Trabzonspor’da zaman zaman transferlerde istenilen verimin alınamadığı dönemler yaşandı. Ancak büyük resme baktığımızda Bordo-Mavili kulübün doğru hamlelerle önemli oyuncuları kadrosuna kattığını ve bu transferlerin karşılığını aldığını görmek mümkün. Bugün mevcut oyunculara gelen teklifler de bunun en önemli göstergelerinden biri. Yeni sezona girerken Trabzonspor yönetimi transfer çalışmalarına erken başladı ve genç, potansiyeli yüksek, geleceği olan oyuncuları kadroya dahil etti. Bu isimler sadece bugünün değil, yarının da yatırımları olarak görülmeli. Hem takıma katkı sağlayacak hem de ilerleyen yıllarda kulübe ekonomik anlamda önemli kazanımlar getirebilecek oyuncuların tercih edilmesi doğru bir yaklaşım. Bu noktada yönetimin yaptığı çalışmalar takdiri hak ediyor.
Ancak unutmamak gerekir ki Trabzonspor sıradan bir kulüp değildir.
Bordo-Mavili camia yalnızca oyuncu yetiştirip satan bir kulüp olmanın çok daha ötesindedir. Trabzonspor, Türkiye’nin dört büyük kulübünden biridir ve onun DNA’sında her zaman zirve mücadelesi, başarı ve şampiyonluk vardır.
Elbette genç oyuncular kazanmak, geleceğe yatırım yapmak ve kulübün ekonomik yapısını güçlendirmek büyük önem taşıyor.
Fakat bu hedefler, yarışmacı kimliğin önüne geçmemeli.
Çünkü Trabzonspor’un büyüklüğü sadece yetiştirdiği futbolcularla değil, her sezon zirveye oynama iddiasıyla ölçülür. Bu özelliğin kaybolması, Bordo-Mavili kulübün yıllardır taşıdığı büyük mirasın sorgulanmasına neden olabilir.
İstanbul kulüplerinin ekonomik şartlarının daha güçlü olduğu bir gerçek.
Bunu görmezden gelmek mümkün değil.
Ancak Trabzonspor da kendi değerleri, doğru planlama ve akıllı hamlelerle geçmişte olduğu gibi bu yarışın içinde olabilir. Çünkü bu kulüp bunu daha önce başardı ve yeniden başarabilecek güce sahiptir. Bu sezon yapılan transferlere baktığımızda önemli adımlar atıldığını görüyoruz. Ancak bu sürecin devam ettirilmesi gerekiyor. Bundan sonraki hamlelerde hedef, doğrudan takımın seviyesini yukarı taşıyacak, fark oluşturabilecek oyuncular olmalı. Trabzonspor’un özellikle üst düzey en az 3-4 takviyeyle kadrosunu güçlendirmesi büyük önem taşıyor.
Aksi halde eksik bölgeler tamamlanmadan sezona başlamak, hem lig yarışında hem Avrupa kupalarında hem de Türkiye Kupası hedeflerinde Bordo-Mavili ekibin önüne ciddi engeller çıkarabilir. Çünkü Trabzonspor sadece bir futbol takımı değildir.
Bu şehir için bir sevda, bir aidiyet, nesilden nesile aktarılan büyük bir tutkudur.
Her transfer, her karar, her hamle bu büyük beklentinin sorumluluğuyla yapılmalıdır. Taraftar yıllardır olduğu gibi yine takımının arkasında olacak, ancak sahada da bu inancı besleyecek bir mücadele görmek isteyecektir.
Geçtiğimiz sezon iyi oyuncular kadroya katılmasına rağmen şampiyonluk yarışında fark yaratacak, kritik anlarda sorumluluk alacak, maç kazandıracak oyuncuların eksikliği hissedildi.
Bu eksiklik, hedefe ulaşma yolunda önemli bir engel oldu.
Şimdi aynı sıkıntıların tekrarlanmaması gerekiyor.
Trabzonspor’un ihtiyaç duyduğu bölgeler doğru şekilde tamamlanmalı ve sezona güçlü, dengeli ve hedefleri olan bir kadroyla girilmeli.
Çünkü bu arma, bu şehir ve bu büyük taraftar her zaman zirveyi hak ediyor. Trabzonspor’un yolu yeniden başarılarla dolu günlere çıkmalı.


………………..


TARAFTARIN BEKLENTİSİ NET

Şu günlerde tüm gözler transfer çalışmalarına çevrilmiş durumda.
Bordo-Mavili taraftarlar, yeni sezonda takıma katılacak isimlerin kimler olacağını büyük bir heyecan ve merakla bekliyor.
Çünkü Trabzonspor taraftarı, o formayı taşıyacak, o armanın ağırlığını kaldırabilecek oyuncuların kadroya dahil edilmesini ister. Ancak son günlerde Trabzonspor ile adı anılan bazı isimler gerçekten düşündürücü.
İsimleri Trabzonspor ile anılan bazı oyuncular var ki, bırakın bu formayı giymeyi, Trabzonspor’un kapısından içeri girecek seviyede bile değiller.
Bu formayı giyecek oyuncuların da Trabzonspor’un büyüklüğüne yakışacak belli bir seviyede olması gerekir. Bordo-Mavili takımın hedefleri büyükse, transfer politikası da buna göre şekillenmelidir. Trabzonspor’a gelecek futbolcular sadece kadroyu tamamlayan isimler değil, sahaya çıktığında fark yaratacak, mücadele edecek ve taraftarın gurur duyacağı oyuncular olmalıdır.
Milli takım seviyesinde, kalitesi ve karakteriyle kendini kanıtlamış isimler bu formanın gerçek adayları olmalıdır. Bordo-Mavili camianın beklentisi çok açık:
Yönetim ve teknik heyet, Trabzonspor’un büyüklüğüne yakışacak oyuncular üzerinde birleşmeli. Çünkü bu forma herkese nasip olmaz; bu formayı taşıyan herkes, milyonlarca taraftarın hayallerini de sırtında taşır.

……………….



DEĞERİNE DEĞER KATIYOR


Trabzonspor’un genç yıldızı Christ Oulai, transfer piyasasının en dikkat çeken isimlerinden biri haline geldi.
Bordo-Mavili forma altında sergilediği başarılı performansı Dünya Kupası sahnesine de taşımayı başaran genç oyuncu, her maçta değerine değer katıyor.
Ortaya koyduğu üstün mücadele ve yetenek, yalnızca futbolseverlerin değil, Avrupa’nın önde gelen kulüplerinin de dikkatini çekmiş durumda.
Oulai’nin yükselen grafiği, doğal olarak bonservis bedeline de yansıyor.
Bu durum Trabzonspor adına son derece sevindirici.
Çünkü kulübün geleceği adına yapılan doğru hamlelerin meyveleri birer birer toplanıyor. Beklentimiz, birçok dev kulübün yakından takip ettiği Christ Oulai’nin transferinden Trabzonspor’un hak ettiği seviyede, önemli bir bonservis geliri elde etmesidir. Görünen o ki Trabzonspor, bu genç yetenekten sağlayacağı yüksek transfer geliriyle bir kez daha adından söz ettirecek.
Ancak burada asıl alkışı hak edenler, Oulai’nin potansiyelini erkenden görerek bu transferin gerçekleşmesinde emeği bulunan yöneticiler ve scout ekibidir.
Bugün genç oyuncunun yükselişini gururla izlerken, bu başarı hikâyesinin mimarlarını da tebrik etmek gerekir.
Trabzonspor camiası, bir yandan Oulai’nin gelişimini heyecanla takip ederken, diğer yandan kulübün geleceğine umutla bakıyor.
Çünkü bazen bir transfer sadece bir futbolcu kazandırmaz aynı zamanda bir kulübün vizyonunu, emeğini ve doğru planlamasını da gözler önüne serer.

……………..


TRABZON BÜYÜRKEN
ULAŞIM DA GELİŞMELİ


Şehrimizle gurur duyuyoruz.
Tarihiyle, kültürüyle, doğal güzellikleriyle ülkemizin en özel şehirlerinden biri olan Trabzon’un her geçen gün daha da gelişmesini, vatandaşların yaşam kalitesini artıracak mega projelerin birer birer hayata geçirilmesini arzu ediyoruz.
Bu noktada, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Metin Genç gibi şehrine değer veren, çalışkan ve vizyon sahibi bir belediye başkanına sahip olmamız da bizlere umut veriyor. Ancak her gelişen şehir gibi Trabzon’un da çözüm bekleyen bazı meseleleri bulunuyor. Bunların başında ise toplu ulaşım geliyor.
Özellikle otobüs sefer saatlerinin erken saatlerde sona ermesi, vatandaşların en çok şikâyet ettiği konular arasında yer alıyor. Bugün birçok büyükşehirde toplu taşıma hizmetleri gece geç saatlere kadar, hatta bazı hatlarda 24 saat kesintisiz devam ederken, Trabzon’da otobüslerin oldukça erken saatlerde garajlara çekilmesi vatandaşları mağdur ediyor. Özellikle yolcu yoğunluğunun en fazla olduğu hatlardan biri olan Trabzon-Köşk hattında hafta içi saat 20.30’dan sonra otobüs seferi bulunmuyor. İşinden geç çıkanlar, öğrenciler, hastane ziyaretinden dönenler ya da şehir merkezinde işi uzayan vatandaşlar ulaşım konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor.
“Halka hizmet, Hakk’a hizmettir” anlayışından hareketle, vatandaşların ihtiyaçlarına kulak verilmesi ve özellikle yoğun kullanılan hatlarda sefer saatlerinin daha geç vakitlere kadar uzatılması büyük önem taşıyor.
Çünkü modern şehircilik yalnızca yollar, binalar ve projelerle değil; insanların günlük yaşamını kolaylaştıran hizmetlerle anlam kazanır.
Trabzon büyüyor, gelişiyor ve geleceğe emin adımlarla ilerliyor.
Bu gelişimin ulaşım hizmetlerine de yansıması, vatandaşların beklentilerinin karşılanması adına önemli bir adım olacaktır. Özellikle Trabzon-Köşk hattında sefer saatlerinin yeniden gözden geçirilmesi ve vatandaşların ihtiyaçlarına uygun şekilde düzenlenmesi, hemşerilerimizin ortak beklentisidir.
Yetkililerimizin bu konuda gerekli değerlendirmeleri yaparak yeni bir düzenlemeye gitmesi, şehrimizin yaşam kalitesine önemli katkı sağlayacaktır.


……………………

HAYALLER YARIM KALDI


A Milli Futbol Takımı, Dünya Kupası'ndaki son maçında ABD'yi 3-2 mağlup ederek turnuvaya 3 puanla veda etti.
Ancak bu galibiyet, ilk iki maçta alınan mağlubiyetlerin telafisi için yeterli olmadı ve ay-yıldızlılar turnuvaya grup aşamasında veda etti.
Böylesine kaliteli ve yetenekli oyunculara sahip bir milli takımın, futbolun en büyük organizasyonlarından birine bu kadar erken veda etmesi gerçekten büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Bu başarısızlığın en büyük sorumluluğunun teknik direktör Vincenzo Montella'ya ait olduğunu düşünüyorum.
Yanlış oyun kurgusu, isabetsiz oyuncu tercihleri ve maçlara yeterince doğru hazırlanılamaması, milli takımımızın turnuvada çok daha ileriye gitmesinin önüne geçti. Ben her zaman A Milli Takım'ın başında Türk bir teknik direktörün olması gerektiğine inananlardanım. Milli formanın taşıdığı anlamı, bu ülkenin futbol kültürünü ve taraftarın beklentilerini en iyi bilen isimlerin görev almasının daha doğru olacağı kanaatindeyim.Umuyorum ki en kısa zamanda milli takımımız yeniden doğru yapılanmayı gerçekleştirir ve hak ettiği başarılara ulaşır.
Çünkü bu ülkenin futbolseverleri, çok daha fazlasını hak ediyor.