Karadenizliyiz! Trabzonluyuz! İnsanların bizde her zaman kredisi vardır. Hatır için bazen kendimizi bile bir kenara koymuşluğumuz olmuştur. Adamımıza ölümüne sahip çıkarız. Kimselere hırpalatmaz, arkasından konuşmaz, konuşturmayız. Eksiğini gediğini kapatır, mevzu dahi etmeyiz.
Sadri Şener’in bizdeki yeri işte böyleydi.Bir başkaydı. Çünkü geçmişte Trabzonspor için güzel işlere imza atmış, ilk başkanlığı döneminde, paraya pula bir ehemmiyet vermediğini, kulüpten sadece ceketini alıp çıkarak ispatlamıştı. O Sadri Başkanımızdı! İsmi yeniden Trabzonspor’un başkanlığı için telaffuz edildiğinde gözlerimiz parıldamıştı. Yüreğimiz kıpır kıpırdı. Çünkü aranan kan bulunmuştu. Trabzonspor’u kurtaracak adam gibi adam geliyordu. Geleceğimiz teminat altına alınacaktı. Yarışta İstanbul kulüpleriyle boy ölçüşebilecektik. Kendimiz olabilecektik.
O gün gelip çattığında, aslında köprünün altından çok sular akmış olduğunu gördük. Ne köprü eski köprüydü, ne dere temiz kalmıştı, ne de Sadri Şener aynı çizgideydi. Heybetiyle, duruşuyla, vermiş olduğu enerji, saçmış olduğu ışıkla insanlarda hayranlık uyandıran o eski Sadri Başkan gitmiş, yerine gereksiz yerlerde lüzumsuz hicivler yapan, ötekinin berikinin arkasından konuşan, soyunma odalarına inerek rakip futbolcularla muhatap olup, tekme tokatlı kavgalara karışan ve çirkin görüntüler veren, hepsinden kötüsü de Trabzonspor’u “savruk” bir biçimde yönetip kulübü borç batağına saplayan bir Sadri Şener gelmişti.
Başta şaşırdık. Hayal kırıklığına uğramıştık. Bu bizim inandığımız, güvendiğimiz, bel bağladığımız Sadri Başkan olamaz dedik. Ama her şeyiyle ta kendisiydi. Bu bir sendromdur dedik, bekleyelim, işler rayına girer, Sadri Başkan kendine çekidüzen verir diye düşünüp, sabır gösterdik. Gel gör ki, her şey daha kötüye gitmeye devam etti, borç bini aştı. Sadri Başkan gaflarına gaf katıyor, Trabzonspor’u itibarsızlaştırıp, değersizleştiriyordu. Bu durumlara karşı umursamaz bir tavır takınıyor, iyiden iyiye ipin ucunu kaçırıyordu.
Tüm bunlar yaşanadursun, insanlarda hep bir kredisi var olan Sadri Şener, hiçbir zaman tam anlamıyla eleştirilmiyor, yeterince üzerine gidilmiyordu. Bunun tek nedeni kamuoyunun kendisine beslemiş olduğu “vefa” ve “kadirşinaslık” duygularıydı. Ama Şener toplumun kendine gösterdiği bu yumuşak yüzü ve verdiği tavizleri farklı değerlendirdi. “Ben yaptım oldu, çünkü ben yaparsam olur!” düşüncesi her geçen gün kendisini daha büyük girdapların içerisine itti. Üstüne üstlük Şenol Güneş’in de deyimiyle “kargadan kılavuzları” yol güzergâhını çıkmaz sokaklara ve yanlış işlere taşıdı. Kısacası gelinen noktada her şey Trabzonspor adına berbat olmuştu.
Başkan Şener’in göstermiş olduğu eksik ve negatif performans Trabzonspor’un geleceğini karartacak cinstendi. İzlediği yanlış transfer politikaları ve kötü yönetimi Trabzonspor’un yarınlarını kâbusa döndürecek türdendi. 45 trilyonluk borcu 200 trilyonu aşan rakamlara ulaştırmak başarıysa evet Sadri Başkan bu bağlamda başarılı sayılabilirdi(!) Borcun kâğıt üzerinde 120 trilyon gösterilmesi ise tamamen bir hayal ürünü ve kalem becerisidir. 1461’in üzerine çekilen kredilerinse esamisi okunmuyor.
Güya Trabzonspor Avrupa’da sahne alıp 60 trilyon kazanacakmış, Lig TV’den gelecek 40 trilyon kulübü refaha ulaştıracakmış. Minare gölgesinden kira alınacak, davul tozu hammadde olarak kullanılacakmış. Tüm bunlarla Trabzonspor kurtarılacakmış. Mış da mışmış...
Artık size inanmıyoruz Sayın Şener.. Çünkü ipin ucu bir kere kaçtı. Bu sökük daha dikiş tutmaz. Siz, size bunca aht-ı vefa gösterilirken, ekip arkadaşlarınızı birer birer yolda bıraktınız. Yönetiminiz çatırdamaya başladığında, can simidi olarak Şenol Güneş’e sarıldınız. Kendisini ikna edip bünyenize katınca, yönetimin üzerindeki tüm şimşekleri çekmesi için Güneş’e bir paratoner misyonu yüklediniz. İstediği futbolcuları elinizden çıkartıp, talep ettiklerini ise kadroya almadınız. Kamuoyunun önüne Şenol Hoca’yı atıp, kenara çekilerek elinizi ovuşturdunuz.
Yine işler kötü gidince, kötü neticelerin ve kronikleşen başarısızlıkların tek müsebbibi Şenol Hoca’ymışçasına, günah keçisi olarak onu kurban ettiniz. Yani sizin kafanıza göre Güneş’in doğması da, batması da(!) üzerinizi ısıttı. Gönderme biçiminiz, uğurlama şeklinizse ayrı bir skandal! Acaba size yakışanı mı yaptınız? Siz böyle birisi miydiniz? Aksini beklemek mi hata olurdu? Biz size bunu yakıştıramadık da! O etik dışı tutumunuzla yollarınızı ayırdığınız Şenol Güneş size ve bu kulübe hiçbir şey kazandırmamışsa bir lig şampiyonluğu, Süper Kupa, Türkiye Kupası, Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı ve totalde 60 milyon Euro’ya yakın bir para kazandırdı. Ayrıca silik ve var olmayan Burak’tan aldığınız 5 milyon Euro’yu ve Güneş’in yarattığı Onur için telaffuz edilen 7,5 milyon Euro’yu da unutmamak lazım.
Siz bu paraları umarsızca çar çur ediyor ve kulübü aldığınız halinin dört beş katı bir borca batırıyorken, sizi kimse yargılamayacak, sorgulamayacak, suçlamayacak! Siz Trabzonspor’a maddi külfetten başka bir yatırım yapmayacaksınız, buna mukabil kabahat hep başkalarında olacak. Siz Elazığ’dan Trabzon’a inmeyen Güneş’in arkasından B planları çevirirken, kendi alternatifiniz yok sanıyor, kan değişimini hep başkalarında arıyorsunuz.
Ama bu vücut iflas etti Sayın Şener. Maalesef beyin ölümünüz gerçekleşti! Yönetim ve siz makineye bağlandınız, solunum cihazı yardımıyla sadece nefes alıp veriyorsunuz. Aile meclisi toplanmak üzere! Daha fazla ıstırap çekmeyesiniz diye fişinizi çekecekler! Haberiniz ola!
-