Türkiye’de siyaset uzun süredir dar koridorlara sıkıştırılmış durumda. Meclis etkisiz, yargı tartışmalı, medya büyük ölçüde tek sesli. Böyle bir tabloda muhalefetin görevi sadece kürsülerden konuşmak değil, halkın içine karışmak, meydanı terk etmemektir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin hafta içi ve hafta sonu mitinglerine devam etmesi tam da bu nedenle bir tercih değil, zorunluluktur.
Sokağın sustuğu yerde iktidar rahatlar. Sessizlik, adaletsizliğin normalleşmesine hizmet eder. Mitingler ise yalnızca CHP seçmenini değil, geçim derdi altında ezilen emekliyi, geleceğini yurtdışında aramak zorunda kalan genci, borçla yaşayan esnafı yeniden kamusal alana çağırır. “Yalnız değilsiniz” duygusu sandık sonuçlarından önce sokakta üretilir. Kalabalıklar, umutsuzluğa karşı en güçlü panzehirdir.
İktidar yıllardır gündemi beka, korku ve kutuplaşma üzerinden kuruyor. Ekonomideki çöküşü, adalet sistemindeki erozyonu, liyakatsizliği bu gürültüyle perdelemeye çalışıyor. CHP’nin meydanlarda olması, gündemi sarayın değil halkın belirlemesini sağlar. Enflasyonun, işsizliğin, adaletsiz vergi yükünün konuşulmadığı bir ülkede demokrasi yalnızca kâğıt üzerinde kalır. Mitingler bu sessizliği bozan en etkili araçtır.
CHP’nin geçmişte en çok eleştirildiği noktalardan biri “seçimden seçime sahaya inen parti” algısıydı. Bugün bu algıyı kırmanın yolu sürekliliktir. Haftanın her günü, ülkenin her köşesinde yurttaşla yüz yüze kurulan temas, CHP’yi bekleyen değil hareket eden bir siyasal aktör haline getirir. Özellikle gençler için siyaset, uzaktan izlenen bir tartışma değil, içinde yer alınan bir mücadeleye dönüşür.
Son yerel seçimlerde kazanılan belediyeler, sosyal belediyeciliğin mümkün olduğunu gösterdi. Halkçı uygulamalar, dayanışma politikaları ve şeffaf yönetim anlayışı soyut vaatler olmaktan çıktı. Mitingler, bu başarıların ülke geneline taşındığı, “başka bir yönetim mümkün” duygusunun güçlendirildiği alanlardır. Umut, masa başında değil meydanlarda büyür.
Siyaset yalnızca seçmene değil, parti örgütüne de yapılır. Süreklilik gösteren mitingler, örgütü diri tutar, dağılmayı önler, ortak hedef duygusunu pekiştirir. Aynı zamanda iktidarın yıllardır inşa ettiği “yenilmezlik” algısını da aşındırır. Otoriter yönetimlerin en büyük gücü sandık değil algıdır; kalabalık meydanlar bu algının en büyük düşmanıdır.
Türkiye’de seçimler bir gecede kazanılmıyor. Toplumsal psikoloji, aylar hatta yıllar içinde şekilleniyor. CHP’nin mitingleri sürdürmesi, olası bir erken seçime yalnızca teknik değil, toplumsal ve psikolojik bir hazırlık anlamı da taşır. “Alternatif yok” diyenlere karşı en güçlü yanıt, meydanlarda yükselen halk sesidir.
Bugün CHP’nin meydanlarda olmasının anlamı iktidarı devirmekten önce, demokrasiyi ayakta tutmaktır. Çünkü sokak sustuğunda, sandık da anlamını yitirir. Demokrasi, ancak yurttaş konuştuğunda ve meydan dolduğunda yaşar. CHP’nin görevi de tam olarak budur: Yılmadan, yorulmadan, hafta içi hafta sonu, bu sesi diri tutmak.