kent, güzel bir bahar yağmuruna uyandı

gece boyunca sessizce biriken bulutlar,

sabahın ilk ışığında kapıyı çalar gibi

bıraktı kendini toprağa

sanki tanrı, küçücük misket toplarını avucundan savuruyordu;

camlara, saçaklara, kaldırımlara…

her damla yuvarlanıyor, zıplıyor, bir başka damlayla çarpışıp dağılıyordu

*

toprağın uyanışı hiçbir şeye benzemez

yağmur damlalarının bir mevsim barındırdığı koku;

toprağa sızan yürüyen her damla toprağın içinden yükselen o ilk nefes

ta insanın içine yürür

kimsenin gücü yetmez onu durdurmaya

o da hiçbir zaman bakmaz ardına

gökyüzü eğilir, yeryüzü başını kaldırır ve bir anlığına öpüşürler

arada biz kalırız;

bu törene biraz tanık, biraz da mahcup

*

B A H R İ

dün uzun uzun bakmıştım ağaçlara

bazı dalların uçları domur domur kızarmaya başlamıştı

henüz yaprak değil, henüz çiçek değil;

ama açıkça bir hazırlık, bir nabız atışı

*

zağanos vadisi içinde yabani kirazlar erkenden kanamış gibi çiçeklenmiş

pembemsi beyazları uzaktan bile seçiliyordu;

sanki vadi, yağmura karşı mendil sallıyordu

*

bir gün önce sıcaklık mevsim normallerinin çok üstündeydi

-yirmi beş dereceyi gördü

insan gömleğini çıkarıp sokağa öylece karışmak istiyordu

bugünse tam tersi: on derece

*

rüzgâr, ince bir serinlikle omuzlara dokunuyor

bahar dediğin biraz da budur zaten;

kararsız, aceleci, çocuk gibi

*

yine de umudumuzu eksiltmiyoruz

toprak kavgaya başlamış bir kere;

kabuğunu yarıyor, içindekini dışarı itiyor

yağmur onun safında

biz de öyle

çünkü her uyanış biraz direniştir ve her bahar,

insanın içindeki kışı yenmek için yeniden yazılmış bir cümle gibi başlar

..