Bir şehir mega şehir denen bir kimliğe bürünecekse yapılması gerekenler bellidir.
Öncelikle şehrin zihinsel bir buluşma gerçekleştirmesi gerekmektedir. İnsanlar kelimelerle düşündüğüne göre insan dağarcığının gelişmesi için ivedilikle yapılması elzem olanlar bir plan bütünlüğü dahilinde bu buluşmayla hayata geçirilmelidir.
Bu bağlamda,
Trabzon'un modern bir kitap ve düşünce merkezine ihtiyacı var. Kentin yazar çizer takımının oturacağı, muhabbet edeceği, sahile nazır bir mekan eksikliği büyük bir ihtiyaç olarak kendini hissettirirken böyle bir şey için hala bir hareketin olmayışı üzüntü veriyor.
Şehrin fikir eşrafının kitaplarla, dergilerle, bilişim teknolojileriyle donatılmış bir mekanda, ekonomilerini hiç zorlamayacak, ucuz ama kaliteli bir ortamda buluşturulamayışı, geleceğe dönük tasarımların tartışılıp yeni keşifler yapılmasına mani olmaktadır.
Herkes kendi köşesinde iletişimsiz, irtibatsız, bağlantısız kaldığndan..
Doğal olarak,
Şehir zihinsel bir birliktelik yakalayamadığı için herkes kendi odasında ya da mahdut mekanında 'bizim oğlan elif okur döner döner yine okur'dan öteye geçememektedir.
Sözü edilen mekanda üniversite çevresi, öğretmenler, meslek erbapları, spor, sanat kültür çevreleri aynı çatı altında görüşlere bakılmaksızın bir konsey gibi zaman zaman buluşmadıkça şehrin fikir kimliği gelişemez, istekler ve beklentiler doğru bir istikamette eyleme ve projeye dönüşemez.
Mekansal cemlerin olmaması demek, şehir aklının dağınık kalması anlamına gelir ki,
Herkes kendi mekanından konuşursa karşıt fikirlerin denetleyici etkisinden uzak bir konuşmayla toplumun karşısında beyanda bulunur ki bunun geçerliliği ne olabilir.
Örneğin Akyazı projesi hazırlanırken çeşitli odalar olumsuz görüş beyan ettiler. Bu kentin devasa görünmesinin müsebbibi Trabzonspor bu beyanlardan ötürü statsız mı kalacaktı? Elbette kalmayacaktı, nitekim eleştiriler bazı önemli haklılıklar içerse de çözüm noktasında tatmin edici done ortaya koyulamadığı dikkate alınmadı. Eğer dediğimiz gibi değişik ivmeli çevreler aynı mekanda buluşup konuşma imkanını yakalayabilseydi ortaya konan projenin artısını eksisini mekandaşlık bilinciyle tartışabilselerdi tam ve doğru netice o zaman ortaya çıkabilirdi.
Herkes sazınının teline kafasına göre vurursa buradan armoni değil kakafoni çıkar hakikati gözardı edilmemeliydi.
Hala hiçbir şey için geç kalmış sayılmayız.
El ele verip güzide bir mekanda numune oluşturacak bir yaklaşımla büyük fikirler fırtınasından süküneti güneşli bir şehir oluşturulabilir.
Kopuk zihinlerin, açıları uzak şehir eşrafının birbirinden mesafesi uzak duruşlarından şikayet ettiğimiz bu ortamdan bugünkü manzaradan başka ne çıkabilir?
Aklı, şehir adına aklamadan yüzyılların aşındırıcı etkisine direnen bir şehirleşme ortaya çıkmaz. Bizden demesi...