Bugün fındığın kaderini “çizen” kimi aklı evveller, fındığın piyasadaki fiyat düşüşünün, bir türlü gerçek değerini bulamayışının, üreticinin yüzünün gülmeyişinin gerçek nedenini buldular. “Dış güçler var ya, fındık fiyatının düşmanı onlardır”: Sanki kendilerinin bir fındık, bir tarım, bir hayvancılık politikaları varmış ve destekliyorlarmış gibi…

Fındığın azametli patronları buyurdular ki: “Fındık ihracatındaki sert düşüşün temel nedeni, küresel ölçekte en büyük alıcı İtalyan firması FERRERO’NUN piyasada bu sezon aktif rol almaması oldu.” / Gördünüz mü olanları? Ferrero aktif rol almadı ama “kendileri çok aktif rol aldılar. Hiçbir kusurları yok. / “Serbest piyasada fiyatların 270 TL bandına gerilemesi FERRERO’NUN manevralarından birisidir. Er-geç alım yapmak için piyasaya girecektir.” Fındık taban fiyatı açıklanacağı bir zamanlar FERRERO “benim taban fiyatım 5 TL’dir” dediğinde hiç kimsenin gıgı çıkmamıştı. “Ordu ve Giresun’da yapılan siyasi konuşmalarla” fındık iki buçuk liranın da altına düşmüştü. FİSKOBİRLİK’e açılan savaşta, kıredi vermemeleri için devlet bankaları başta olmak üzere “tüm bankalar tehdit edilmişti.”

Ne güzel değil mi? Her fırsatta “yerli ve milli” diye bir yerlerimizi yırtacağız; üstesinden gelemediğimiz, en azından arzuladığımız gibi becerip çözemediğimiz sorunlarla karşılaştığımızda da sorunları yaratanların ve çözümsüz kılanların “DIŞ GÜÇLER” olduğu narasını atacağız, tüm düşünceleri, bilgileri, yazarçizerleri susturacağız, öngörüsüzlüğümüzü, liyakatsizliğimizi, beceriksizliğimizi örteceğiz. SİZLER NEDEN BİR FERRERO olamadınız? FİSKOBİRLİK’İ NEDEN BİR FERRERO YAPMADINIZ? Bu soruların yanıtını vermeyeceğiz? Ondan sonra da diyeceğiz ki, “Ferrero piyasada aktif rol almadı.”

Kalkındığımızı, büyüdüğümüzü, gayrisafi milli hasılanın milyar dolarları aşarak bir tırılyon bilmem kaç milyar dolara çıktığını söyleyeceğinize, zenginin parasını fakire bölerek kişi başına “17 bin dolarla” “rekor düzeye” çıktığı ile övüneceğinize keşke bir fındık ürünü markasıyla dünyaya nam salsaydınız. Tabii başka markalarla da…

Dış güçleri suçlamaya devam edelim, halkın ürünün para etmesini yabancı şirketlerden “can simidi” gibi bekleyelim. “Dünya fındık ihtiyacının büyük bir kısmını(%63) biz karşılıyoruz” boş övünçleriyle kendimizi avutalım. Hala, “hiçbir suçumuz, hatamız, başarısızlığımız, beceriksizliğimiz” yok gibi halka yalan konuşmaya, “algı yaratmaya” devam edelim. Fiskobirlik’i etkisiz kılmayı, yerine TMO’YU görevlendirmeyi başarı sayalım, ama FİKOBİRLİK’İ bir FERRERO yapamadığımızı asla söylemeyelim. Öyle mi?

Hiç kendinize sormaz mısınız: “Biz burada ne yapıyoruz? Bizim görevimiz nedir? İyi veya kötü, halk bu fındığı üretti. Yıllardan beri de üretmeye devam ediyor. Bu ülkede fındığa dayalı bir sanayi, bir iç ve dış piyasa neden oluşturmadık? Bir zamanlar dünya fındık ihtiyacının %75-80’ini karşılarken Türkiye, neden fındık borsası Türklerin değil de ‘başka insanların’ elindedir, borsa neden İstanbul’da değil de Hamburg’dadır? En büyük fındık kuruluşu FİSKOBİRLİK yok edilirken neden sahip çıkmadık? Fındığa dayalı sanayi olabilecek Giresun Fındık Entegre Tesisleri, Sagra geliştirilip hem iç pazarda, hem dış pazarda birer dünya markası olarak tanınmasına neden sonuna kadar mücadele ederek savaşı kazanmadık? ‘Yerli ve Milli ürünümüz’ diye neden sahip çıkmadık?” İki ismi neden dünya markası yapmadık da FERRERO’NUN pazara girmesinden medet umuyoruz?” / Hollanda’nın çiçek borsası kimlerin elinde, kimler karar veriyor çiçeğin değerine, satımına?

Yıllardan beri “aflatoksin, küllenme, fındık kurdu, uç kurusu, kahverengi kokarca” fındığın ve tüm meyvelerin korkulu rüyası oldu. Kaliteyi düşürdü. Hangi bilimsel çalışmalar yapılarak halk bilgilendirildi? Kaç yerli ilaç ürettik? Bir sürü ilaçların karmasıyla “tedavi edilmeye” çalışılıyor hastalıklar. Doğaya ne kadar zarar veriliyor? Ekosistemde hangi dengesizlikler yaşanıyor? Kimi böcekler, kuşlar, hayvanlar yok olurken, kimileri görünmeye başladı. “Pervane” denilen küçük, beyaz kelebeklerin yerini üstü çizgili kahverengi “vampir kelebekler” aldı. Derelerde balık ve kurbağa kalmadı. Arıları artık salatalık çiçeklerinde görmediğimiz gibi sarıncalı(yaban arıları)da çok seyreldi.

Biz yabancılardan mı medet umacağız? / Bir FERRERO fındık almadı diye karaları mı bağlayacağız? Türkiye’nin neden bir Ferrero’su olamadı? Bu sorunun yanıtı verilmelidir.

Fındık adına büyük büyük laflar edenler, tek çözümü İtalyan firmasının pazara girmesinde görenler, şöyle bir dünyaya baksınlar. Sıcak, ballı börekli yuvalarından çıksınlar. Yaşadıkları saltanatın hakkını versinler, biraz zahmete katlansınlar. Biraz kafa yorsunlar. Nerede yanlış yapıyorlar, bir görsünler. / Hiç kimse bulunmaz Hint kumaşı değildir. Masalarını hak etsinler.

Fındık dış girdisi en az olan ve iki-iki buçuk milyar dolar dışsatım getirisi sağlayan bir üründür. Neden bu, 5-6 milyar dolar olmasın? Ham madde olarak değil de, biraz sanayiyi bulaştırılarak satılsa, bire on getiri sağlayacaktır. Milyonlarca çiftçi fındığın dallarına bakıyor. Fındık çiçekten az mı değerlidir? Hollanda’nın çiçek ihracatından yıllık geliri 5 milyar avrodur.

Birilerinin dediği gibi “taşın altına elini koymak yetmez, tüm bedeni koymak gerekir.

Yıllar önce tartışıyorduk: Türk fındığı neden yabancıların elinde, neden Hamburg borsasında? Neden ederini hep yabancılar belirliyor? Neden bir fındık sanayimiz yok? Bugün aynı soruları tartışıyoruz. O zamanlar dünya fındık ihtiyacının %75-80’ni karşılarken, şimdi %63’lere geriledik. Birileri Pazar payımızın %15’ini ele geçirdi. Nerede o yüksek perdeden “yerli ve milli” diye haykıran dindar ve kindar, milliyetçi ve muhafazakarlar? Çeyrek yüzyılda tütün bitti, hayvancılık bitti, tarım bitti, pamuk, pancar, buğday, nohut, mercimek bitti. Hep dışalımla temin ediliyorlar. Demek ki onların kini dış güçlere değil, bu millete, bu halka imiş…

Sözünü bilen, liyakatlı, inanılır, güvenilir insanlardır vatanını, milletini sevenler. Aklı, bilimi kılavuz seçenler… Fabrikaları, bankaları, şirketleri, yolları, köprüleri, tünelleri, hastaneleri satanlar değil… Bu milletin ürününe, gelirine, kazancına göz dikenler hiç değil.

Sevgiyle, esenlikle kalınız…

[email protected]