Sadri Şener sürekli hedef saptırıyor. Kendisini ilahlaştırıp, etrafındakileri sıradanlaştırıyor. Onları itibarsızlaştırdıkça, yüceldiğini sanıyor. Bu taktiği önce Şenol Güneş’in üzerinde denedi. Güneş’i taca attı. Şimdilerde ise Asbaşkan ve yönetimi manipüle etmeye çalışıyor. Bursaspor maçının ardından gazeteciler Salih Uçan’ın Trabzon’a gelememesiyle ilgili detayları öğrenmek istediğinde, Başkan “Onu gidin Nevzat’a sorun!” şeklinde akıllara zarar bir cevap veriyor.
Aslında Sadri Şener “Bunlarla uğraşacak vaktimiz yok. Bugün Trabzonspor’un bulunduğu konum tarihine ve kendisine yakışmıyor. Transferlerde zaman zaman hatalar olabilir. Bu yanlışlardan ben de yeterince nasibimi aldım. On iki yabancıyı takımıma yığdım. Ortalama bonservis bedeli olarak 3 milyon Euro’dan hesap edersek 36 milyon eder. 10 milyon Euro da menajer parası. 15 milyon da futbolculara ödenecek miktar olsa, toplamda kulübü plakayı bulan bir borca ulaştırdım. Esasında hepsini toplayıp, sürümden kazanmak adına satsam 5 milyon etmezler ya! Asbaşkan da ne kurtarırsam kardır mantığını güderek Salih Uçan transferini, nasıl olmazsa Başkanın yaptığı transferler tutmuyor, hep bir fiyaskoya dönüşüyor, bari 1,5 milyon Euro kasada kalsın zihniyetiyle, hareket etmiş, Uçan’ı kaçanı ondan almamış olabilir. Zaten Şakar iyi niyetli biridir. Kimse yokken, herkes bana cephe almışken, bir o, gemiyi terk etmemiştir. Onu kamuoyunun önüne atıp vicdansızlık yapamam. Bu mevzuları daha sonra konuşuruz.” diyerek noktayı koyabilirdi.
Ama Başkanın Trabzonspor’da kalma hesapları, kupaya ve Mehmet Ali Yılmaz tesislerini istimlak etmeye endeksli olduğundan ve bunu kafasına koyduğundan, Şener işi Şakar’ın üzerine atarak onu hedef haline dönüştürdü. Aziz Yıldırım’ın kulüp tercümanına, “Doğru mu Samet?” şeklinde yapmış olduğu nezaketsiz ve insaf dışı muameleyi, anlaşılan bizim Başkan Asbaşkanına yaparak Yıldırım’la atbaşı koşuyor. Bu saatten sonra eğer Şakar mayıs ayında gereğini yerine getirmezse, varsın gerisini Asbaşkan düşünsün...
***
Emre Başkan, Trabzonspor Şampiyon(!)
1461 çıkış yapıp popüler noktaya geldiğinde, TSGİAD pazardan domates biber alıyormuş gibi takıma talip oluyor. Daha sonra iyice cesaretlenen Emre Aksoy olayı Trabzonspor boyutuna taşıyor. Sadri Şener Trabzonspor’u kötü yönettikçe her aklına gelen ve üç beş kuruşu olan, “Trabzonspor’u ben bile daha iyi idare ederim.” diyerek Trabzonspor Başkanlığına soyunuyor. Böylelikle de etrafa hava atıp reklamını yapıyor.
İşin hiyerarşik yapısını biraz inceleseler, Trabzonspor’a kimlerin nasıl başkan olduğunu araştırsalar, yakışanına ve oluruna baksalar, koskoca Koç Holding’in veliahttı, Fenerbahçe’de yöneticilikle başlayan bir Ali Koç örneğini gözlemleyebilseler Trabzonspor’u ne kadar küçük düşürücü bir hamle yapmaya çalıştıklarının farkına varabilirlerdi. Bugünkü Kanuni Futbol Kulübü vakasını iyi analiz edebilseydiler, işin para pul boyutunda olmadığını fark edip, sessiz sedasız sadece Trabzonspor’a katkı sağlamanın hesabını yaparlardı.
Ayrıca bu işler öyle bazı siyasetçilerin kullandığı ucuz taktiklerle, reklam ilanı verir gibi, üç-dört yerel gazeteye aynı günde aynı tornadan çıkmış gibi aynı röportaj göndermekle yürütülmez. Bekle, biraz daha piş bakalım ne olur? Yaşın genç, geleceğin parlak... Ama az daha dur! Yolun açık olsun