçek Muçi’ye ihtiyacı var.