Ne söyleyeceğimi ne yazacağımı şaşırdım.
Elim gitmiyor..
Sanki bin kilo yük kalbimin üzerinde.

Çok sevdiğimiz dostlarımızın, kardeşlerimizin, ağabeylerimizin acı haberleri ile yıkıldık.

Boğazlarımız düğümlendi, ellerimiz kelepçelendi, yüreğimiz dağlandı.
Divan Kurulu eski başkanımız Ali Özbak’ı yeni kaybetmiştik..
Sonra mesleğimizin duayeni, çok şey borçlu olduğumuz Salih Çamoğlu ağabeyimizi uğurladık..
Önceki gün defnettiğimiz Sebahattin Çakıroğlu’nun acısı henüz tazeyken, akşam saatlerinde Faroz Mahallesi’nin mert adamı Engin Kara başkandan gelen acı haberle yıkıldık.
Ama kabus bitmedi.
Kara’ya ağladığımız saatlerde bu kez İstanbul’dan gelen acı haberle şok olduk.       
Nefesimiz kesildi..
Acı üstüne acı bu olsa gerekti.
Kardeşim Erbay Küçük de iş ortağının hainliği sonucu aramızdan ayrılmıştı.
Üst üste acı haberler, kabus gibi çöktü Trabzon’un üzerine..                                      
Faroz’da, Yenimahalle’de, Ayasofya’da ışıklar söndü..        
Kahvehaneler boşaldı.. Sokaklar sessizliğe gömüldü..
Avni Aker’in deniz tarafı kale arkası ağlıyordur.
Çünkü unutamaz ki Engin Kara’yı, Erbay Küçük’ü..



***


Can dostum Erbay’ım dertliydi..
Kardeşim Erbay ile geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden yazışırken şöyle demişti:
“Antalya’yı bıraktım. Şimdi İstanbul’dayım. Burada çevre düzenleme ve endüstriyel zemin işleri yapıyoruz. Yaşlandık kardeşim.”

Ben de “Sen yaşlanmazsın” deyince “Ruhen çöktük, belli etmemeye çalışıyoruz ama artık kaldıramıyoruz. Rezillik diz boyu ve sadece biz konuşuyoruz. Bu da insanları rahatsız ediyor. Anlamış değilim” cevabı vermişti.
Son sözü ise “Kardeşim sen yoğun adamsın. Fazla zamanını almayayım. Yolun veya işin buralara düşerse ara. Allah’a emanet ol” olmuştu.  
Dost canlısıydı..
Belli ki kardeşime gurbet ellerde iş yapmak ağır gelmişti..

Dürüst, karakterli, olan insanın işi kolay değildir bu ülkede..
Ahh be kardeşim, gurbet ellerde son nefesini verdin.
Gel de ağlama, gel de yıkılma.
Erbay’ın öldüğü gün bir de kızı dünyaya gelmiş..
Kaderin cilvesi bu olsa gerek.
 Şimdi doğduğu büyüdüğü topraklarda o sevdiği dostlarınla son yolculuğuna çıkacak Engin Başkan gibi..

***

İkisi de yakın dosttu.. 
İkisi de aynı gün Hakk’a yürüdü.
Acı kader işte..
Engin Başkan da yok artık..
Gözü pek, yiğit, Trabzon amatör ve profesyonel futboluna büyük emek harcamış, sevilen sayılan, sözü dinlenir adam gibi adamdı..

O da aramızdan bir yıldız gibi kaydı gitti..

Engin başkanımız da, Erbay’ımız da bu şehrin yetiştirdiği gerçekten adam gibi adamlardı. Bu şehrin bütün mahallerinde izleri var.

İkisi de söz konusu Trabzon ve  Trabzonspor olunca gözlerini budaktan esirgemeyen, cesur yüreklerdi.

İkisi de dost canlısı, yardımseverdi..
Yiğitlerdi yiğit..
Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun..
Trabzon’un yiğit adamları güle güle..
Bu şehirde hoş bir seda bıraktınız..

***



ŞEHİDİMİZ DE VAR..               
Bitmedi ki acımız.. Bu kadar hüznün üzerine bir de şehidimizin kara haberi geldi.
Şırnak’taki hain saldırıda Trabzon’umuzun, Arsin’imizin ve milletimizin kahraman evladı İsmail Çil şehit düştü.
Ne söylesem, ne yazsam..
Şehitler ölmez vatan bölünmez İsmail’im..
Emanetin şerefimizdir..
Sen hep kalbimizde yaşayacaksın..