Şike süreci ile ilgili yazmaya, konuşmaya, tartışmaya ve yorum yapmaya devam ediyoruz.
2011 yılından bu yana geldiğimiz süreç ise ortada. Yargı sürecinde umutlarımız azalsa da beklemeye devam ediyoruz.
Fakat şu bir gerçek ki vicdanlarda aklanan da karalanan da ortada!
Trabzonspor’un şampiyonluğunu  ve uğradığı haksızlığı artık sağır sultan bile kabul etmiş durumda!
Fenerbahçe ve TFF kabul etmese ne yazar!
Bu sıkıntılı dönemde koca bir şehir ve Trabzonspor ile birlikte gazetecisinden, iş adamına kadar kişiler de mağdur oldu.
Kimi hakaret uğradı, küfür işitti, darp edildi.
Kimi gözaltına alınıp sorgulandı, toplum önünde linç edildi.
O isimlerden biri de Zeki Mazlum..
İş adamı Mazlum’un ne kadar fanatik bir Trabzonsporlu olduğunu onu tanıyanlar çok iyi bilir.
Şike soruşturması kapsamında 11 Temmuz 2011 tarihinde Trabzon’da gözaltına alınan iş adamı Zeki Mazlum, Trabzon Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgusunun ardından İstanbul'a gönderilmiş, evinde ve işyerinde arama yapılmıştı.
14 Temmuz 2011 tarihinde tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Mazlum, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.
Zeki Mazlum için bu dönem karanlık bir kutu..
Ne oldu, niçin gözaltına alındı, neden suçlandı. Hepsi soru işareti?
Maddi-manevi ciddi kayıplar yaşayan Zeki Mazlum Trabzonspor kongresi sonrası önemli açıklamalar yapacak. Şimdilik bu dönemi konuşmak istemiyor. Ama oldukça kırgın!
Şike, şike diyenler işin mağdur tarafını görmüyorlar arayıp sormuyorlar diye sitem ediyor.
Zeki Mazlum  o dönem yaşananları ailesine bile anlatmakta zorlanmış. Mazlum bu süreçle ilgili “konuşacaklarım kitap olur, şimdilik kongreye gölge düşmesin” diyor
Trabzonspor kongresi sonrası Zeki Mazlum’un yapacağı açıklamalarını ben de merak ediyorum.
Bir not düşmekte fayda var. Bu sıkıntılı dönemde süreci bal kaymak yapıp, ekmek arasında yiyenler de var!
Şikeden nemalanlar yani!
Hem de utanmada, arlanmadan! Elbet onları da tarih bir kenara yazdı!

***
RUS KRİZİNDE TİCARETİ KARIŞTIRMAYALIM!

Rusya ile yaşadıklarımız ortada. Haklılığımız ve kararlığımız  elbette tartışılmaz. Fakat bir noktada artık frene basmak zorundayız.
Yoksa ekonomi de bedeli ağır olur.
İki ülkenin de bir birine ihtiyacı var.
Gerilimden uzak, diplomatik adımlarla kriz çözülmeli. Siyasetle, ticareti karıştırmamak gerekRusya gümrüklerini Türk TIR’larına kapadı, işadamları baskı ve gözaltında..
Rezervasyonlar tek tek iptal ediliyor. Yeni sınırlamalar için plan yapılıyor. Birkaç rakam vererek yüksek gerilimin faturasının nasıl ağır olacağını sizlerin yorumuna bırakayım..
İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2014’te 31.2 milyar dolarak olarak gerçekleşmiş..
Bu yılın ilk 9 ayında ise bu rakam 18.5 milyar dolar. Doğalgazın yüzde 55’i petrolün yüzde 35’i Rusya’dan..
Rus Turistler Türkiye’de kişi başına 775 dolar harcama yapıyor. Bu yıl ilk 9 ayda 3.3 milyon turist geldi. Rusya’daki müteahhitlik hizmetleri 62 milyar dolara yakın. Türk müteahhitlerin Rusya’da aldığı işlerin tamamı incelemeye alındı.

***
KADINA ŞİDDETE HAYIR!

Kadının eşi, aile bireyleri ya da sevgilisinden zulüm görmediği gün yok.
Daha da vahimi kadınlar cinayete kurban gitmeye devam ediyor.
Ülkenin dört bir yanında işlenen kadın cinayetleri gazete manşetlerinde eksik olmuyor..
Şiddete başvuran erkeklerin çoğunun kişiliği zayıf, iletişim yeteneği, ruhsal gelişimini tamamlamamış kişiler olduğu artık biliniyor.
Erkeklik algısı işte bu tam bu noktada çökmüş durumda. Kadına yönelik fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik şiddeti yine biz erkekler önleriz..
Hepimize görev düşüyor
Önce kendimizi sonra da çocuklarımızı eğitmek bunun ilk adımı!